Özgün Metin
Vezin: Fe’ûlün Fe’ûlün Fe’ûlün Fe’ûl
Menem ân ki kerdem günâh-ı azîm
Sezâ-vâr geştem be-zecr-i elîm
Tuyî ân gafûr (u) tuyî ân rahîm
Tu hâşâ ki rânî merâ der-cahîm
Günümüz Türkçesiyle
1. O büyük günahı işleyen benim; acıklı bir azaba layık oldum.
2. O bağışlayan sensin, o esirgeyen sensin; hâşâ, sen beni cehenneme sürmezsin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
İki beyitlik Farsça şiir "fe'ûlün fe'ûlün fe'ûlün fe'ûl" kalıbıyla yazılmıştır. Kılıç'ın vezin dökümüne göre divanda bu kalıpla yazılmış tek şiir bu Farsça nazmdır. Dört mısraın dördü de "-îm" sesiyle biter: "azîm, elîm, rahîm, cahîm". İkinci beytin ilk mısraındaki "(u)" Kılıç'ın tamamlamasıdır. Kılıç, Farsça divançenin neşrinde "kıta" diye gösterilen bu tür şiirleri kafiyelerine bakarak "nazm" saydığını belirtir. Neşirde bu şiirin metni içinde varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir iki beyitlik bir yakarıştır ve iki zamir üzerine kurulmuştur. İlk beyit "menem" (benim) diye başlar: büyük günahı işleyen ve acıklı azaba layık olan benim. İkinci beyit "tuyî" (sensin) sözünü iki kez tekrarlar: bağışlayan sensin, esirgeyen sensin. Kulun suçu ile Allah'ın rahmeti böylece karşı karşıya konur. "Gafûr" ve "rahîm" Allah'ın isimlerindendir; "elîm" (acıklı) ve "cahîm" (cehennem) ise azabı anlatır. Kafiye kelimeleri de bu karşıtlığı taşır: "azîm" ve "elîm" günahı ve cezayı, "rahîm" ve "cahîm" rahmeti ve cehennemi yan yana getirir. Son mısradaki "hâşâ" sözü, Allah'ın kulunu cehenneme sürmesini akla bile getirmeyen bir güveni gösterir.
Bu küçük nazım, divanın Türkçe Mesnevi 3'üyle sözce çok yakındır. O mesnevinin dördüncü beyti "Rahîmâ rahm kıl salma cahîme / Giriftâr eyleme zecr-i elîme" diye geçer; aynı kafiye kelimeleri, "cahîm" ve "elîm", aynı "zecr-i elîm" tamlaması ve aynı dilek orada Türkçe olarak söylenir. Mesnevinin "Kara yüzüm getürdüm bâr-gâha" mısraı da günahkâr kulun Allah'ın kapısına gelişini anlatır. Bu ilgi bizim tespitimizdir. Kılıç, divanın en sonunda yer alan mesnevinin son beyitlerini Şâhî'nin Allah'tan kendisini affetmesini dileyerek bitirdiğini söyler. Farsça nazmların da aynı af dileğini taşıması, divanın son sayfalarında bu temanın Türkçe ve Farsça olarak yan yana sürdüğünü gösterir. Şiirde mahlas yoktur; kime ya da ne zaman yazıldığına dair bir bilgi de bulunmaz. Günah ile af arasındaki bu sade karşılaştırma, Şâhî'nin divanında sıkça görülen "afv" temasının en kısa söylenişlerinden biridir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 163-164, Farsça nazm no. 2 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); dipnot 221 (nazm ile kıt'a ayrımı), dipnot 224-225 (beyitlerin Türkçe anlamları); ayrıca s. 30 (vezin dökümü: "Fe'ûlün Fe'ûlün Fe'ûlün Fe'ûl"), s. 36 (divanın sonundaki mesnevinin af dileğiyle bitişi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar




