Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Dil be-bûy-ı sünbület çün bâd ser-gerdân şod
Râh-ı Mecnûnî girift ü vâlih ü hayrân şod
Zülf-i ü ber-Mushaf-ı rûyeş be-ragmem pâ-nihâd
Ez-ser-i kâfir velî bî-dîn ü bî-îmân şod
Pîş ez-în der-kûdekî ber-burc-ı dil bûdî hilâl
Der-çehâr deh sâlegî hem-çün meh-i tâbân şod
Çün tu der-sahn-ı gülistân der-neşînî bâ-hasân
Pîşe-i mâ hem-çü bülbül nâle vü efgân şod
Bü’gzer ez-zulm ü sitem ey şâh-ı hûbân rahm kon
În dil-i âbâd-ı Şâhî ez-gam-et vîrân şod
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül, senin sümbül saçının kokusuyla rüzgâr gibi başı dönmüş, avare oldu; Mecnun'un yolunu tuttu, şaşkın ve hayran oldu.
2. Onun zülfü, bana inat, yüzünün Mushaf'ı üzerine ayak bastı; zaten başından kâfirdi, şimdi dinsiz imansız oldu.
3. Bundan önce, çocukluğunda gönül burcunda bir hilaldin; on dört yaşına gelince parlak dolunay gibi oldu.
4. Sen gül bahçesinin avlusunda dikenlerle (başkalarıyla) oturunca, bizim işimiz bülbül gibi inlemek ve feryat etmek oldu.
5. Ey güzeller şahı, zulmü ve sitemi bırak, acı; Şâhî'nin bu mamur gönlü senin gamından viran oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik Farsça gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "şod" (oldu), kafiye "ser-gerdân, hayrân, îmân, tâbân, efgân, vîrân" kelimelerindeki "-ân" sesidir; matlada "ser-gerdân" ve "hayrân" birlikte kafiyelenir. Kılıç Farsça gazellerin redifleri arasında "şud" kelimesini iki gazel için sayar; oysa bu redif Farsça Gazel 4, 7 ve 8'de, yani üç gazelde kullanılmıştır. Gazel 7 ve 8 başka bir kalıpla yazılmıştır. Neşirde [92a] varak imi gazelin numarası yanındadır, yani şiir yazmada yeni bir yaprağın başından başlar.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinin bilinen mazmunlarını sıkı bir düzen içinde kullanır. Matlada sevgilinin saçı kokusuyla sümbüle benzer; gönül bu kokunun peşinde rüzgâr gibi dolaşır ve Mecnun'un çöle düşen yolunu tutar. İkinci beyit, şiirin en cüretli imgesini taşır: sevgilinin yüzü, satırları düzgün ve parlak olduğu için Mushaf'a, siyah zülfü de bu yüzü örttüğü için bir kâfire benzetilir. Zülfün yüze dökülmesi, kutsal kitaba ayak basmak gibi gösterilir; bu yüzden zülf "önceden kâfirdi, şimdi dinsiz imansız oldu" denir. Üçüncü beyit ayın evrelerine dayanır. Hilal ile dolunay arasındaki geçiş, çocukluktan gençliğe geçişe denk tutulur ve "on dört" sayısı hem sevgilinin yaşını hem de ayın dolunay olduğu on dördüncü geceyi düşündürür; bu ikinci çağrışımın tespiti bizimdir. Mısranın ilk yarısında sevgiliye "sen" diye seslenilirken redif "oldu" der; şiirde kişi değişimi sık görülür.
Dördüncü beyitte gül bahçesi, gül-bülbül-diken üçlüsünü kurar. "Hasân" kelimesini Kılıç dipnotta "çör çöp (başkaları)" diye karşılar; sevgilinin değersiz rakiplerle oturması, bülbül-âşığa feryattan başka iş bırakmaz. Makta "âbâd" ile "vîrân" arasındaki karşıtlığa dayanır: mamur bir gönül sevgilinin gamıyla yıkıntıya döner. "Şâh-ı hûbân" hitabı ile şairin "Şâhî" mahlası arasında ses ilgisi de vardır. Şiirde kime yazıldığına ya da ne zaman yazıldığına dair bir işaret bulunmaz.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 156, Farsça gazel no. 4 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 92a); dipnot 146-150 (beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 29 ("şud" redifi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






