Amasya'dan kuzeye, Taşova yönüne çıkan yol Yeşilırmak vadisinin dar ve sıcak havasını geride bırakır, Akdağ'ın doğu uzantılarında kıvrılarak yükselir. Yükseklik arttıkça meşe ve çalı toplulukları yerini sarıçam ve kayına bırakır, hava serinler. Yaklaşık bin elli metrede, dik bir vadinin içine sıkışmış gibi duran Boraboy Gölü belirir. Göl, Taşova ilçesine bağlı Boraboy köyünün sınırları içindedir; il merkezine altmış bir ile altmış üç kilometre, Taşova ilçe merkezine ise kaynaklara göre on beş ile yirmi beş kilometre arasında değişen bir uzaklıktadır. Bu ölçülerin farklı çıkması, yolun hangi kavşaktan ölçüldüğüne bağlıdır. 2013 yılında çevresiyle birlikte tabiat parkı olarak ilan edilen alan, Türkiye'de sayısı sınırlı olan heyelan set göllerinden birini koruma altına alır.
Gölün adı kaynaklarda Boraboy, Borabay ve Gölbeyli biçimlerinde geçer; yabancı kaynaklarda Kocabey Gölü adına da rastlanır. Yöre halkı ve gezi yazarları çoğunlukla Borabay der, resmî kayıtlar ve tabiat parkının adı ise Boraboy yazımını kullanır. Köy adının, Orta Asya'dan gelen Türk boylarından biri olan Bora boyuna dayandığı yolunda yaygın bir anlatı vardır. Bu anlatı yerel hafızaya ve gezi literatürüne dayanır, yazılı bir belge sunulmamıştır; yöredeki yaygın bir kanaat olarak anılmalıdır.
Gölün Oluşumu
Boraboy, halk arasında sıklıkla krater gölü sanılır. Oysa gölün oluşumunda volkanizma rol oynamamıştır; göl bir heyelanın eseridir. Orta Karadeniz Bölümü'nün iç kesiminde, Amasya'nın kuzeydoğusunda yer alan göl, jeomorfoloji literatüründe eski bir heyelan şeddi gölü olarak tanımlanır. Karadeniz Bölgesi'nde iklim ve yer şekilleri heyelanlara sık sık zemin hazırlar. Derin vadilerde akan derelerin önü kayan kütlelerle kapanır ve arkada su birikir. Sera, Tortum, Gaga ve Yedigöller bu türün tanınmış örnekleridir; Boraboy da aynı sınıfta yer alır.
Gölün çevresindeki kayaçlar, oluşumun nedenini açıklar. Akdağ'ın Yeşilırmak ile Tersakan Çayı arasında kalan doğu uzantısında, bin kırk beş metre dolayındaki göl çevresinde Permiyen yaşlı kristalize kalkerler, Jura yaşlı tüf ve aglomeralar ile Pliyosen karasal tortulları yan yana gelir. Alanda en geniş yer tutan Jura birimi, tüf ve aglomeraların kil ve kumtaşlarıyla ara katmanlaşmasından oluşur; aglomeralar içindeki diyabaz, andezit ve porfirit parçaları tüfle çimentolanmıştır. Bu gevşek ve ayrışmaya yatkın yapı, Karadeniz iklimi altında heyelan için elverişli bir ortam hazırlar. Yöre ayrıca Kuzey Anadolu Fayı'na yakın, tektonik bakımdan etkin bir kuşakta bulunur. Göl çevresindeki formasyonların birbirine değdiği yerler çoğunlukla fay hatlarına uyar ve gölün kuzeydoğusundaki kristalize kalkerler de faylarla sınırlanmıştır.
Heyelanı doğrudan hazırlayan unsur, Jura formasyonu ile Permiyen kalkerleri arasındaki fay hattıdır. Fayın oluşturduğu zayıf zon ve kırık hattı boyunca derine sızan sular, tüf ve aglomeralar üzerinde kütle hareketini kolaylaştırmıştır. Bölgenin aşınım yüzeyi bin üç yüz ile bin dört yüz metre arasında uzanır ve gölün yukarı kesiminde Çatağın Deresi adını alan Boraboy Deresi'nin açtığı derin bir vadiyle yarılmıştır. Yamaç eğimi yüzde seksene varan bu vadiye çok sayıda yan dere karışır. Heyelan, vadinin kuzey yamacında, Kaleboynu Tepe ile Ardıçboğazı mevkii arasında kalan bölümden başlamıştır. Kayan malzeme vadiyi tıkamış, tıkaç gerisindeki çukurlukta biriken sular da gölü meydana getirmiştir.
Heyelan kütlesinin ayrıntıları ölçülmüştür. Kütle, Yanıklık Tepe'nin güneyinde belirgin bir taç kısmıyla başlar ve güneye doğru yaklaşık bir kilometre uzanır; eni taç kısmında dört yüz elli ile beş yüz metre, topuk kısmında ise yaklaşık bir kilometredir. Taç kısmındaki diklikten sonra kütle, çukurluklar ve düzlükler barındıran farklı eğimli basamaklara geçer. Gölün üzerinde durduğu bölümde fazla bir deformasyon görülmez ve hareket daha çok dönel bir çökme izlenimi verir; topuğun doğu ucunda ise kayma izleri belirgindir ve yoğrulmuş enkazın oluşturduğu yığınlar bulunur. Bu enkaz sonradan Boraboy Deresi ve kolları tarafından derince yarılmıştır.
Heyelanın vadinin boyuna profilinde bıraktığı değişiklik, komşu vadilerle karşılaştırılınca açıkça görülür. Gölün bulunduğu vadi ile üç buçuk kilometre kuzeyindeki Musullu Deresi ve bir buçuk kilometre güneyindeki Bostan Deresi vadilerinin profilleri yan yana konduğunda, heyelandan önceki eğimin yüzde on iki ile on altı arasında olduğu anlaşılır. Gölün oluştuğu alanda eğim yüzde birin altına düşmüştür; şeddin doğu kısmında ise enkazın oluşturduğu yığın nedeniyle eğim yüzde yirmiyi bulur ve topuğun kalınlığı bu kesimde iki yüz metreye yaklaşır. Gölün kendisi, içinde bulunduğu vadinin doğrultusuna uyan uzun ve dar bir su yüzeyidir.
Ölçüler ve Kaynaklardaki Farklar
Gölün boyutları kaynaktan kaynağa değişir. Bu farklar, ölçümün hangi yılda ve hangi su seviyesinde yapıldığına, ayrıca verinin hangi kurumca derlendiğine bağlıdır. En derin nokta için en çok anılan değer on bir metredir; Ankara Üniversitesi'nden Doğu, Çiçek ve Gürgen'in 1994 tarihli çalışması, Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilisinin 2014'teki açıklaması ve 2025 tarihli bir dergi yazısı bu değerde birleşir. Bazı gezi sitelerinde geçen yirmi beş metre ise başka bir ölçüme dayanır. Boy için beş yüz metre, altı yüz yetmiş beş metre ve yedi yüz elli metre gibi değerler verilir. Genişlik kırk ile yüz on metre arasında gösterilir; bazı kaynaklar seksen, yüz yetmiş beş ve iki yüz metre der.
Yüzölçümü konusundaki dağınıklık daha belirgindir. Bakanlık yetkilisi göl alanını yaklaşık dört hektar olarak verirken, 2025 tarihli dergi yazısı on hektarı biraz aşan bir değer (10,75 hektar), ansiklopedik kayıtlar ise yaklaşık on bir hektar (0,11 kilometrekare) bildirir. Doğu ve arkadaşlarının metnindeki yaklaşık üç kilometrekare ifadesi, gölün batısındaki alüvyal dolgu alanı için verilen iki ile iki buçuk kilometrekarelik değerle birlikte okunduğunda, göl dışındaki düzlüğü de kapsayan bir tarif ya da baskı hatası gibi görünür; bu yorum kaynakların kendi içindeki tutarsızlığa dayanır. Rakım için bin kırk beş, bin elli ve bin elli bir metre değerleri birbirine yakındır; bir ansiklopedi maddesindeki bin beş yüz metre ise diğer tüm ölçümlerle çelişir. Göl küçüktür, uzun ve dar bir vadi gölüdür ve derinliği on bir metre dolayındadır.
Set, Bent ve Gölün Dolması
Doğal set, taşkınlar sırasında yarılma tehlikesi taşıdığı ve gölden tarımsal sulamada yararlanıldığı için sonradan betonla desteklenmiştir. Setin üzerine yapılan beton bent, yaklaşık beş metre yüksekliğindedir. Gölün fazla suları bendin güney ucundaki bir ayak üzerinden boşalır; yağış ya da ani kar erimesiyle seviye aşırı yükseldiğinde bendin kapakları açılarak suyun fazlası alınır. Bent nedeniyle göl yüzeyi ilkbaharda genişler ve alçak alanları kaplar. Göl böylece doğal bir set gölü olmakla birlikte, doğa ile insan müdahalesinin birlikte işlediği bir su yapısı hâline gelmiştir.
Göl, Çatağın Deresi ile yan derelerin getirdiği alüvyal ve kolüvyal malzemeyle yavaş yavaş dolmaktadır. Gölün batı ucunda bulunan ve iki ile iki buçuk kilometrekare büyüklüğündeki dolgu alanı, göle doğru gelişmeyi sürdürür. Kavak ve söğüt ağaçlarıyla kaplı bu alüvyal düzlük, göl seviyesi yükseldiğinde zaman zaman sular altında kalır. Göl dereden gelen sularla ve ayrıca taban kaynaklarıyla beslenir. Güney kıyısı sarp ve dik, kuzey kıyısı ise daha az eğimlidir.
Gölün geleceğine dair en yeni değerlendirme, 2024'te Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nde yayımlanan jeomorfometrik çalışmadır. Onur Yayla ile Yıldırım Atayeter, heyelan setlerinin kararlılığını ölçen üç indeks kullanmışlardır: Blokaj İndisi, Hapsolmuş Su İndisi ve Boyutsuz Blokaj İndisi. Üç indeksin sonucu da Boraboy'un kararlı oluşmuş bir heyelan set gölü olduğunu gösterir. Blokaj İndisi 8,97, Hapsolmuş Su İndisi 0,00021, Boyutsuz Blokaj İndisi ise -4,12 bulunmuştur. Yazarlara göre göl uzun süredir varlığını korumaktadır ve drenaj sistemi üzerinde uygun çalışmalar yapıldığı sürece gelecekte de kararlı kalması beklenir. Aynı çalışma, Kuzey Anadolu Fay zonuna yakın tektonik hareketler ve bölgedeki jeomorfolojik süreçler bakımından yeni gözlem ve araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu da vurgular.
Türkiye'nin Heyelan Set Gölleri Arasında
Türkiye'de heyelan set gölü sayısı sınırlıdır ve Boraboy bu kısa listede sayılır. Tortum, Sera, Zinav, Yedigöller ve Abant, onunla aynı gruba konan göllerdir. Bunların çoğu çok daha büyük ve daha derindir; Tortum, Türkiye'nin en büyük heyelan seti olarak anılır. Boraboy ise bu gruptaki küçük ve sakin örneklerden biridir. Amasya'nın göl varlığına Tersakan Çayı üzerindeki Yedikır Barajı gibi yapay göller de katılır. Boraboy ise ilin doğal olarak oluşmuş ve çevresindeki orman örtüsüyle birlikte korunan nadir su kütlelerinden biridir.
Tabiat Parkı Olarak Koruma
Göl çevresindeki alanın korunması yeni bir konu değildir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, göl çevresini 1993 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan etmiştir. Tabiat parkı statüsü ise çok daha sonra, 3 Eylül 2013'te verilmiştir. Kamuoyuna duyuru 2014 Şubat'ında yapılmış, bu nedenle bazı kaynaklar parkın 2014'te kurulduğunu yazar. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar 11. Bölge Müdürü Emin Karaman, o günkü açıklamasında alanın 259 hektar olduğunu belirtmiş; sonraki kayıtlarda alan 255,34 hektar olarak geçer.
Alanın ana koruma değeri gölün kendisidir; sulak alan ile orman ekosisteminin bir bütün oluşturduğu peyzaj parkın temel kaynak değeri sayılır. Alan, endemik ve nesli tehlike altındaki bitki türlerine, doğal ormanlara ve yaban hayatı için uygun yaşam ortamlarına sahip olduğu için de korunmaktadır. Arazinin büyük bölümü devlet ormanıdır; çok küçük bir kısmı ziraat arazisidir. Parkın en yüksek noktası bin üç yüz seksen üç metre rakımlı Kaleboynu Tepesi'dir. Ortalama yükseklik bin iki yüz on beş metre dolayında, gölün kendi seviyesi ise yaklaşık bin elli metredir.
Gölün çevresinde 1970'lerde ilk basit tesisler yapılmıştır. Orman Genel Müdürlüğü göl çevresinde bir ormaniçi dinlenme alanı oluşturmuş, günübirlik tesislerin yanı sıra geceleme için konaklama üniteleri kurmuştur. Bugün parkta mesire yerleri, piknik alanları, kamp alanı ve yaklaşık iki kilometrelik bir doğa yürüyüşü yolu bulunur. Ormanın içinde mutfak ve temel donanımı olan ahşap kır evleri vardır; bir kır lokantası da hizmet verir. Bakanlık yetkilisi göl çevresinin doğa yürüyüşü, doğa sporları, fotosafari ve benzeri ekoturizm etkinlikleri için uygun olduğunu belirtmiştir. Göl çevresinde bisiklet kullanılabilir, kuş gözlemi yapılabilir; çadırlı kamp ve karavan turizmi de mümkündür.
Ziyaretçi sayısı, korumanın karşılaştığı baskıyı gösterir. Vikipedi'de aktarılan sayıya göre alanı 2017 yılında yaklaşık yetmiş bin kişi ziyaret etmiştir. Hafta içi daha çok çevre ilçe ve köylerden gelenlerle sakin geçen alan, hafta sonları ve yaz aylarında komşu illerden gelen ziyaretçilerle kalabalıklaşır. Ankara Üniversitesi'nden araştırmacılar daha 1994'te, çoğunlukla günübirlik kullanıma hizmet eden göl çevresinde temizliğe gereken önemin verilmediğini ve belirgin bir çevre kirliliği oluştuğunu yazmışlardır. Aynı çalışma, yöre için önemli bir turizm potansiyeli taşıyan alanın korunabileceğini ve yörenin doğal karakteriyle uyumlu tesislerle daha çok kişiye açılabileceğini, ancak bunun çevrenin tahribini ve doğal dengenin bozulmasını önleyecek önlemlerle birlikte yapılması gerektiğini söyler.
Bitki Örtüsü
Gölün kuzey ve güney yamaçları birbirinden belirgin biçimde ayrılır. Doğu-batı doğrultusunda uzanan gölün kuzey yamaçlarında iğne yapraklı ormanlar egemendir ve bunların çoğunluğunu sarıçam oluşturur. Bakanlığın verdiği tür listesinde doğu kayını, karaçam, sarıçam, saçlı meşe ve endemik bir meşe yer alır. Güney yamaçlarında gürgen ve kayının hâkim olduğu geniş yapraklı ormanlar bulunur; Bakanlık açıklamasına göre bu yamaçlarda orman bitki örtüsü yer yer karışık çalı topluluklarına bırakır. Göl çevresinde meşe, kayın ve gürgenden oluşan karışık orman ile sarıçam topluluklarının yanı sıra, kimi kaynaklar sedir ağaçlarını da anar.
Orman kesimi ve aşırı otlatmanın etkisi, yüksek kesimlerde ayrı bir bitki örtüsü doğurmuştur. Açık zirve sırtlarında yastık formundaki bitkilerden meydana gelen geniş bir step ekosistemi vardır. Bu step, ova ve yüksek dağ stepi özelliklerini taşır ve insan etkisiyle ortaya çıkmıştır. Gölün batısındaki alüvyal düzlükte ise kavak ve söğüt kümeleri yer alır.
Alanın botanik önemi endemik türlerden gelir. Amasya il sınırlarında son değerlendirmelere göre 245 endemik takson bulunmaktadır. Bunlardan 29 endemik tür Akdağ ile Boraboy Gölü ve çevresinde yayılış gösterir. Bu nedenle Boraboy ve çevresi, Amasya'nın en önemli endemik bitki alanı olarak nitelenir. Hangi endemik türlerin yetiştiğine dair ayrıntılı bir liste incelenen kaynaklarda yer almaz; yalnızca sayı ve alanın genel önemi belirtilir.
Yaban Hayatı
Parkta varlığı bilinen memeliler arasında karaca, tavşan, kurt, tilki, yaban domuzu, sincap, kirpi, gelincik ve porsuk sayılır. Alan, yerli ve göçmen pek çok kuşa da ev sahipliği yapar; bıldırcın, kınalı keklik ve çil keklik bilinen türler arasındadır. Göl ve çevresi göçmen kuşlar için bir konaklama noktasıdır. Gölde yayın ve sazan gibi tatlı su balıkları yaşar; Doğu ve arkadaşları da göldeki balık varlığına dikkat çeker ve sandal gezintilerinin yapıldığını yazar.
Bu listeler genel envanter niteliğindedir. Türlerin sayıları, popülasyon durumları ya da mevsimsel hareketleri hakkında yayımlanmış ayrıntılı bir izleme çalışması incelenen kaynaklarda bulunmaz. Bu yüzden listeler kesin bir sayımdan çok, alanın yaban hayatı bakımından zengin olduğunu gösteren bir çerçeve olarak okunmalıdır.
Mevsimlerle Değişen Göl
Göl dört mevsim farklı görünür. İlkbaharda kar suları ve yağışlarla seviye yükselir, bent nedeniyle göl yüzeyi genişler, çevredeki çayırlar çiçeklenir. Yaz, alçak kesimlerde yaşayan çevre halkının sıcaktan kaçıp ormanın serinliğine sığındığı mevsimdir ve göl en kalabalık bu aylarda olur. Sonbaharda kayın ve gürgen yaprakları sararır, kızarır ve gölün yüzeyine yansır; kimi gezginler en güzel mevsimin bu olduğunu söyler. Kışın göl donar ve buz tutar, çevre karla kaplanır. 2016'nın ocak ayında gölün buz tuttuğu basına da haber olarak yansımıştır.
Alanın içinde bulunduğu Karaömer dağ serisi, batıda Ladik'ten başlayıp kuzeyde Ladik Gölü, güneyde Akdağ arasında uzanır; doğu sınırını Boraboy kasabası oluşturur. Göle giden yol, Amasya-Taşova kara yolunun kırk dördüncü kilometresinden sola ayrılan Taşova-Samsun yolunu izler ve on dördüncü kilometrede yeniden sola dönerek göle ulaşır. Aracı olmayan ziyaretçiler için Taşova'dan belediye araçlarının çalıştığı belirtilmektedir.
Boraboy Köyü ve Yaylalar
Gölün adını aldığı Boraboy, Taşova'nın yüksek kesimlerindeki köylerden biridir ve yöre insanının yaşamı bugün de hayvancılık, yayla ve küçük ölçekli tarımla iç içedir. Boraboy yaylaları Aşağıyayla, Yukarıyayla, Keçiyatağı, Çukuralan ve Kozlu yaylalarından oluşur. Bahar ve yaz aylarında bu yaylalarda yumurta, süt, tereyağı ve peynir gibi ürünler elde edilir ve ziyaretçilere satılır. Yöre halkı elma, kuşburnu, erik ve ayva gibi meyvelerden marmelatı doğal yöntemlerle yapar.
Yöresel mutfakta Boraboy köftesi, ızgara çeşitleri, içli pilav, manda yoğurdu, çorbalar ve şirvanlı helvası sayılır. Yaz aylarında yapılan şenlikler de yörenin toplumsal yaşamının parçasıdır. Yöredeki geleneksel yaşam tarzı hoşgörü, dayanışma ve saygıya dayanır; bu da ziyaretçilere misafirperverlik olarak yansır.
Kronoloji
Tarihi belirsiz: Kaleboynu Tepe ile Ardıçboğazı arasındaki yamaçtan kopan heyelan Çatağın Deresi vadisini tıkar ve göl oluşur. Heyelanın tarihi incelenen kaynaklarda verilmez.
1970'ler: Göl çevresinde ilk basit tesisler yapılır.
1993: Göl çevresi birinci derece doğal sit alanı ilan edilir.
1994: Doğu, Çiçek ve Gürgen'in "Borabay Gölü (Amasya)" makalesi yayımlanır; gölün jeolojisi ve çevre sorunları ayrıntılı biçimde ele alınır.
3 Eylül 2013: Alan Boraboy Gölü Tabiat Parkı olarak ilan edilir.
18 Şubat 2014: Tabiat parkı ilanı basına duyurulur; alan 259 hektar olarak bildirilir.
2016: Gölün buz tuttuğu haberi yayımlanır.
2017: Alanı yaklaşık 70.000 kişinin ziyaret ettiği bildirilir.
2024: Yayla ve Atayeter, gölü kararlı oluşmuş heyelan set gölü olarak sınıflandıran jeomorfometrik çalışmayı yayımlar.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Doğu, A. F., Çiçek, İ. ve Gürgen, G. (1994). Borabay Gölü (Amasya). Türkiye Coğrafyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, 3, 242-254. Ankara Üniversitesi TÜCAUM. tucaum.ankara.edu.tr
- Yayla, O. ve Atayeter, Y. (2024). Boraboy Heyelanında (Amasya) Jeomorfometrik Değerlendirmeler. Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 10(1), 169-187. https://doi.org/10.31592/aeusbed.1424749
- İvgen, G. (2025). Amasya'nın saklı cenneti Boraboy Gölü Tabiat Parkı. Türk Tarım Orman Dergisi, Ocak-Şubat 2025. https://www.turktarim.gov.tr/Haber/1224/amasyanin-sakli-cenneti-boraboy-golu-tabiat-parki
Resmî kaynaklar
- Boraboy Gölü. Taşova Belediyesi. https://www.tasova.bel.tr/icerik/boraboy-golu
Diğer kaynaklar
- Boraboy Gölü Tabiat Parkı İlan Edildi (AA, 18 Şubat 2014). https://www.sondakika.com/guncel/haber-boraboy-golu-tabiat-parki-ilan-edildi-5681977/
- Boraboy Gölü. Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Boraboy_Gölü
- Boraboy Gölü Tabiat Parkı. Doğaya Gel. https://www.dogayagel.com/boraboy-golu-tabiat-parki.html
Çevrimiçi kaynaklar
- https://dergipark.org.tr/tr/pub/aeusbed/issue/83982/1424749
- https://www.turktarim.gov.tr/Haber/1224/amasyanin-sakli-cenneti-boraboy-golu-tabiat-parki
- https://www.sondakika.com/guncel/haber-boraboy-golu-tabiat-parki-ilan-edildi-5681977/
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Boraboy_Gölü
- https://www.tasova.bel.tr/icerik/boraboy-golu









