Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Âlûde-i sevdâyam isrâyı gör ey zâhid
Âşûbe-i Leylâyam huşyârı gör ey zâhid
Ser-defter-i bî-‘âram dîvâne-i kühsâram
Mecnûn-ı cünûn-kâram sâlârı gör ey zâhid
Ser-nâme-i rindânam pervâne-i hûbânam
İnkâr ile uğraşma în-kârı gör ey zâhid
Ser-halka-i rindânın düş pâyine vir cânın
Her ne dilesen iste bâzârı gör ey zâhid
Dahl itme kadeh-hâre gel tavr-ı taleb-kâre
Seyr eyle nazar-dâre envârı gör ey zâhid
Meyhâne-i ma‘nâda bel bağlamış irşâda
Destinde gezer bâde devvârı gör ey zâhid
Kırmış kadeh-i nâmı mestâne çeker câmı
Gel Mîr Nigârîyi bî-‘ârı gör ey zâhid
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevdaya bulaşmışım, (bu) yürüyüşü (isrâ) gör ey zahit; Leylâ'nın perişan ettiği kişiyim, (gerçek) ayığı gör ey zahit. (Beytin anlamı kesin değildir.)
2. Arsızların defterinin başıyım, dağların divanesiyim, delilik işinin Mecnun'uyum; bu komutanı gör ey zahit.
3. Rintlerin kitabının başlığıyım, güzellerin pervanesiyim; inkârla uğraşma, bu işi gör ey zahit.
4. Rintlerin halkasının başının ayağına düş, canını ver; ne dilersen iste, pazarı gör ey zahit.
5. Kadeh içene karışma, isteyenlerin tavrına gel; bakış sahibine seyret, ışıkları gör ey zahit.
6. Mana meyhanesinde (birini) irşat için bel bağlamış; elinde şarap dolaşıyor, (kadehi) döndüreni gör ey zahit.
7. Ad kadehini kırmış, sarhoşça kadeh çekiyor; gel, utanmaz Mîr Nigârî'yi gör ey zahit.
Edebî ve Tarihî Yorum
Üçüncü beytin ikinci mısraı bir kelime oyunu üzerine kurulur: "İnkâr ile uğraşma, în-kârı gör." İlki Arapça "inkâr", yadsımadır; ikincisi Farsça "în kâr", bu iş. Yazılışı ve okunuşu birbirine çok yakın iki söz, zahide iki ayrı yol gösterir: ya inkârla uğraşacak ya da önündeki işi görecektir. Bütün gazel zahide yöneltilmiş bir "gör" çağrısıdır ve redif "gör ey zahit" her beyitte başka bir şeyi gösterir: sevdaya bulaşmış âşığı, delilik komutanını, rintlerin pazarını, ışıkları, kadehi döndüreni, sonunda da utanmaz Nigârî'yi.
Altıncı beyit gazelin anahtarıdır. "Meyhâne-i ma‘nâ", mana meyhanesi, tasavvuf diliyle tekkedir; orada biri "irşâd"a, yani müritlere yol göstermeye bel bağlamıştır ve elinde şarap dolaşmaktadır. "Devvâr", döndüren, kadehi elden ele gezdiren sâkî olduğu kadar meclisi yöneten pir için de söylenebilir. Bir önceki beyitte zahide rintlerin halkasının başının ayağına düşmesi, canını vermesi öğütlenmişti. Nakşibendî şeyhi olan Nigârî'nin bu beyitlerde kendi meclisini anlattığı düşünülebilir; son beyitte zahide gösterilen kişi de odur.
Mısraların ortasında iç kafiyeler vardır: sevdâyam ile Leylâyam, bî-‘âram ile kühsâram ve cünûn-kâram, rindânam ile hûbânam, kadeh-hâre ile taleb-kâre ve nazar-dâre, ma‘nâda ile irşâda, nâmı ile câmı. Her mısra iki yarıma bölünür ve "mef‘ûlü mefâ‘îlün" kalıbının tekrarı bu bölünmeyi belirginleştirir. İlk beyitteki "isrâ" kelimesinin bu bağlamdaki anlamı neşirde açıklanmamıştır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 142, s. 92. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






