Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Reh-rev-i rāh-ı ma‘ānī çābük-i meydān-ı naẓm
İkidür Fażlī cihān içinde meşhūr-ı cihān
Birine mevlid Sitanbul u birine Edrine
İkisi de birbiriyle hem-rikāb u hem-‘inān
Fażlī-i s̱ānī de gerçi yüğrügidür ‘arṣanuñ
Aḳsadur anı velī Fażlī-i evvel her zamān

Günümüz Türkçesiyle

1. Mana yolunun yolcusu, şiir meydanının çevik binicisi olarak dünyada adı dünyaya yayılmış iki Fazlî vardır.

2. Birinin doğum yeri İstanbul, ötekininki Edirne'dir; ikisi birbiriyle üzengi üzengiye, dizgin dizgine at sürer.

3. İkinci Fazlî de gerçi bu meydanın hızlı atıdır; ama birinci Fazlî onu her zaman aksatır, geride bırakır. (Beyit iki türlü okunabilir: "birinci Fazlî" ilk anılan İstanbullu Fazlî ise şair kendini üstün tutar; "evvel" kelimesi "önce gelen, yaşça büyük" anlamında alınırsa sıralama tersine döner.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir üç beyitlik bir kıtadır. Kıta, matla beyti olmayan, yani ilk beytinin mısraları kendi arasında kafiyeli olmayan, iki ya da daha fazla beyitlik kısa şiirdir; burada yalnız beyitlerin ikinci mısraları kafiyelidir: cihān, ‘inān, zamān. Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Mustafa Özkat bu manzumeyi divanın kıtalar bölümünde 11. kıta olarak, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmından (vr. 249b) yayımlar. Özkat'a göre divanın tarih ve kıtaları yalnız bu nüshada vardır. Kıta, Özkat'ın tezinde iki kez daha alıntılanır: şairin İstanbullu olduğunu gösteren belge olarak ve onun etkilendiği şairler tartışılırken.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıtanın bütün imgeleri at ve binicilik alanından seçilmiştir. Şairler "çābük-i meydān-ı naẓm", şiir meydanının çevik binicileridir; ikinci beyitte "hem-rikāb u hem-‘inān", yani üzengi üzengiye, dizgin dizgine giderler; üçüncü beyitte ikinci Fazlî bu meydanın "yüğrük"ü, hızlı koşan atıdır. Bu kelimeler arasında açık bir tenasüp vardır. Kıtanın asıl iğnesi son beyitteki "aḳsa-" fiilindedir. Edirneli adaşı topal olduğu için "Fazlî-i Leng", yani topal Fazlî diye anılıyordu; "aksatmak" fiili hem yarışta geride bırakmayı hem de bu topallığı hatırlatır. Özkat, Kara Fazlî'nin burada Fazlî-i Leng'in topallığına işaret ederek onun şiirlerinin aksak olduğunu söylediğini belirtir. Bu, bir kelimenin iki anlamıyla oynayan bir tevriyedir.

İlk iki beyit, iki şairi neredeyse eşit gösterir: ikisi de mana yolunun yolcusu, ikisi de dünyada ünlüdür, birbirleriyle yan yana at sürerler. Övgünün dengesi son beyitte bozulur ve kıta bir şaka, bir şair atışması havasına bürünür. Özkat bu şiiri, Fazlî'nin Fazlî-i Leng ile kendini kıyasladığı ve şairliğiyle övündüğü bir manzume olarak tanımlar.

Tarihî Bağlam

Özkat'ın tezkirelerden derlediği bilgiye göre Edirneli Fazlî'nin asıl adı Fazlullah'tır ve topal olduğu için Fazlî-i Leng diye tanınmıştır. Devrin ilimlerini okumuş, Amasya müftüsü Ümmülveledzâde'den mülazım olmuş, resmî bir göreve atanmadan Kanuni devrinde ölmüştür; ölüm tarihi bilinmez. Âşık Çelebi, onun kendini büyük bir âlim ve şair sandığını, aynı topallık üzerine söz oyunları yaparak anlatır. Kara Fazlî'nin İstanbullu olduğunu tezkirelerin hepsi kaydeder; Özkat, bu kıtanın şairin doğum yerini kendi ağzından da doğruladığını belirtir. Kıtanın ne zaman yazıldığı bilinmez.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-Şu'arâ, nşr. G. M. Meredith-Owens, Londra 1971, vr. 197b (Özkat'taki aktarımla).

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar