Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Zi-âhem sünbül-et tâ der-ham üftâd
Heme şûr u fiten der-’âlem üftâd
Be-sa’y u zûr hergiz ber-hîzem
Ki bâr-ı ‘ışk ber-men muhkem üftâd
Zi-dil ârâm u ez-ser ‘akl-ı mâ bürd
Hayâl-i zülf-i tu tâ hem-dem üftâd
Be-gird-i Ka’be-i kûyet sirişkem
Nazar kon hemçü âb-ı zemzem üftâd
Me-şev magrûr Şâhî ber-hazer bâş
Ez-ân sengî ki ber-câm-ı Cem üftâd

Günümüz Türkçesiyle

1. Âhımdan senin sümbül saçın birbirine karışalı (büklüm büklüm olalı), dünyaya bütün kargaşa ve fitneler düştü.

2. Çabayla da zorla da asla yerimden kalkmam; çünkü aşk yükü üzerime sağlamca yüklendi.

3. Senin zülfünün hayali bize dost olalı, gönlümüzden huzuru, başımızdan aklı alıp götürdü.

4. Kâbe gibi olan sokağının çevresine bak, gözyaşım zemzem suyu gibi oraya döküldü.

5. Ey Şâhî, mağrur olma, sakın; Cem'in kadehine çarpan o taştan çekin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik Farsça gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "üftâd" (düştü), kafiye "der-ham, 'âlem, muhkem, hem-dem, zemzem, Cem" kelimelerindeki "-em" sesidir. Kılıç "üftâd" kelimesini Farsça gazellerin redifleri arasında sayar. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur. Kalıp on bir hecelidir ve mısraların çoğu bu sayıyı tutar. İkinci beytin ilk mısraı ("Be-sa'y u zûr hergiz ber-hîzem") ise dokuz hecede kalır, yani vezne göre iki hece eksik görünür. Ayrıca mısradaki "hergiz" (asla) olumsuz bir fiil ister; fiilde olumsuzluk eki görünmez, Kılıç ise mısraı "asla yerimden kalkmam" diye olumsuz anlamlandırır. Bu iki gözlem bizimdir; metne dokunulmamıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Redif "üftâd" her beyitte başka bir şeyin düşüşünü anlatır: dünyaya fitne düşer, âşığın üzerine aşk yükü düşer, zülfün hayali dost olarak düşer, gözyaşı Kâbe'nin çevresine düşer, en sonunda bir taş Cem'in kadehine düşer. Matlada âşığın âhı, sevgilinin sümbül saçını dağıtıp kıvırır; saçın karışıklığı, bütün dünyanın karışıklığına bağlanır. Bu, sebep ile sonuç arasında güzel bir ilgi kuran hüsn-i talil türünden bir buluştur. İkinci beyitte aşk yükü öyle ağırdır ki âşık onu taşırken yerinden kalkamaz. Dördüncü beyit hac imgeleriyle kurulur: sevgilinin sokağı Kâbe'ye, oraya dökülen gözyaşı zemzem suyuna benzetilir. Kâbe ile zemzemin birlikte anılması bir tenasüptür.

Makta bir öğüttür. Cem'in kadehi divan şiirinde dünyayı gösteren, hükümdarlığın ve mutluluğun simgesi olan bir kadehtir; ona çarpan taş ise en büyük saltanatın bile bir anda kırılabileceğini hatırlatır. Şairin mağrur olmaması gerektiğini kendi mahlasına, "Şâhî"ye söylemesi, mahlasın "şaha ait" anlamıyla birlikte düşünüldüğünde bir şehzadenin ağzında ayrı bir anlam kazanır; bu okuma bizimdir. Divanın başka şiirlerinde de "câm-ı Cem" sık geçer; Türkçe Gazel 109 ve 110'da sevgilinin dudağı ve sözü Cem'in kadehinden üstün tutulur. Şiirde kime yazıldığına dair bir işaret yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 157, Farsça gazel no. 6 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); dipnot 157-161 (beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 29 ("üftâd" redifi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar