Amirdovlat Amasyatsi (Ermenice Ամիրդովլաթ Ամասիացի; kaynaklarda Amirdovlat Amasiatsi, Amirdovlat of Amasia; Türkçede "Amasyalı Amirdovlat"), on beşinci yüzyılda yaşamış Ermeni hekim, doğa bilgini ve yazardır. Amasya'da doğdu, Anadolu'da, İran'da ve Balkanlar'da dolaştı, Fatih Sultan Mehmed'in sarayında başhekimlik yaptı ve ömrünün sonunda, kaynakların bir bölümüne göre, doğduğu şehre döndü. Adını en çok, bitki, hayvan ve maden kaynaklı ilaçları altı dilde sıralayan sözlüğü Angitats Anpet'e (Ankitats Anpet; "Cahile Yararsız") borçludur. Kitabın adı bir iğnedir: bilgiyi yalnız bilenlere ait sayar ve cahile yararsız olduğunu söyleyerek okuru baştan uyarır.
Amirdovlat bütün eserlerini klasik Eski Ermenice yerine dönemin konuşma dili olan Orta Ermenice ile yazdı. Bu tercih, Mıhitar Heratsi'den gelen geleneğe dayanıyordu ve eserlerinin yalnız âlimler tarafından değil, öğrenciler ve sıradan okurlar tarafından da kullanılmasını sağladı. Kitaplarının bir kısmı hekimlere, bir kısmı halka yöneliktir. Yazdıklarının büyük bölümünü İstanbul'da kaleme aldığı anlaşılır.
Amasya'da Doğum ve Eğitim
Kaynaklar doğum yeri konusunda birleşir: Amasya. Doğum yılı ise kesin değildir. Encyclopaedia Iranica "yaklaşık 1420/25" der, Stella Vardanyan'ın kronolojisi 1420 ile 1430 arasını gösterir; kimi araştırmacılar daha öne, 1414-1419 arasına, kimileri ise yirmili yılların sonuna ya da otuzlu yılların başına yerleştirir. Bu aralık, hekimin hayatının büyük bölümü gibi gençliğinin de belgesiz kaldığını gösterir. Rusça kaynaklardan birinde babasının adı Yegia olarak verilir; bu bilgiyi başka bir kaynakta doğrulayamadık.
Vardanyan'ın kronolojisine göre Amirdovlat 1450'lerde Amasya ve Sivas'taki (Sebastia) Ermeni okullarında öğrenim gördü. On beşinci yüzyıl, Ermeni tarihinin zor çağlarından biriydi. Timur istilasının yaraları sarılmamıştı, Karakoyunlular ile Akkoyunlular arasındaki mücadele bölgeyi yıpratıyordu. Buna rağmen Tatev gibi büyük manastır okulları yanında Amasya ve Sivas okulları da tıbba özel bir yer veriyordu. Amirdovlat bu çevrede yetişti; hocalarını ve hangi eserleri okuduğunu bilmiyoruz, ama sonraki yazıları Ermeni tıp geleneğine ve Arapça kaynaklara yakından aşina olduğunu gösterir. Bir görüşe göre tıbbı Mezopotamya'da öğrenmişti; bu, kesinleşmemiş bir tahmindir.
Öğrenimin ardından gezgin hekim olarak Anadolu'yu, İran'ı ve Ermenistan'ı dolaştı, gittiği yerlerde ilaçlık bitki örnekleri topladı. Yola çıkış nedenini bilmiyoruz. Osmanlı yönetiminin yer değiştirme politikasının ya da yalnızca bilgi arayışının etkili olduğu öne sürülmüştür, ama bunların hiçbiri belgeli değildir. Ermenice, Türkçe, Rumca, Arapça, Farsça ve Latince bildiğini ve bu dillerin hepsinde yazılmış tıp kaynaklarından yararlandığını Angitats Anpet'in kolofonunda kendisi bildirir.
İstanbul ve Fatih'in Sarayı
1450'lerin sonunda deniz yoluyla İstanbul'a geçti ve tıp, doğa bilimleri ile felsefe öğrenimini orada sürdürdü. Şehir 1453'ten beri Fatih Sultan Mehmed'in başkentiydi. 1459'da kaleme aldığı ilk eseri Tıp İlmi ile aynı yıl yazdığı ilk Akrabadin, İstanbul'daki ilk yıllarında ne denli çalıştığını gösterir. Ermeni kaynaklı bir anlatıya göre bu ilk kitabını kısa sürede Türkçeye de çevirmişti ve bu, sultanın dikkatini çekti.
1460'larda Fatih'in başhekimi oldu ve "başhekim-göz hekimi" unvanını aldı. Rusça kaynaklarda bu unvan "çarah-paşı" (başcerrah) biçiminde geçer; hekim, bir eserinin kolofonunda kendisini hem "çarah-paşı" hem de "bostancı-paşı" (muhafız birliği başı) diye anar. Bostancıbaşılık iddiasını başka bir kaynakla destekleyemedik. Bir Hristiyanın bu mevkie hızla yükselmesi saray çevresinde çekememezlik doğurmuş olabilir. Yukarıda anılan Ermeni anlatısı, hekimin rakiplerinin entrikalarıyla saraydan uzaklaştırıldığını söyler; Vardanyan'ın kronolojisi ise yalnızca "sonrasında nedeni bilinmeyen on yıllık sürgün ve Balkan ülkelerinde dolaşma" der. Entrika ayrıntısı tek bir ikincil anlatıya dayanır ve ihtiyatla okunmalıdır.
Sürgün, Amirdovlat için kayıp bir dönemden çok bitkibilimi bakımından verimli bir dönem oldu. Balkanlar'ın, Anadolu'nun, Ermenistan'ın ve İran'ın şifalı otlarını bu yıllarda topladığı, sınıflandırdığı ve hastalar üzerinde denediği anlatılır. 1466 ile 1469 arasında bugünkü Bulgaristan'da bulunan Filibe'de (Plovdiv) ana klinik eseri Tıbbın Yararları'nı yazdı. Bu eser, Tıp İlmi'nin on yıl sonra genişletilmiş biçimidir.
1466-1467'de Balkanlar'da ve İstanbul'da veba salgını çıktı. Rusça kaynaklara göre Fatih salgın sırasında başkentten ayrılıp önce Vidin'e, sonra Niğbolu'ya gitmişti. Amirdovlat'ın salgının merkezinde hastalara baktığı ve bu olayları sonradan Tıbbın Yararları'nda anlattığı bildirilir. Ermeni anlatısı, sultanın korkuya kapılıp eski hekimini aratarak başhekimliğe geri getirdiğini yazar; kimi araştırmacılar bu dönüşü 1471'e, Vardanyan'ın kronolojisi 1470'lere tarihler. Dönüş yılı belli olmasa da sonuç ortadadır: Amirdovlat 1481'deki ölümüne kadar Fatih'in güvenini taşıdı ve saraydaki eski mevkiini yeniden kazandı.
Hekim bu yıllarda yalnız tıp yazmadı. Ermeni kitap geleneğinin koruyucusu olarak da anılır. Eski Ermeni felsefe, tarih ve ahlak kitaplarını yazıcılara istinsah ettirdi, kimini kendisi kopyaladı ya da yabancı dilden Ermeniceye çevirdi. 1480 tarihli bir Mezmurlar nüshasının yazıcısı, Fatih'in Uzun Hasan seferinden dönüşte Baberd'i yağmalayıp İstanbul'a götürdüğü güzel bir Mezmurlar kitabını Amirdovlat'ın gördüğünü ve o kutsal kitabı esaretten kurtardığını aktarır; olay 922 (1473) yılında anlatılır. Bir başka yazıcı onu, kitap sevgisi nedeniyle "zamanımızın ikinci Batlamyus'u" diye över. Hekimin yazdırdığı el yazmaları arasında Grigor Tatevatsi ile Hovhannes Vorotnetsi'nin felsefi eserleri, Süryani Mihail ile Samuel Anetsi'nin tarih kitapları ve Kutsal Kitap metinleri bulunur. 1468 tarihli Galen ve Hipokrat çevirilerinin de kendisine ait olduğu bildirilir.
Eserleri
Amirdovlat, çeyrek asırlık çalışmasında kendi çağının tıp dallarının neredeyse tamamına değinen bir kütüphane oluşturdu: embriyoloji, anatomi, fizyoloji, klinik tıp, farmakoloji, cerrahi ve tedavi. Eserlerinin çoğu için aşağıdaki sıra kabul edilir; Türkçe adlar kaynaklardaki İngilizce ve Rusça adların çevirisidir, Türkçede yerleşik bir adlandırma bulamadık.
- Usumn bzhshkutyan (Tıp İlmi), 1459: bilinen ilk eseri. Anatomi, patoloji, farmakoloji ve hijyeni ele alır. Yazarın kendi eliyle yazılmış nüshası günümüze ulaşmıştır ve kolofonuna göre kitap 3 Kasım 1459'da tamamlanmıştır. Bir "Vard, Şadibek oğlu"nun isteği üzerine yazıldığı belirtilir.
- Akhrabadin (Akrabadin, ilaç bilgisi), 1459: ilaçların ve organlar üzerindeki etkilerinin ayrıntılı tarifi. İkinci Akrabadin 1481 tarihlidir ve ilkinden yapı bakımından epeyce ayrılır.
- Tıbbın Yararları (Ermenice Ogut bzhshkutyan), 1466-1469: Tıp İlmi'nin genişletilmiş biçimi. Kaynaklara göre iki bölümden ve 224 alt bölümden oluşur, 209 hastalık türünü anlatır.
- Alfabetik Hastalıklar Sözlüğü, 1468: yirmi altı el yazması sayfalık küçük bir farmakoloji terimleri sözlüğü.
- Hastaların Belirtileri (iyileşmeyi ya da ölümü haber veren belirtiler): ölüm döşeğindeki hastaların belirtilerini ve küçük cerrahi müdahaleleri anlatan hekim el kitabı. Bilinen tek nüshası Paris Ulusal Kütüphanesi'ndedir.
- Girk ramkakan (Halk Tıbbı ya da "halk kitabı"): büyü tıbbı ve astroloji unsurları taşır. Tarihi 1474 ya da 1478 olarak iki ayrı biçimde verilir. Gök gözlemleri ve astrolojik öngörüler listesidir; kimi araştırmacılar kaybolmuş bir Arapça eserin çevirisi olabileceğini düşünür.
- Angitats Anpet (Cahile Yararsız, İngilizce kaynaklarda "Useless for Ignoramuses"): bitki, hayvan ve mineral kaynaklı basit ilaçların Ermeni alfabesi sırasıyla dizildiği sözlük. Yazım yılları kaynaklarda 1478-1482 ya da 1478-1492 diye değişir.
İkinci Akrabadin, Angitats Anpet'ten sonra Amirdovlat'ın en hacimli kitabıdır. Bitki toplayıcılarına ve baharatçılara bitkinin yaprağının, çiçeğinin ve kökünün yılın hangi döneminde toplanacağını, hangi odada ve hangi kaplarda bozulmadan saklanacağını anlatır. Dış ve iç kullanıma yönelik çeşitli ilaçları, havayı temizleme ve yiyecek saklama yöntemlerini tarif eder; güçlü etkili ilaçlar için azami günlük dozları belirtir. İlk Akrabadin ise, Doğu'daki alışılmış akrabadinlerin yalnız bileşik ilaçları ele almasının aksine, basit ilaçları da içine alır. Yirmi üçüncü bölümü yetmiş tablodan oluşur ve her tabloda beş ilaç, adı Ermenice, Rumca, Frenkçe, Arapça ve Farsça verilerek, görünüşü, dozu ve doğasıyla birlikte tanıtılır; toplam 350 ilaç vardır. Hekimin Maimonides'in (Musa bin Meymun) eserinden hareketle 2600 ilacı 3700'e çıkardığı yolundaki yorum ise Jean-Pierre Mahé tarafından, Amirdovlat'ın sözlerinin yanlış anlaşılması sayılarak reddedilmiştir.
Angitats Anpet: Altı Dilli İlaç Sözlüğü
Encyclopaedia Iranica Angitats Anpet'i yazarının "açık ara en önemli başarısı" sayar. Eser, bitki, hayvan ve maden kaynaklı ilaçların iyileştirici özelliklerini, fiziksel ve kimyasal niteliklerini, tedavi alanını, bitkilerin ve hayvanların yayılış bölgesini ve minerallerin bulunduğu yeri anlatır. Amirdovlat yabani bitkileri ilaç kaynağı olarak daha çok tercih eder. Ağrı kesici ve uyku getirici olarak safran, adamotu ve haşhaşı önerir; hayvan organlarını ve mineralleri, özellikle sofra tuzunu, ilaç yapımında kullanmayı savunur. Karın ve bağırsak hastalıkları ile kansızlık için demirli karışımlar, cilt hastalıkları için kükürt merhemi tavsiye eder. Kendisine atfedilen bir söz, ilaca bakışını özetler: dünyada yaratılan her şey ya besindir, ya bedene yararlı ilaçtır, ya da bedenin doğasını değiştirip öldüren zehirdir.
Sözlük, ilaç adlarını altı dilde yan yana verir: Ermenice, Rumca, Latince, Arapça, Farsça ve Türkçe. Bu özelliği, onu yalnız tıp tarihçileri için değil, dilbilimciler için de değerli bir kaynak yapar. Eserin kapsamı için verilen rakamlar kaynaklara göre değişir: bin dört yüz ilaç, üç binden fazla bitki ve bitki adı, 3754 Ermenice bitki adı ve elli kaynağa gönderme gibi. Bu çelişkiyi çözemedik; tek bir kesin sayı vermemek doğru olur. Elli kaynağa gönderme ise o çağ için dikkate değer bir rakam sayılır. Eserdeki bazı bitkilerin sonradan kanser tedavisinde kullanılan etken maddeler taşıdığı da anlatılır; bu iddiayı bağımsız bir tıp kaynağıyla sınayamadığımız için yalnızca not ediyoruz.
Kitabın günümüze ulaşan en eski nüshası 1490'da Sivas'ta, Amirdovlat'ın siparişi üzerine parşömene yazıldı ve British Library'dedir; yazarın kendi el yazması korunmamıştır. 1626'da Merzifon'da (Marzvan) hazırlanan bir nüsha, Sivaslı hekim Buniat'ın siparişidir ve Angitats Anpet ile Tıbbın Yararları ve ikinci Akrabadin'i bir arada barındırır. Erivan'daki Matenadaran'da yirmi kadar nüshası, Venedik ve Viyana'daki Mıkhitarist kütüphanelerinde, Paris Ulusal Kütüphanesi'nde ve British Museum'da başka nüshaları bulunur. Eser 1926'da K. Basmadjian'ın yayımıyla Viyana'da basıldı; Tıbbın Yararları S. Malkhasiants tarafından 1940'ta Erivan'da yayımlandı. Vardanyan'ın Rusça çevirisi 1990'da Moskova'da, Bulgarca çevirisi 2011'de Sofya'da çıktı.
Kitaptaki tarifler, sıradan bir okurun bile kendi mutfağında ve bahçesinde uygulayabileceği düzeydedir. Aktarıldığına göre Amirdovlat sütün bedeni ısıttığını ve beyni güçlendirdiğini yazar, tek seferde 175 gramı geçmemesini ve bal suyuyla içilmesini öğütler. Kavunun çekirdeğini hem müshil hem de karaciğer ve böbrek temizleyicisi sayar. Maydanozu soluğu rahatlatan ve baş ağrısına iyi gelen bir bitki olarak över, ama hamile kadınlar için tehlikeli olduğunu belirtir. Bu örnekler, kitabın tıbbın yanı sıra ortaçağ Anadolu mutfağı ve beslenmesi için de bir kaynak olduğunu gösterir; nitekim kitap bu amaçla da incelenmiştir.
Hekim Olarak Düşünce Dünyası
Amirdovlat, Yunan ve İslam dünyası tıp kaynaklarını Ermeni halk tıbbı geleneğiyle birleştirir. Kendisinden önceki hekimleri, "ilk hekimlerimiz Büyük Mıhitar, hekim Aaron, oğlu Stepanos ve soyları" diye sayar. Eserlerine kısa şiirler ve vecizeler serpiştirmesinin nedeni, yazdıklarının herkes tarafından anlaşılmasını istemesidir. Kendisi çoğunlukla cerrahi ve özellikle göz hastalıklarıyla uğraşmış, ama tedavide geleneksel yöntemleri yeğlemiştir.
Hekimin ahlakı üzerine yazdıkları, çağının tıp edebiyatı içinde dikkat çeker. Tıp İlmi'nden aktarılan bir bölümde hekimin akıllı, görev bilinci taşıyan, sabırlı ve öğüt vermeye hazır olması, sarhoş, açgözlü ve çıkarcı olmaması, yoksulları sevmesi, merhametli ve ahlaken temiz olması istenir. Hastalığın özünü kavrayamayan hekimin, adını lekelememek için ilaç vermemesi gerektiğini de yazar. Aile hekimine büyük önem verir: onun yalnız hastayı tedavi etmesini değil, ailenin yaşam biçimini ve ev ortamını izlemesini de görev sayar. Aile hekimine geniş yetkiler tanır ve gizliliği şart koşar; hekimi bir rahibe benzetir ve günahların itirafta rahibe söylendiği gibi hastalığın da hekime hiçbir şey gizlenmeden anlatılması gerektiğini söyler. Yabancı bir erkeğin ailenin içine giremediği bir toplumda, bu yaklaşım dönemine göre özgürlükçü sayılır.
İlaç denemeleri için yedi koşul aradığı aktarılır. Denenecek ilaç saf olmalı, başka maddelerle karışmamalıdır. Her ilaç dengeli yapıdaki bir insanda denenmeli, etkisi sıcaklık, soğukluk, nem ve kuruluk bakımından izlenmelidir. Bir ilaç aynı anda yalnız tek hastalıkta denenmeli; ilaç birkaç hastalığa yarıyorsa bu etkinin ilaca mı yoksa başka koşullara mı bağlı olduğu araştırılmalı, ilacın gücü hastalığın gücüyle orantılı olmalı, mevsim hesaba katılmalı ve etkinin sürekliliği izlenmelidir. Bu ilkeler çağının tıp bilgisinin sınırları içindedir, ama deneyin ve gözlemin önemini vurgular. Tıbbın Yararları'nda ise gerçek bir hekimin hesaba katması gereken beş etken sayılır: şehir havası, hava durumu, hastanın karakteri, hastalığın doğası ve ilacın etkisinin gücü. Korku, öfke ve kederin ölümcül hastalıkların nedeni olabileceğine dair bir sözü de ona atfedilir. Duyguların bedene etkisine dair "psikosomatik" gibi modern değerlendirmeleri ilk elden doğrulayamadığımız için yalnızca not ediyoruz.
Hekimin gökbilimle de ilgilendiği anlaşılır. Kendisine ait bir usturlabın korunduğu, üzerinde Ermeni yazısıyla Ermeni takvimine göre 928 yılının, yani 1479'un yazılı olduğu bildirilir. Aynı kaynaklar bu aletin 1997'de Paris'te bir müzayedede, bir Katar prensi tarafından 200 bin doların üzerinde bir bedelle satın alındığını aktarır; bu bilgiyi yalnız ikincil kaynaklardan öğrenebildik.
Amasya'ya Dönüş
Kaynakların çoğuna göre Amirdovlat, Fatih'in ölümünün ardından Amasya'ya döndü. Vardanyan'ın kronolojisi dönüş yılını 1480'ler olarak verir, bir Rusça kaynak 1483 der. İngilizce kaynaklar şehri o sırada yöneten şehzadeyi "Fatih'in oğlu Ahmed" diye anar. Burada bir karışıklık olasılığı vardır. Fatih'in ölümüne kadar Amasya sancağı onun oğlu Şehzade Bayezid'in (sonraki II. Bayezid) elindeydi; Fatih'in kendisi de şehzadeliğinde bir süre Amasya'da bulunmuştu. Şehzade Ahmed ise Bayezid'in oğludur, yani Fatih'in torunu. Rusça kaynak bu kuşak farkını doğru biçimde belirtir ve Amirdovlat'ın dönüşünde Amasya'nın yerel yöneticisi Ahmed'in onu sıcak karşıladığını yazar. Ahmed'in sancağa ne zaman atandığı konusunda belge sunamadık; dönüşün 1481 sonrasına düştüğü ve daveti yapanın Bayezid'in oğlu olduğu daha olası görünür.
1490'da yaşlanmış ve hasta olan Amirdovlat, şifalı madensuları ile ünlü Bursa'ya tedavi için gitti. 8 Aralık 1496'da öldü. Ölüm yeri konusunda kaynaklar ayrışır: Bursa (Iranica ve Rusça kaynak) ya da Amasya (İngilizce kaynaklar ve Vardanyan'ın kronolojisi). Ermeni anlatısı, hekimin Amasya'da öğrencileri arasında öldüğünü yazar. Kesin belge bulunamamıştır.
Amirdovlat arkasında bir okul bıraktı. Öğrencileri ve Sivaslı hekimler eserlerini kopyalayıp yorumlamayı sürdürdü; kaynaklara göre on yedinci ve on sekizinci yüzyıl Ermeni tıp sözlüklerinin çoğu Angitats Anpet'ten etkilenmiştir. Bu okulun izleri özellikle Sivas çevresinden çıkan hekimlerde, Hovasap, Asar ve Buniat gibi isimlerin eserlerinde sezilir.
Amasya'daki İzleri ve Anılışı
Amirdovlat için Amasya'da mezar, anıt ya da adını taşıyan bir yapı bulunduğuna dair kaynak bulamadık. Amasya'nın tanınmış evlatları arasında Strabon ile birlikte anılması, şehrin onu kendinden saydığını gösterir. Bugün anılışı daha çok Ermeni tıp tarihi, bitki adları ve ortaçağ Anadolu beslenmesi üzerine araştırmalar içindedir. Aynı yüzyılın Amasya çevresinden çıkan öteki hekimi Şerafeddin Sabuncuoğlu ile birlikte anıldığı da olur.
Kronoloji
1420-1430 arası: Amasya'da doğum (Iranica: yaklaşık 1420/25).
1450'ler: Amasya ve Sivas'ta Ermeni okullarında öğrenim; gezgin hekimlik.
1459: Tıp İlmi ve ilk Akrabadin (İstanbul).
1460'lar: Fatih'in başhekimliği; ardından yaklaşık on yıllık Balkan dolaşması.
1466-1469: Tıbbın Yararları (Filibe).
1466-1467: Balkanlar'da ve İstanbul'da veba salgını.
1470'ler: İstanbul'a dönüş ve başhekimliğe yeniden atanma; Halk Tıbbı (1474 ya da 1478).
1478-1492: Angitats Anpet (kimi kaynaklarda 1478-1482).
1481: İkinci Akrabadin; Fatih'in ölümü.
1480'ler: Amasya'ya dönüş (bir kaynakta 1483).
1490: Angitats Anpet'in en eski nüshası (Sivas); Bursa'ya şifalı sular için yolculuk.
8 Aralık 1496: Ölüm (Bursa ya da Amasya).
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- John L. Gueriguian, "Amirdovlat' Amasiats'i: His Life and Contributions", Journal of the Society for Armenian Studies 3 (1987), s. 63-91 (yalnızca künye ve özet görüldü; tam metne ulaşılamadı).
Diğer kaynaklar
- Avedis K. Sanjian, "Amirdovlat' Amasiats'i", Encyclopaedia Iranica, 2003 (iranicaonline.org). iranicaonline.org
- "Амирдовлат Амасиаци", Vikipedi (Rusça); içinde anılan eserler: Stella Vardanyan, Amirdovlat Amasiatsi, a Fifteenth-Century Armenian Natural Historian and Physician, Caravan Books, 1999; John L. Gueriguian, "Amirdovlat, Mehmed II, and the Nascent Armenian Community", The Armenian Review 39/2 (1986); Jean-Pierre Mahé, "La version arménienne du médecin Abou-Saïd", 2006. ru.wikipedia.org
- "Amirdovlat of Amasia", Wikipedia (İngilizce). en.wikipedia.org
- Kari Amirkhanyan, "How the Armenian physician Amirdovlat Amasiatsi served at the court of Mehmed the Conqueror", Art-A-Tsolum (allinnet.info).
- "Armenian Healers in History", AGBU (agbu.org).
- "Death of Amirdovlat of Amasia (December 8, 1496)", This Week in Armenian History, 2018.
Çevrimiçi kaynaklar






