Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Gönül mihr ü vefâ umma güzeller bî-vefâdur heb
Dil-i ‘uşşâka rahm itmez sitemger pür-cefâdur heb
Ser-â-ser sînem üstinde görinen sanma mûlardur
Kemân ebrûlarundan irişen tîr-i belâdur heb
Cihân içinde ger hûrşîd u ger mâh u ger encümdür
Habîbüm pertev-i mihr-i ruhunla rûşenâdur heb
Seg-i kûyun işigünde rakîbe n’ola rahm itse
Bir av iti gibi hayli zemândur âşinâdur heb
Yazılan eşk-i hûn-âbumla Şâhî levh-i çihremde
Başumdan derd-i cânân ile geçen mâ-cerâdur heb
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, sevgi ve vefa umma, güzellerin hepsi vefasızdır; âşıkların gönlüne acımazlar, hepsi zalim ve cefa doludur.
2. Göğsümün üstünde baştan başa görünenleri kıl sanma; onların hepsi kaş yaylarından gelen bela oklarıdır.
3. Sevgilim, dünyada güneş de ay da yıldızlar da, hepsi yanağının güneşinin ışığıyla aydınlanır.
4. Kapının köpeği eşiğinde rakibe acısa ne olur; bir av köpeği gibi epey zamandır hepsi birbirinin tanıdığıdır.
5. Şâhî, yüzümün levhasına kanlı gözyaşımla yazılanların hepsi, sevgilinin derdiyle başımdan geçen maceradır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dur heb" sözüdür; eski Türkçede "heb", "hep" (hepsi, tamamen) demektir ve Kılıç bu kelimeyi divandaki redifler arasında sayar. Kafiye "vefâ, cefâ, belâ, rûşenâ, âşinâ, mâ-cerâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın belirttiği gibi divandaki rediflerin çoğu Türkçe kelimelerdir ve bu XVI. yüzyıl şiirinin bir özelliğidir; "heb" redifi bunun yalın bir örneğidir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, güzellerin vefasızlığı üzerine genel bir hükümle açılır. Redifteki "heb" kelimesi her beyitte bu genellemeyi pekiştirir: güzellerin hepsi vefasız, okların hepsi bela, ışıkların hepsi sevgilinin yanağından gelir. İkinci beyitte âşığın göğsünde görünenlerin kıl (mû) sanılmaması istenir; bunlar sevgilinin yay kaşlarından atılmış oklardır. Kaşın yaya, kirpik ve bakışın oka benzetilmesi divan şiirinin bilinen teşbihlerindendir; göğüs kıllarının oklara benzetilmesi ise bu mazmunun şakacı bir uygulamasıdır. Üçüncü beyitte güneş, ay ve yıldızlar ışıklarını sevgilinin yanağından alır. "Mihr" kelimesi burada da hem güneş hem sevgi anlamını taşır; bu beyitte bir hüsn-i ta'lil (güzel sebep gösterme) sezilir.
Dördüncü beyitte sevgilinin kapısındaki köpek ile rakip yan yana getirilir. Şair, köpeğin rakibe acımasını garip bulmaz, çünkü ikisi de bir av köpeği gibi uzun zamandır birbirini tanır. Bu, rakibi köpekle aynı yere koyan alaycı bir benzetmedir; okuma bizimdir. Son beyitte âşığın sararmış yüzü bir levhaya, kanlı gözyaşı da mürekkebe benzetilir. Yüzde akan kanlı yaşlar, sevgilinin derdiyle yaşanmış bir hikâyenin yazısıdır. "Levh" ve "yazılan" kelimeleriyle kurulan bu tenasüp, Bayezid'in başka gazellerinde de görülen gözyaşı ile yazı arasındaki ilişkiye (ör. G.5/6) benzer. Gazelde bir kişiye ya da olaya işaret eden bir unsur yoktur; kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 51-52, gazel no. 10 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler ve vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






