Türk musikisinin son büyük gazino ve radyo kuşağından tamburi, bestekâr, hoca ve yazar Sadun Aksüt, 26 Ekim 1932'de Amasya'nın Merzifon ilçesinde doğdu. Merzifon'da bir yıldan biraz fazla kaldı; hayatının geri kalanı İstanbul'da, Kadıköy'ün sokaklarında, radyo stüdyolarında, gazino sahnelerinde ve bir konservatuvar sınıfında geçti. Münir Nurettin Selçuk'un solo konserlerinde yıllarca yanında oturan, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda yarım asra yakın tambur okutan Aksüt'ün Amasya ile bağı bir doğum bağıdır, ama bu bağ şehrin musiki hafızasında anılmayı hak eder.
Merzifon'da Doğum ve Aile
Tam adı Yusuf Sadun Aksüt'tür. Kaynakların hemen hepsi onun 26 Ekim 1932'de Merzifon'da doğduğunu yazar; yalnızca bir ansiklopedi maddesinin bilgi kutusunda "Amasya" geçer, ilçe adı metinde verilir. Annesi Ulviye Hanım'dır. Babası, Cumhuriyet'in ilk yıllarında valilik yapmış ve çok sayıda tarih ile edebiyat kitabı yazmış olan Ali Kemali Aksüt'tür (1884 Yanya - 6 Şubat 1963). Mekteb-i Mülkiye mezunu olan Ali Kemali Bey, Filat, Mecidiye, Mucur, Haymana ve Kalecik kaymakamlıklarında, Ankara Vilayeti Umur-ı Hukukiye müdürlüğünde ve Dahiliye Vekâleti müfettişliğinde çalıştı; Ordu, Erzincan, Doğubeyazıt ve Bilecik valilikleri yaptı. Son devlet görevi Deniz Yolları Tekaüt Sandığı Müdürlüğü oldu. Emekliliğinden sonra İstanbul Robert Koleji'nde edebiyat ve tarih öğretmenliği yapan Ali Kemali Bey'in Erzincan valiliği sırasında yazdığı ve 1932'de yayımlanan Erzincan adlı kitabı, şehri 1939 depreminden önce belgeleyen kapsamlı bir çalışma olarak anılır.
Ailenin Merzifon'dan ayrılışına dair kaynaklar birbirini tutmaz. Bir kaynak, babanın 1934'te Bilecik valiliğine atanması üzerine ailenin önce Bilecik'e, kısa süre sonra da İstanbul'a taşındığını yazar. Hürriyet'in 2003 tarihli yazısı ise babanın o sırada Van Valisi olduğunu, bu yüzden çocuğun bir yaşına varmadan İstanbul'a götürüldüğünü söyler. Bir başka kaynak "bir yaşını biraz geçmişken" ifadesini kullanır. Erzincan Haber'e göre Ali Kemali Aksüt 24 Temmuz 1930'da Erzincan valisi olmuş ve görevi yaklaşık iki yıl sürmüştür; bir Ağrı yöneticileri listesinde ise 1932-1933 arasında vali olarak görünür. Babanın 1932'de Merzifon'la bağlantısını açıklayan bir kayda rastlanmamıştır. Kesin olan, doğum yerinin bütün kaynaklarda Merzifon olarak geçmesi ve çocukluğun ile sanat hayatının tümüyle İstanbul'da şekillenmesidir.
Haydarpaşa'da Bir Çocukluk
Kaynaklardan birine göre ailenin Sadun'dan başka bir oğlu ve üç kızı vardı. Önce Üsküdar'da, sonra Kadıköy'de Yeldeğirmeni'nde oturdular. Sadun, Talimhane'deki Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu'na gitti, Kadıköy 3. Ortaokulu'nu bitirdi ve Haydarpaşa Lisesi'nden mezun oldu; üniversite okumadı. Hürriyet'in aktardığına göre çocukluğu, bugün yalnızca adı kalmış olan Haydarpaşa çayırında geçti. Sahibinin Sesi gramofonundan Hafız Burhan'ı, Münir Nurettin'i dinlemeye bayılıyordu; ortaokulda kendine bir darbuka aldırdı ve Ankara Radyosu'nun fasıl programı başladığında radyoya eşlik ederek çalıp dururdu.
Liseyi bitirdiğinde korka korka sert mizaçlı babasının karşısına çıkıp cümbüş çalmak istediğini söyledi. Babasının cevabı beklenmedik oldu: "Çalacaksan Türk Musikisi'nin hâlis bir sazını, tanbur çal." Ali Kemali Bey ona bir tanbur aldı ve Hüseyin Sadettin Arel'e götürdü. Bu anlatı yalnızca Hürriyet'teki yazıya dayanır, başka bir kaynakta doğrulanamamıştır. Aynı yazıya göre Aksüt tanburla buluşmasını, çılgınca âşık olmuş birinin sevgiliye kavuşmasına benzetir; ama bu sevdanın hiç kolay olmadığını da ekler.
Hocalar ve Çıraklık Yılları
Aksüt'ün eğitimi, dönemin İstanbul musiki dünyasının hemen bütün büyük adlarından geçer. İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda Şefik Gürmeriç ve Kemal Gürses'ten ders aldı; konservatuvarı bitirmeden İleri Türk Musikisi Konservatuvarı Derneği'ne geçti ve burada Hüseyin Sadettin Arel, Dr. Suphi Ezgi ve Laika Karabey ile çalıştı. Kimi kaynaklar Rıdvan Aytan ve Emin Ongan'ı da hocaları arasında sayar. Tambur öğrenimine 1949'da, 100 liraya alınmış ilk tamburuyla ve ilk hocası Laika Karabey Hanım'la başladı; tambur ve Türk musikisi nazariyatı derslerine devam etti.
Bir süre sonra büyük bir hevesle gittiği Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde işin göründüğü kadar kolay olmadığını anladı. Hürriyet'e göre "hocaların hocası" Emin Ongan onu dinleyince "Böyle tanbur çalınmaz. Ben konuşayım da İzzettin Ökte'ye gidin" dedi ve 1950 başlarında Aksüt, tamburundan "kubbe gibi, inci danesi gibi" bir ses çıkaran büyük usta İzzettin Ökte'nin öğrencisi oldu. Bu öğrencilik ve dostluk hocanın ölümüne kadar sürdü. Aksüt uzun yıllar Emin Ongan'la da yüzlerce eser meşk edip üslup edindi. Kendi anlatımına göre Ökte'den çok yararlandı ve hocasının tavrını, üslubunu öğrencilerine aktarmayı sürdürdü. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'na bağışladığı arşivde İzzettin Ökte'ye ait bir tambur da bulunur.
Belediye Konservatuvarı yıllarında Cahit Peksayar, Rıdvan Aytan ve Hüsnü Anıl ile birlikte Kadıköy'ün "Dört Ası" diye anıldığı da Hürriyet'te geçer. Aynı yazı, genç tamburinin gözünün o yıllarda çok revaçta olan gazinolarda olduğunu söyler.
Radyo ve Sahne Yılları
1951 yılı sonlarında İstanbul Radyosu'nda arkadaşlarıyla birlikte saz eserleri çalmaya başladı; bazı kaynaklar bu tarihi 1950 olarak verir. 1956'da İstanbul Radyosu Türk Musikisi Nota Kütüphanesi'ne memur olarak girdi ve bir yandan solo ve topluluk programlarında tambur çalmayı sürdürdü. 1966-1967 arasında İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Musikisi İcra Heyeti'nde tamburi olarak görev yaptı, 1967'de yeniden radyoya döndü ve sendikalı sanatçı olarak tamburiliğe devam etti. 1981'de TRT'den emekli oldu.
Radyo mesaisinin yanında, 1950 sonlarından 1975'e kadar "piyasada", yani gazinolarda çalıştı. Hürriyet'e göre ilk sahne deneyimi 1952'de Kristal'de Safiye Ayla'ya refakat etmekti. Yıllarca Münir Nurettin Selçuk'tan Perihan Sözeri'ye, Mualla Mukadder'den Safiye Ayla'ya, Mediha Demirkıran'dan Zeki Müren'e dönemin pek çok solistiyle çaldı; Göksel Arsoy ve Ayhan Işık gibi sinemadan sahneye geçen isimlere de eşlik etti. 1967'den vefatına kadar Münir Nurettin Selçuk'un solo konserlerinde tamburi olarak yer aldı. Hürriyet, gazino hayatının ona neye mal olduğunu da kaydeder: gece yarısından sonra biten mesai, saz ustalarının eve son vapurla dönmesi demekti ve Aksüt çocuklarının büyüdüğünü görecek, onlarla bir akşam yemeği yiyecek zamanı çoğu kez bulamadı.
Hatıratı Alkışlarla Geçen Yıllar'da bu dünyanın perde arkasını anlatır. Hürriyet'in aktardığına göre "musiki toplumu" dışarıdan bakınca damı yakut, duvarları kesme kristal aynadan bir saraydır; içi ise "suyu akmayan çeşme, krapon kâğıdından çiçek"tir. Kitapta gazinoların ilk yılları, sahnede ilkleri gerçekleştirenler, çıkarcılıklar, kompleksler, radyodaki repertuvar ve denetleme kurulları, çekememezlikler anlatılır. 1967'de İstanbul Belediyesi konservatuvardaki icra heyeti üyelerine kadro bulamayınca Aksüt'ün Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Hakkı Derman, Vecdi Seyhun ve Fikret Kutluğ gibi sanatçılarla birlikte "çöpçü kadrosundan" alınması da bu anılardandır. 1970'te İstanbul'da kolera salgını sırasında radyoda yapılan aşı için duyduğu bir cümleyi de ("Hemşiranım aşı az, her gelene yapmayın. Önce memurları düşünün, ya sanatkârlar da duyup gelirse") yine kitaba almıştır. Bu bilgiler tek kaynaklıdır.
"Biz sazendeler bir lokma için nelere katlanmadık. Ele ballı şerbet, bize kan dolu kadeh" sözü, solistlerle sazendeler arasındaki ayrımı özetler. Aksüt "çalgıcı" sıfatına en çok kızanlardandı; sözünü ettiği kişiler Türk musikisinin yerleri doldurulamaz virtüozlarıydı. Hürriyet'te geçen bir anı bu ayrımın gündelik yüzünü gösterir: Çakıl Gazinosu'nda Göksel Arsoy'a refakat ettikleri bir akşam, aspirin içmek için su isteyen sazendelere komi "sazcılara su vermiyoruz, tuvaletten için" demiş; durumu öğrenen Arsoy da "bana bir kasa su getirin" diyerek karşılık vermiştir.
Aynı söyleşide eski gazino dinleyicisine duyduğu özlem de dile gelir. Aksüt'e göre eski gazinolara gerçekten "dinleyici" gelirdi. Selahattin Pınar, Nevzat Tokyay ve Fevzi Aslangil'in yer aldığı bir fasıl akşamında, Abacı lakaplı bir İstanbul beyefendisi önceki akşam eviç faslını dinlediklerini hatırlatıp bu kez onun kardeşi sayılan ferahnak faslını istemiştir. Bugün eviç faslının radyoda yapılmadığını, piyasada ise sazların ferahnak peşrevini bile doğru dürüst ezbere çalamadığını söyleyen Aksüt, "canlı fasıl" ilanlarını da sert biçimde eleştirir: fasılda dans edilmez, el çırpılmaz, peşrevle girilir ve her şeyin bir sırası vardır.
Konservatuvar ve Hocalık
1975'te İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'na (bugünkü İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı) tambur öğretim görevlisi olarak atandı. Hürriyet'e göre bu görevi, gazinolardan ayda 200-300 bin lira kazanırken konservatuvarda 17 bin 500 lira maaşı tercih ederek kabul etmişti. 1981'de TRT'den emekli olsa da konservatuvardaki görevini sürdürdü; 1996'da yaş haddinden emekli olduktan sonra sözleşmeli, 2000'den itibaren saat ücretli olarak derslere devam etti. Kendi sözüne göre "elden ayaktan düşmedikçe" öğrencilerinin yanında olacağını söylüyordu. Bir kaynak bu görevin 40 yıl sürdüğünü, Anadolu Ajansı ise yarım asra yakın eğitim hayatında yüzlerce öğrenci yetiştirdiğini yazar.
İTÜ Devlet Konservatuvarı, vefatı üzerine yaptığı açıklamada onu kuruluş aşamasından itibaren icracılığı ve eğitimciliğiyle katkı veren bir hoca olarak andı. Aynı açıklamaya göre Aksüt, 13 Ekim 1976 tarih ve 46 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla Nida Tüfekçi'nin yürütücüsü olduğu Türk Musikisi Arşiv Kurulu'nda görev aldı. Ayrıca İzmit Türk Musikisi Cemiyeti'nin hocalığını ve şefliğini yaptı; bu süre Hürriyet'te 10, Antoloji'de 15 yıl olarak geçer. Üsküdar Musiki Cemiyeti'nin yetiştirdiği isimlerden biri olarak anılan Aksüt için bestekâr Amir Ateş, vefatı üzerine "gerek tamburi tarafıyla gerek bestekârlığıyla gerekse musiki donanımıyla iftihar edilecek sanatçılarımızdandı" dedi.
16 yıl TRT Türk Sanat Musikisi Repertuvar Kurulu üyeliği yaptı. 1988'de TRT'de hazırlayıp sunduğu "Taş Plaktan Bugüne" programına Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Alâeddin Yavaşça, Behiye Aksoy, Safiye Ayla, Sevim Tanürek, Neşe Karaböcek, İsmet Nedim, Mualla Gökçay, Nesrin Sipahi, Sevim Çağlayan, Sabite Tur Gülerman, Nigar Uluerer, Perihan Altındağ ve Sevim Tuna konuk oldu. Doğan Hızlan'ın aktardığına göre Aksüt konuklarıyla sohbet eder, sonra yaylı tamburuyla onlara eşlik ederdi. Hürriyet'e göre program, 2003 yazısından yaklaşık iki yıl önce nedensiz biçimde yayından kaldırılmıştı; tekrarları yine de ilgi görüyordu.
Besteleri ve Albümleri
Besteleri için kaynaklarda verilen sayılar birbirinden ayrılır. Bir kısım kaynakta yaklaşık 100 şarkı, 24 ilahi, 50 kadar saz eseri, üç çocuk şarkısı ve Sazkâr makamında bir Mevlevi ayin-i şerifi sayılır; başka kaynaklar 60 saz eseri, yaklaşık 150 şarkı ve 30 ilahiden söz eder; Hürriyet 100'ü aşkın şarkı, 30 kadar saz eseri ve bir o kadar ilahi yazar. Biyografiler.com ayrıca iki film müziğini de listeler. Orijinal aranağmeleri ve geleneksel fasıl üslubuyla 20 kadar fasıl tespit ettiği de belirtilir.
Yahya Kemal Beyatlı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Mustafa Nafiz Irmak, Ahmet Muhip Dranas, Necip Fazıl Kısakürek ve Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirlerini besteledi. Halil Soyuer, Rüştü Şardağ, Sami Derintuna ve İlkan San'ın sözlerine yazdığı besteler de TRT repertuvarında yer alır. Saz eserlerinden "Köyde", "Gelin Karşılaması" ve "Ege'de Şenlik", Yalçın Tura tarafından çok sesli hale getirildi; eserlerin dünya prömiyeri 24 Eylül 2004'te Hakan Şensoy yönetimindeki İstanbul Oda Orkestrası tarafından yapıldı.
2004'te müzisyen arkadaşı Dağhan Baydur'un isteği üzerine Muzikotek'te, kendi şarkılarından oluşan ve kendisinin okuyup yaylı tambur çaldığı Sisli Bir Eylül Gecesi albümünü yaptı; albümde Batı sazları da ona eşlik etti. 2012'de Kalan Müzik'ten Altmış Yıllık Aşk çıktı. Doğan Hızlan'a göre albümde solo icraları ve besteleri bir aradaydı. Vefatından sonra, Göknil Bişak Özdemir'in icrasıyla hazırlanan Arzu adlı dijital albümde "Arzu-Mahur Saz Semaisi", "Aşk İki Kişiliktir" (söz: Ataol Behramoğlu), "Sisli Bir Eylül Gecesi", "Kadıköy'ün Şen Kızı", "Yılların Ardında Eski Bir Bahar", "Yörük Kızı" (söz: Karacaoğlan) ve "Senin Gibi Ceylana" yer aldı.
Yazar ve Araştırmacı
Aksüt'ün kitapları arasında Tambur Metodu (Türkiye'de ilk yayımlanan tambur metodu olarak anılır; 1971 ve 1994 baskılarının ardından geliştirilmiş teknik baskısı çıkmıştır), 10 fasıl mecmuası, 500 Yıllık Türk Musikisi Antolojisi, Dede Efendi (Rauf Yekta Bey'in Esatiz-i Elhan adlı eserinin Rüştü Eriç'le ortak çevirisi), Türk Musikisinin 100 Bestekârı (1992), Güfteler Hazinesi, Dillerdeki Şarkılar (2003), Müzisyen Osmanoğulları, Şarkılarda İstanbul, Bahardan Hazana Esintiler ve Dile Gelen Mızrap (şiirler), Alkışlarla Geçen Yıllar (hatırat, 2000) ile İstanbul'da Eğlence Hayatı (2017) sayılır. Biyografiler.com listesinde ayrıca Cumhuriyetten Günümüze adlı bir başlık yer alır.
Hürriyet'in deyimiyle Alkışlarla Geçen Yıllar, yarım asır öncesinin musiki hayatını, gazinoların ve Radyoevi'nin kulis dünyasını bol dedikoduyla anlatan bir hatıratıdır. Kitabın pek çok kişiyi kızdırdığı, ama o yıllara dair bir fikir verdiği de aynı yazıda söylenir. Bir ansiklopedi maddesine göre Rıdvan Aytan 2000 yılında Aksüt aleyhine tazminat davası açmıştır; davanın konusu ve sonucu kaynaklarda yer almaz.
Aile Hayatı
Aksüt, derneğe devam ettiği yıllarda tanıştığı Rübeyza Hanım'a musiki öğretmiş ve onunla evlenmiştir. Çiftin Harun ve Arzu adlı iki çocuğu oldu; Bilgi kutusunda ayrıca Yiğit Aksüt de çocuklar arasında anılır. Oğlu Harun 1992'de genç yaşta vefat etti; Cumhuriyet 32, Biyografiler.com 36 yaşında olduğunu yazar. Hürriyet'e göre sesi de güzel olan Rübeyza Hanım, eşinin kıskançlığı yüzünden sanat hayatına devam edemedi; çift bir süre ayrı kaldıktan sonra yeniden evlendi. Aynı yazıda bir anı aktarılır: Gazinodan son vapurla dönen Aksüt, bir gece sokağın köşesinden pencerede eşini görünce karşı kaldırıma oturup tamburunu tıngırdatmaya başlar; Rübeyza Hanım "yapma, kaçıyorum içeri" deyince "kaçarsan şarkı söylemeye de başlarım" der. Bu anı yalnızca Hürriyet'te yer almaktadır.
Arşivi ve Vefatı
Yaşamı boyunca derlediği arşivi İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi'ne bağışladı. Arşivde önemli bestecilere ait el yazması nota defterleri, fotoğraflar, mektuplar, plaklar, farklı nota yazım teknikleriyle hazırlanmış el yazması eserler, Türkçe ve Osmanlıca yaprak notalar, matbu eserler ve musiki tarihine ışık tutacak çok sayıda gazete kupürü bulunur. Anadolu Ajansı'na göre Aksüt, Prof. Ercümend Berker ve Prof. Ş. Şehvar Beşiroğlu kütüphanesinin de bağışçısıdır. Aynı haber ve Cumhuriyet onu "Türkiye'nin müzikal hafızası" diye de niteler.
Sadun Aksüt, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Vefat tarihi kaynaklarda 2 Ocak 2023 (kimi kaynaklar) ya da 3 Ocak 2023 (kimileri) olarak geçer; Anadolu Ajansı'nın haberi 3 Ocak tarihlidir. Yaş için 90 ve 91 olarak verilir; 26 Ekim 1932 doğum tarihine göre hesap 90 yaşını gösterir. 4 Ocak 2023'te Maçka'daki İTÜ Devlet Konservatuvarı'nda yapılan törenin ardından öğle namazına müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Besteci dostu Turhan Taşan, vefat haberini aldığında kendisinden "ağabeyim" diye söz ederek taziyesini duyurdu. Törende konservatuvar müdürü Prof. Dr. Ali Tüfekçi onun okulun kurucu üstatlarından biri olduğunu söyledi; öğrencisi Hakan Tolum ise hocasının kendilerine "nasıl güzel insan olunur, nasıl oturulur, kalkılır, konuşulur" bunları öğrettiğini anlattı.
Amasya ile Bağı
Merzifon'da doğmuş olması dışında Aksüt'ün Amasya ile sonraki bir bağına dair kaynak bulunamamıştır; Amasya'da adının verildiği bir yapı, sokak ya da anma etkinliği tespit edilememiştir. Onun yeri, Amasya'nın doğum yeri olarak anıldığı, ama hayatını başka bir şehirde kuran sanatçılar arasındadır. Yine de Merzifon doğumlu bir çocuğun İstanbul'un son büyük fasıl ve gazino kuşağının güvenilir tamburilerinden biri olması, bu toprakların musiki hafızasına eklenmeyi hak eden bir iz bırakır.
Hürriyet'te Doğan Hızlan'ın aktarımıyla yer alan kendi şiiri "Tanburuma", sazıyla kurduğu ilişkiyi şöyle anlatır:
Yıllarca sevgilimdi çeken o'ydu nazımı
Öldüğüm gün benimle gömün kabre sazımı
Başka ellerde kalıp arkamdan ağlamasın
Görmesin artık benim Tanbûr'suz enkazımı
Kucağımda yatırdım, ellerimde inlettim
Güzel hazîn sesini her âşığa dinlettim
Bana şiir yazdırdı, bana şarkı yazdırdı
Hassas nağmeleriyle rûhumu serinlettim
Kronoloji
1932: 26 Ekim'de Merzifon'da doğdu.
1933-1934: Aile İstanbul'a taşındı (kaynaklar "bir yaşını biraz geçmişken" der; Biyografiler.com Bilecik üzerinden 1934 verir).
1949: İleri Türk Musikisi Konservatuvarı Derneği'nde Laika Karabey ile tambur öğrenimine başladı.
1950 başları: Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne girdi, İzzettin Ökte'den ders almaya başladı.
1951 sonları: İstanbul Radyosu'nda saz eserleri çalmaya başladı.
1952: Kristal'de Safiye Ayla ile ilk sahne deneyimini yaşadı.
1956: İstanbul Radyosu Türk Musikisi Nota Kütüphanesi'nde memur olarak çalışmaya başladı.
1966-1967: İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Musikisi İcra Heyeti'nde tamburi oldu.
1967: İstanbul Radyosu'na döndü; Münir Nurettin Selçuk'un solo konserlerine katılmaya başladı.
1975: İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda tambur öğretim görevlisi oldu.
1976: 13 Ekim tarihli Yönetim Kurulu kararıyla Türk Musikisi Arşiv Kurulu'nda görev aldı.
1981: TRT'den emekli oldu.
1988: TRT'de "Taş Plaktan Bugüne" programını hazırlayıp sundu.
1992: Oğlu Harun vefat etti.
1996: Konservatuvardan yaş haddinden emekli oldu, sözleşmeli hocalığa devam etti.
2004: Sisli Bir Eylül Gecesi albümü çıktı; 24 Eylül'de üç saz eserinin çok sesli prömiyeri yapıldı.
2023: 2 veya 3 Ocak'ta İstanbul'da vefat etti; 4 Ocak'ta Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedildi.
Kaynakça
Diğer kaynaklar
- "Sadun Aksüt" ve "Ali Kemali Aksüt", Vikipedi (tr.wikipedia.org). tr.wikipedia.org
- "Sadün Aksüt", Biyografya (biyografya.com). biyografya.com
- "Sadun Aksüt", Biyografiler.com. biyografiler.com
- "Sâdun Aksüt", SalihBora.Com.
- "Sadun Aksüt", Muzikotek Müzik Bankası.
- "Karısına tamburla serenad yapan üstad Sadun Aksüt", Hürriyet, 2 Mart 2003. hurriyet.com.tr
- Doğan Hızlan, "Sazıyla bütünleşen bir sanatçı: Tamburî Sadun Aksüt", Hürriyet, 21 Nisan 2013.
- Doğan Hızlan, "Sadun Aksüt'ü anarak", Hürriyet, 24 Kasım 2024.
- "Usta tamburi Sadun Aksüt vefat etti" ve "Usta tamburi Sadun Aksüt, sevenlerinin katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı", Anadolu Ajansı, 3-4 Ocak 2023. aa.com.tr
- "Sadun Aksüt kimdir, kaç yaşında öldü?", Cumhuriyet, 4 Ocak 2023. cumhuriyet.com.tr
- "Tamburi Sadun Aksüt vefat etti", Yeni Şafak, 4 Ocak 2023.
- "Şehri Sadece Yönetmedi: Ali Kemali Aksüt'in Erzincan'a Bıraktığı Miras", Erzincan Haber, 5 Eylül 2026.
- Sadun Aksüt biyografisi, Antoloji.com ve Kral Müzik.






