Özgün Metin

Vezin: Müstef‘ilün Fe‘ūlün Müstef‘ilün Fe‘ūlün / Mef‘ūlü Fā‘ilātün Mef‘ūlü Fā‘ilātün

هر شاعري كه باشد از علم و معرفت دور
مانند خواجگان مغرور و بي بضاعت
مخلص نهادن خود بی شعر مرد نادان
دعواي پادشاهست بي لشكر و رعيّت

Latin harfleriyle okunuşu: 1. Her şā‘irī ki bāşed ez ‘ilm ü ma‘rifet dūr / Mānend-i ḫvācegān-ı maġrūr u bī-biżā‘at
2. Maḫlaṣ nihāden-i ḫod bī-şi‘r merd-i nādān / Da‘vā-yı pādişāhest bī-leşker ü ra‘iyyet

Günümüz Türkçesiyle

1. İlimden ve irfandan uzak olan her şair, mağrur ama sermayesiz tüccarlara benzer.

2. Şiirden nasibi olmayan cahil adamın kendine mahlas koyması, askeri ve tebaası olmayan birinin padişahlık iddia etmesine benzer.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir iki beyitlik Farsça bir kıtadır. Kıta, matla beyti bulunmayan, yani ilk beytinin mısraları kendi arasında kafiyelenmeyen kısa bir nazım şeklidir; burada yalnız ikinci mısraların sonundaki "bıżā‘at" ve "ra‘iyyet" kelimeleri kafiyelidir ve Özkat bu kıtayı yarım kafiyeli sayar. Özkat vezin olarak iki kalıp verir: "müstef‘ilün fe‘ūlün müstef‘ilün fe‘ūlün" ve "mef‘ūlü fā‘ilātün mef‘ūlü fā‘ilātün". İki kalıbın aynı hece dizisini verdiği tespitimizdir. Mahlas yoktur. Kıta Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 249b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Özkat'a göre Fazlî'nin divanında Farsça yazılmış iki kıta vardır: on ikinci ve on dördüncü kıtalar. Neşir bu kıtayı Arap harfleriyle verir, okunuşunu göstermez ve beyitlerin Türkçe anlamlarını dipnotta bildirir. Özgün metin Özkat'ın Arap harfli yazımıdır. Altındaki Latin harfli okuma bizimdir; günümüz Türkçesine aktarım Özkat'ın dipnottaki anlamlarına dayanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıta, şairliğin bir bilgi işi olduğu düşüncesini iki benzetmeyle anlatır. İlk beyitte ilimden ve irfandan nasibi olmayan şair, sermayesi olmadığı halde gururundan bir şey kaybetmeyen tüccara benzetilir. "Ḫvācegān" kelimesi burada büyük tüccarları anlatır; elinde malı olmadan kendini tüccar sanan kişi gibi, bilgisi olmadan kendini şair sanan kişi de boş bir iddia taşır. İkinci beyitte benzetme daha da büyür: şiirden anlamayan cahilin kendine mahlas edinmesi, ordusu ve halkı olmayan birinin padişahlık iddiasına benzetilir. Mahlas, divan şairinin şiirlerinde kullandığı takma addır ve şairliğin bir işareti sayılır; Fazlî'ye göre bu işaret, arkasında hüner yoksa anlamsızdır.

İki beyitte de bir unvan ile ona dayanak olan şey karşı karşıya konur: tüccar ile sermaye, padişah ile asker ve tebaa, şair ile ilim. Bu karşılaştırmalar bir teşbih zinciri kurar. Özkat, divanda yan yana duran Farsça on ikinci kıta ile Türkçe on üçüncü kıtanın Fazlî'nin şiir ve şair geçinenler hakkındaki düşüncesini yansıttığını belirtir. On üçüncü kıtada da her mahlas taşıyanın şair olmadığı söylenir; Mesih sıfatıyla anılan Deccal ile gerçek peygamber nasıl bir değilse, şair ile şairlik taslayan da bir değildir. İki kıtanın aynı düşünceyi biri Farsça, biri Türkçe olarak işlemesi, Fazlî'nin bu konuya verdiği önemi gösterir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 380, kıta no. 12 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 249b; beyitlerin anlamları dipnotta); ayrıca s. 64-65 (kıtalar üzerine), s. 69 (kafiye) ve s. 110-111 (Farsça şiirleri), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar