Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’ilü Fe’ûlün

V’ez gül eser-i rûy-ı tu dârem heme dânend
V’ez misk-i Hoten bûy-ı tu dârem heme dânend
Kerdem be-hevâyet zi-cihân kat’-ı ta’alluk
Ey serv-i revân rûy-ı tu dârem heme dânend
Ez-nergis-i şûh-ı tu merâ çend sitem nîst
Men nâle zi-gîsû-yı tu dârem heme dânend
Der-sîne çünîn zahm-ı firâvân-ı ciger-sûz
Ez-gamze-i ebrû-yı tu dârem heme dânend
Çün Şâhî çerâ men ne-şevem vâlih ü şeydâ
Sevdâ-yı siyeh-mûy-ı tu dârem heme dânend

Günümüz Türkçesiyle

1. Gülden senin yüzünün bir izini taşıdığımı herkes bilir; Hoten miskinden senin kokunu taşıdığımı herkes bilir.

2. Senin sevdanla dünyadan bütün bağımı kestim; ey salınan servi, yüzümü yalnız sana çevirdiğimi herkes bilir. (Kılıç mısraı "senin yüzünü gördüğümü herkes bilir" diye anlamlandırır.)

3. Senin şuh nergis gözünden bana az sitem mi geliyor; (yine de) benim inleyişimin senin saçının elinden olduğunu herkes bilir. (Kılıç ilk mısraı "benim sitemim senin şuh nergislerinden değildir" diye anlar.)

4. Sinemdeki bu ciğer yakan sayısız yarayı senin kaşının ve göz süzüşünün açtığını herkes bilir.

5. Şâhî gibi ben de neden şaşkın ve divane olmayayım; senin siyah saçının sevdasını taşıdığımı herkes bilir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik Farsça gazel neşirde "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'ilü fe'ûlün" diye gösterilen kalıpla yazılmıştır. Uzun bir redifi vardır: "-û-yı tu dârem heme dânend" (senin ...'ını taşıdığımı herkes bilir). Kafiye "rûy, bûy, rûy, gîsû, ebrû, mûy" kelimelerindeki "-û" sesidir. "Rûy-ı tu" hem matlaın ilk mısraında hem de ikinci beytin sonunda kafiye yerinde tekrar edilir. Kılıç "dânend" kelimesini Farsça gazellerin redifleri arasında sayar. Neşirde [92b] varak imi ikinci beytin sonunda durur. Matlaın ilk mısraı "V'ez" (ve -den) bağlacıyla başlar; bir gazel matlaı için alışılmış bir başlangıç değildir ve gazelin başında bir eksiklik bulunup bulunmadığı sorulabilir. Bu gözlem bizimdir. Kılıç ilk beyitte Farsça divançede "misk" yerine "müşg" bulunduğunu kaydeder.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifin her beyitte tekrarlanan "herkes bilir" sözü, gizli tutulması gereken aşkın artık ortaya çıktığını söyler. Matlada sevgilinin yüzü güle, kokusu Hoten miskine bağlanır; gül ile misk, renk ve koku bakımından bir tenasüp kurar. İkinci beyitteki "rûy-ı tu dârem" sözü iki türlü anlaşılabilir: "senin yüzünü (gönlümde) taşırım" ya da Farsçadaki "rûy dâşten" deyimiyle "yüzümü sana çevirmişim". Kılıç ilk anlama yakın bir karşılık verir; ikinci okuma bizimdir. Üçüncü beyitteki "çend sitem nîst" sözünü Kılıç olumsuz bir cümle olarak anlar; sözün "ne kadar çok sitem var" anlamında bir soru gibi okunması da mümkündür. Bu okumada âşık, nergis gözün sitemini küçümsemez ama asıl derdinin saçtan geldiğini söyler; bu da bizim okumamızdır.

Dördüncü beyitte kaş yaya, gamze de oka benzetilir ve sinedeki yaralar bu okların izidir. Makta "sevdâ" kelimesini iki anlamıyla kullanır: aşk tutkusu ve eski tıpta insanı divane eden kara safra. Saçın siyahlığı bu ikinci anlamı da hatırlatır, böylece "siyeh-mûy" ile "sevdâ" arasında bir tenasüp kurulur. Gazel kime yazıldığına dair bir işaret taşımaz.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 156-157, Farsça gazel no. 5 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 92b); dipnot 151-156 (Farsça divançe farkı, beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 29 ("dânend" redifi), s. 29 (vezin dökümü), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar