Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Ber-ser-i kûyeş fütâde zâr mî-nâlem henûz
Veh zi-istignâ ne-şod vâkıf zi-ahvâlem henûz
Ber-hevâ-yı ân Hümâ-tal’at feşândem nakd-i hod
Der-makâm-ı bî-hodî bî-per ü bî-bâlem henûz
Zîr-i pây-ı ân semen-ber serv-kad der-bahtem
Mâl ü mülk-i hîş râ bî-genc ü bî-mâlem henûz
Der-serem bü’gzeşt dey ü sengî ber-zed ber-serem
Ez-ser-i ân zevk rû ber-seng mî-mâlem henûz
Sâlehâ şod hem-çü Şâhî ber-deret zârî konem
Ez sitem-kârî ne-geştî vâkıf-ı hâlem henûz

Günümüz Türkçesiyle

1. Onun sokağının başına düşmüş, hâlâ ağlayıp inliyorum; yazık ki o, ilgisizliğinden hâlâ hâlimden haberdar olmadı.

2. O Hüma talihli güzelin arzusuyla kendi nakdimi (varımı) saçtım; kendinden geçme makamında hâlâ kolsuz kanatsızım.

3. O yasemin göğüslü, servi boylunun ayağı altında kendi malımı mülkümü yitirdim; hâlâ hazinesiz ve malsızım.

4. Dün başımın üzerinden geçti ve başıma bir taş vurdu; o zevkin hatırına hâlâ yüzümü taşa sürüyorum.

5. Yıllar oldu, Şâhî gibi kapında ağlayıp inliyorum; zalimliğinden hâlâ hâlimden haberdar olmadın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik Farsça gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "henûz" (hâlâ), kafiye "nâlem, ahvâlem, bâlem, mâlem, mâlem, hâlem" kelimelerindeki "-âlem" sesidir. Kılıç "henüz" kelimesini Farsça gazellerin redifleri arasında sayar. Neşirde [93a] varak imi gazelin numarası yanındadır, yani şiir yazmada yeni bir yaprağın başından başlar. Matlaın ikinci mısraı ile maktaın ikinci mısraı neredeyse aynı sözü söyler: sevgili âşığın hâlinden "hâlâ" haberdar olmamıştır. Gazel böylece başladığı yerde kapanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Redif "henûz", bekleyişin uzunluğunu her beyitte yeniden hatırlatır. İkinci beyitte sevgili, gölgesi düştüğü kişiyi devlete eriştirdiğine inanılan Hüma kuşuna benzetilir. Âşık bu kuşun peşinde bütün varını saçmıştır, ama kendisi "kolsuz kanatsızdır", yani uçamaz; kuş ile kanat arasında bir tenasüp vardır. Üçüncü beyitte "der-bâhtem" (yitirdim, kumarda kaybettim) sözü, aşkın bir kumar gibi bütün mülkü alıp götürdüğünü anlatır. Yasemin göğüs ile servi boy, sevgiliyi beyazlık ve uzunluk bakımından iki bitkiye benzeten bilinen teşbihlerdir.

Dördüncü beyit en güç beyittir. Kılıç "dey" kelimesini kış ayı (Farsça takvimde Dey ayı) olarak anlar ve ikinci mısraı "o yüzün güzelliği baştan gitsin diye taşın üzerine kazıyorum" diye açıklar. "Dey" Farsçada "dün" anlamına da gelir. Bu okumada sevgili dün âşığın başının üzerinden geçmiş, başına bir taş atmıştır; âşık o anın zevkiyle hâlâ yüzünü taşa sürer. "Mâlîden" (sürmek) fiilinden gelen "mî-mâlem" ile üçüncü beyitteki "bî-mâlem" (malsızım) arasında güçlü bir cinas vardır: iki kelime yazılışta ve seste birbirine çok yakındır, anlamları ise bambaşkadır. Dün okuması ve cinasın tespiti bizimdir. Sevgilinin attığı taşın bir lütuf sayılması, divan şiirinde âşığın sevgiliden gelen her cefayı bir iltifat gibi karşılamasıyla uyumludur. Şiirde kime yazıldığına dair bir işaret yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 159, Farsça gazel no. 9 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 93a); dipnot 173-177 (beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 29 ("henüz" redifi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar