Özgün Metin

Vezin: Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

Mihnetin artukdı safâdan bana
Gör ki ne hâsıldı cefâdan bana
Tâ ki esîr-i tel-i tarrâr-ı kâm
Eylemedin başka vefâdan bana
Turre-i tarrârına peyvendlik
Silsile-i zülf-i Bahâdan bana
‘Arsa-i ‘aşkında ser-efrâzlıg
Hâk-i pey-i âl-i ‘abâdan bana
Bâde-i sevdâ ile kalb-i selîm
Himmet-i ashâb-ı safâdan bana
Lâzım ise cânımı irsâl idem
Bir haber it bâd-ı sabâdan bana
Mîr Nigârî bu fedâkârlıg
Gamze-i eltâf-ı Hûdâdan bana

Günümüz Türkçesiyle

1. Bana mihnetin safadan çoktu; gör ki cefadan bana ne hâsıl oldu.

2. Beni (gönlün) dileğini çalan o hilekâr zülüf telinin esiri edeli beri bana başka bir vefa göstermedin. (Beyit kesin anlaşılmamaktadır.)

3. Hilekâr perçemine bağlılığım bana Bahâ'nın zülfünün zincirinden (silsilesinden) gelir.

4. Aşkının meydanında başımın yüceliği bana Âl-i abânın ayak toprağından gelir.

5. Sevda şarabıyla birlikte selim bir kalp, bana safa ehlinin himmetinden gelir.

6. Gerekiyorsa canımı sana göndereyim; bana sabah rüzgârından bir haber yolla.

7. Mîr Nigârî, bu fedakârlık bana Allah'ın lütuflarının bir gamzesinden gelir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin en ince söz oyunu üçüncü beyittedir. Sevgilinin perçemine bağlılık, "silsile-i zülf-i Bahâ"dan gelir. Silsile, divan şiirinde zülfün halka halka zincirine verilen addır; tarikatlarda ise bir şeyhten ötekine Peygamber'e kadar uzanan manevî soy zincirinin adıdır. "Bahâ" kelimesi değer, parlaklık demektir; ama bir Nakşibendî şeyhinin ağzında, tarikatın kurucusu Bahâeddin Nakşibend'i hatırlatmaması güçtür. Beyit böylece iki türlü okunur: sevgilinin zülfüne bağlılık, ya güzelliğin parlak zincirinden ya da Bahâeddin'in silsilesinden gelmektedir. Şair hangisini kastettiğini söylemez; kelime iki anlamı birlikte taşır.

Dördüncü ve beşinci beyitler bu bağlılığın öteki kaynaklarını sayar. Aşk meydanında baş yüceliği "Âl-i abâ"nın, yani Peygamber'in abasının altına aldığı ailesinin ayak toprağından gelir. "Kalb-i selîm", temiz ve selim kalp, Şuarâ suresinde kıyamet günü insana fayda verecek tek şey olarak anılır; bu kalp de "ashâb-ı safâ"nın, gönül ehlinin himmetiyle kazanılmıştır. Böylece gazel, Nigârî'nin iki büyük bağlılığını aynı şiirde yan yana getirir: Nakşibendî silsilesi ve Ehl-i Beyt sevgisi.

Yedi beyit "-dan bana" rediflidir ve her beyit bir şeyin nereden geldiğini söyler: safadan, cefadan, vefadan, Bahâ'dan, Âl-i abâdan, ashâb-ı safâdan, sabadan, Hudâ'dan. Bu kelimelerin hepsi uzun "â" ile bittiği için kaynakların sayımı aynı zamanda kafiyeyi kurar. Altıncı beyitte sözün tonu birden sadeleşir: gerekiyorsa canını göndermeye hazırdır, yeter ki sabah rüzgârı bir haber getirsin. Sabâ, divan şiirinde sevgiliyle âşık arasında haber taşıyan rüzgârdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar