Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fe‘ilün
Şöyle ḥayrānlar olmuşuz ki bugün
Geçmege kendümüzden oldı yaḳīn
Ben didüm Rüstem’e murāduñ ne
Döndi ol da murāda didi hemīn
Ki bize n’olsa beng ile ‘acebā
Āteş-i cū[yı] bulmaġa teskīn
Döndi ol dem murād açup dehenin
İtdi kām-ı murādumuz şekerīn
Didi kim olsa ṭatlu ḳısmından
Her ne olursa lā-‘ale’t-ta‘yīn
Rüstem ider şeker börek nicedür
Ḳılmaġa kām-ı cānı ẕevḳe ḳarīn
Ben didüm olmaz ise ol ḥāṣıl
Şekerüñ şerbeti daḫı şīrīn
Günümüz Türkçesiyle
1. Bugün öyle şaşkın, öyle hayran olmuşuz ki kendimizden geçmemize az kaldı.
2. Rüstem'e "Muradın ne?" dedim; o da Murad'a döndü ve "işte şu" dedi.
3. "Bu esrarın yanında, açlığın ateşini yatıştırmak için acaba elimize ne geçse?"
4. O anda Murad döndü, ağzını açtı ve muradımızın damağını şekerli kıldı.
5. Dedi ki: "Tatlı cinsinden ne olursa olsun, hangisi olduğu fark etmez."
6. Rüstem der: "Can damağını zevke yaklaştırmak için şeker börek nasıl olur?"
7. Ben dedim: "O ele geçmezse, şeker şerbeti de tatlıdır."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir kıtadır; ikinci mısralar -īn sesiyle kafiyelidir (yaḳīn, hemīn, teskīn, şekerīn, ta‘yīn, ḳarīn, şīrīn) ve Özkat bu kıtayı zengin kafiyeli sayar. Vezin hafif bahrinin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Mahlas yoktur. Kıta yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 249a) bulunur. Üçüncü beyitteki köşeli parantez, Özkat'ın vezin gereği metne eklediği eki gösterir. Ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Özkat, dokuzuncu ve onuncu kıtaların zevk veren bir maddenin, esrarın, içimiyle ilgili olduğunu belirtir. Bu kıta bir arkadaş meclisinden kısa bir sahnedir: üçüncü beyitte geçen "beng" kelimesi bu maddeyi anar; ardından meclistekiler bir şeyler yiyip içmek ister. Konuşma diyalog halinde ilerler: şair soruyu sorar, Rüstem ve Murad cevap verir, sonunda şair kendi önerisini ekler. Bu canlı konuşma dili ve gündelik "şeker börek", "şerbet" gibi kelimeler, kıtaya şakacı bir hava verir.
Metinde bazı yerler iki türlü okunabilir. "Murād" kelimesi ikinci ve dördüncü beyitte bir kişi adı olarak anlaşıldığında konuşma akıcı bir sahneye dönüşür; aynı kelime "dilek" anlamında da kullanıldığı için şair adla dilek arasında bir cinas yapar. Ancak neşirde kelime küçük harfle yazılmıştır ve kişi adı okuması bizim yorumumuzdur. Üçüncü beyitteki "āteş-i cū" tamlamasında "cū" kelimesi Arapça "cū‘" (açlık) olarak anlaşılmıştır; bu da tahminimizdir. Bu okumayla beyit, esrarın ardından gelen açlığı ve tatlı arzusunu anlatır; kıtanın şeker, börek ve şerbetle bitmesi de bu okumaya uyar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 379, kıta no. 9 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 249a); ayrıca s. 65 (kıtalar üzerine), s. 69 (kafiye) ve s. 123-124 (metin kuruluşunda kullanılan işaretler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






