Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Zi-dil-ârâm burdî v’ez serem hûş
Çi kerdî ey büt-i sîmîn binâ-gûş
Dil ü dîn râ be-zülfeyn-i tu bâzem
Eger yek şeb konem kaddet der-âgûş
Be-bâd-ı şevket ey ârâm-ı dilhâ
Be-sân-ı bahr-ı cûşân mî-zenem cûş
Eger ez-câm-ı la’let cür’a-nûşem
Konem endûh-ı ‘âlem râ ferâmûş
Terahhum kon be-hâl-i şîfte Şâhî
Merân ez-sâye ey serv-i kabâ-pûş

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönülden huzuru, başımdan aklı aldın; ey gümüş kulaklı put (güzel), ne yaptın?

2. Eğer bir gece boyunu kucağıma alırsam, gönlümü ve dinimi senin iki zülfüne (kumarda) kaybederim.

3. Ey gönüllerin huzuru, şevkinin rüzgârıyla coşkun bir deniz gibi coşuyorum.

4. Eğer lal dudağının kadehinden bir yudum içersem dünyanın bütün kederini unuturum.

5. Şâhî'nin tutkun hâline acı; ey kaftan giymiş servi, onu gölgenden kovma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik Farsça gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi yoktur; kafiye "hûş, gûş, âgûş, cûş, ferâmûş, pûş" kelimelerindeki "-ûş" sesidir. Kılıç'ın sayımına göre Farsça gazellerin on üçü redifli olduğundan, redifsiz dört gazelden biridir. Neşirde [93b] varak imi ikinci beytin sonunda durur. Kılıç'ın vezin dökümüne göre Farsça gazellerden dördü bu kalıpla yazılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel kısa ve akıcı bir aşk şiiridir. Matlada sevgili "büt-i sîmîn binâ-gûş", yani kulak memesi gümüş gibi beyaz bir puttur. Divan şiirinde güzelin "büt" diye anılması, onun bir put gibi tapılacak kadar güzel olduğunu ve âşığın dinini elinden aldığını anlatır. İkinci beyit bu düşünceyi sürdürür: âşık, bir gece sevgiliyi kucaklayabilmek için gönlünü ve dinini onun iki zülfüne kaybetmeye razıdır. "Bâzem" fiili oynarım, kaybederim anlamına gelir ve kumar imgesini çağırır; Kılıç kelimeyi "veririm" diye karşılar. Zülfün siyahlığı ve dinsizliği, din ile zülf arasındaki bilinen karşıtlığı hatırlatır.

Matla ile üçüncü beyit arasında ince bir karşıtlık vardır. Matlada sevgili gönülden "ârâm"ı (huzuru) alıp götürmüştür; üçüncü beyitte ise ona "ârâm-ı dilhâ", yani gönüllerin huzuru diye seslenilir. Huzuru alan ile huzurun kendisi aynı kişidir; bu tespit bizimdir. Aynı beyitte rüzgâr, deniz ve coşku kelimeleri bir tenasüp kurar. Dördüncü beyitte dudak bir kadehe, öpücük de bir yudum şaraba benzetilir; bu yudum dünyanın bütün kederini unutturur. Makta servi imgesine dayanır. Sevgili, kaftanı içinde salınan bir serviye benzetilir; âşık ise bu servinin gölgesinde durmak isteyen biridir. Servinin gölgesinden kovulmamayı dilemek, sevgilinin yakınında kalma isteğinin divan şiirindeki bilinen anlatımlarından biridir. Şiirde kime ya da ne zaman yazıldığına dair bir işaret bulunmaz.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 159, Farsça gazel no. 10 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 93b); dipnot 178-182 (beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 29 (vezin dökümü), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar