Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün

Ez-rûy-ı tu gîred basarem nûr hemîşe
Başed dilem ez-la’l-i tu mesrûr hemîşe
Her çend be-kurb-ı tu şevem sûy be-sad nâz
Ân bîh ki temâşâ konem ez-dûr hemîşe
Her câ ki nazar mî-konem ez-behr-i temâşâ
Ân-câ tu şevî nâzır u manzûr hemîşe
Pinhân şode budîm ez-în pîş be-küncî
Geştem be-gam-ı ‘ışk-ı tu meşhûr hemîşe
Ber-devlet-i în fânî vü ber-’ömr-i cevânî
Zinhâr me-şev Şâhî tu magrûr hemîşe

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözüm her zaman senin yüzünden nur alır; gönlüm her zaman senin lal dudağınla sevinçlidir.

2. Yüz nazla sana yakın olmaya yönelsem de en iyisi her zaman uzaktan seyretmektir.

3. Seyretmek için nereye baksam, orada bakan da bakılan da her zaman sen olursun.

4. Bundan önce bir köşede gizlenmiştik; senin aşkının gamıyla her zaman (dillere düşüp) meşhur oldum.

5. Ey Şâhî, bu fani devlete ve gençlik ömrüne sakın hiçbir zaman mağrur olma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik Farsça gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "hemîşe" (her zaman), kafiye "nûr, mesrûr, dûr, manzûr, meşhûr, magrûr" kelimelerindeki "-ûr" sesidir. Kılıç "hemîşe" kelimesini Farsça gazellerin redifleri arasında sayar. Neşirde [95b] varak imi ikinci beytin sonunda durur. Dördüncü beyitte ilk mısra birinci çoğul kişiyle ("budîm", gizlenmiştik), ikinci mısra birinci tekil kişiyle ("geştem", oldum) kurulmuştur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti yakınlık ile uzaklık arasında bir tercih yapar. Göz yüzden nur, gönül dudaktan sevinç alır; ama âşık, yüz nazla yaklaşmaktansa uzaktan seyretmeyi daha iyi bulur. Üçüncü beyit gazelin düşünce bakımından en derin beytidir: âşık nereye bakarsa baksın, orada bakan da bakılan da sevgilidir. "Nâzır" ile "manzûr" aynı kökten gelen iki kelimedir ve aralarındaki bu ilgi bir iştikak sanatıdır. Beyit, bakan ile bakılanın birleştiği tasavvufî bir görüşü hatırlatır; Kılıç da başka bir gazelin son beytinde tasavvufî aşktan izler bulunabileceğini söyler. Bu beyitteki tasavvufî çağrışımın tespiti bizimdir. Dördüncü beyit, gizli tutulan aşkın sonunda herkesçe bilinir olmasını anlatır; "pinhân" (gizli) ile "meşhûr" arasında bir tezat vardır.

Makta, aşk temasından birden bir öğüde geçer. Şair kendi mahlasına, fani devlete ve gençlik ömrüne güvenmemesini söyler. Kılıç, Bayezid'in divanında dünyanın faniliği, tac, taht ve saltanata güvenilmemesi üzerine öğüt veren beyitler bulunduğunu belirtir ve Türkçe Gazel 87'den "Tâc u taht u saltanat aldanma fânîdür gönül" mısraını örnek verir. Bu makta da aynı düşüncenin Farsça bir söylenişidir. "Devlet" kelimesinin hem talih hem de saltanat anlamına gelmesi, beyte bir şehzadenin ağzında ayrı bir ağırlık katar. Şiirde kime ya da ne zaman yazıldığına dair bir işaret bulunmaz.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 162-163, Farsça gazel no. 16 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 95b); dipnot 211-215 (beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 29 ("hemîşe" redifi), s. 41 (dünyanın faniliği ve saltanata güvenilmemesi üzerine öğüt beyitleri), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar