Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün

Revzenüñden giren iy māh degüldür ẕerrāt
Nerdübān urdı diler ḫāneñe ine ḫūrşīd

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay (yüzlü sevgili), pencerenden giren şey toz zerreleri değildir; güneş evine inmek ister de merdiven dayamıştır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmış tek bir beyittir. Özkat, Fazlî'nin tezkirelerde yer alan beyitlerini gazeller bölümünün sonunda "Tezkirelerde Müstakil Olarak Yer Alan Beyitler" başlığı altında toplar; Özkat'a göre bu başlık altındaki on dört parça yirmi beyit tutar. Bu beyit o bölümde yüz kırk dördüncü gazel olarak numaralanmıştır ve Riyâzî'nin tezkiresinden alınmıştır. Mısralar arasında kafiye yoktur ("ẕerrāt / ḫūrşīd"); Özkat bu beyti, başı ve sonu tespit edilemeyip tek beyit olarak kalmış sekiz parça arasında sayar. Bu yüzden beytin gazelin hangi yerinden alındığı bilinmez. Kime ve ne zaman yazıldığı da bilinmiyor.

Özkat'ın aktardığına göre Riyâzî tezkiresinin Fazlî maddesi şairin adını Muhammed olarak verir, onu İstanbullu sayar ve "Kara Fazlî" unvanıyla tanındığını söyler; aynı maddede Fazlî'nin 971 yılında öldüğü ve Gelibolulu Âlî'nin onun ölümüne "Fażlī öldi" sözüyle tarih düşürdüğü de kayıtlıdır. Fazlî'nin eksiksiz ele geçen gazellerinin çoğu beş beyitliktir; Özkat'a göre yüz yirmi dört tam gazelin seksen üçü bu uzunluktadır. Tek başına kalan bu beytin ait olduğu gazelin uzunluğu ise bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, gündelik bir görüntüye şairane bir sebep bulur. Pencereden içeri düşen güneş ışığının içinde toz zerreleri uçuşur; şair bunların zerre olmadığını, sevgilinin evine inmek isteyen güneşin dayadığı bir merdiven olduğunu söyler. Gerçek sebebin yerine güzel bir sebep konulması hüsn-i talil sanatıdır. Pencereden süzülen ışık demetinin merdivene, içinde sıra sıra parlayan zerrelerin de basamaklara benzetildiği anlaşılır; bu ayrıntı çıkarımımızdır. Sevgiliye "māh" (ay) diye seslenilir; ay ile güneş (ḫūrşīd) arasındaki tenasüp beytin asıl nüktesini kurar: gökte aya üstün gelen güneş, burada yeryüzündeki aya, yani sevgiliye ulaşmak için bir merdivene muhtaç olur. "Revzen" (pencere), "nerdübān" (merdiven) ve "ḫāne" (ev) kelimeleri de evin parçaları olarak birbiriyle uyumludur. Bu tespitler bizimdir. İkinci mısradaki "diler" fiili güneşe bir istek yükler: güneş, bir âşık gibi sevgilinin evine girmenin yolunu arar. Bu kişileştirme de tespitimizdir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 370, gazel no. 144 (Riyâzî tezkiresi); ayrıca s. 13 ve 21 (Riyâzî'nin Fazlî maddesi), s. 62 (tezkirelerdeki beyitler ve tam gazeller) ve s. 69 (tek beyitlik parçalar), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
  • Riyâzî Mehmed, Riyâzü'ş-Şu'arâ, yazma, Millet Ktp., Ali Emîrî Kısmı nr. 765 (Özkat'ın aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar