Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Akıtdı gözlerüm yaşını dûd-ı âteş-i hasret
Eritdi yüregüm yagın ne müşkil derd imiş fürkat
N’ola cânlar virürsem işügün yasdanmaga şâhâ
Gubâr-ı hâk-i pâyundur başuma efser-i gırret
Ben ol Leylâ firâkıyla düşüp dâmân-ı kûhsâra
Varup Mecnûn-sıfat dutsam vuhûş ile n’ola ülfet
Ne vardı çekmege âlâm-ı dehri derd-i mihrünle
Bular üzre gam-ı hecrün degülmişse eger serbest
Visâl-i yâre ey Şâhî hemân yok yire sa’y itdüm
Benüm hod hecr imiş evvel kalemde başuma kısmet
Günümüz Türkçesiyle
1. Hasret ateşinin dumanı gözlerimin yaşını akıttı, yüreğimin yağını eritti; ayrılık ne zor bir dertmiş.
2. Ey şah, eşiğine yaslanabilmek için canlar versem ne olur; ayağının toprağının tozu başıma parlak (şerefli) bir taçtır.
3. Ben o Leyla'nın ayrılığıyla dağ eteklerine düşüp Mecnun gibi vahşi hayvanlarla dostluk kursam ne olur.
4. Sevginin derdiyle birlikte dünyanın acılarını çekmeye ne vardı, yeter ki bunların üstüne ayrılığının gamı da serbestçe gelmeseydi.
5. Ey Şâhî, sevgiliye kavuşmak için boş yere çabaladım; meğer kader kalemi ilk önce başıma ayrılık yazmış.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 7b varağındadır. Redif yoktur; kafiye "hasret, fürkat, gırret, ülfet, kısmet" kelimelerindeki "-et / -at" sesiyle kurulur. Dördüncü beytin kafiye yerindeki "serbest" kelimesi bu düzene uymaz; neşirdeki okuyuşun bir okuma ya da istinsah sorunu taşıyıp taşımadığı belli değildir. Bu kafiye aksaması bizim tespitimizdir ve metne dokunulmamıştır. İkinci beyitteki "efser-i gırret" tamlamasının anlamı da açık değildir; "efser" taç demektir, "gırret" kelimesinin parlak, şerefli gibi bir anlam taşıdığını varsayarak aktardık. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Kılıç bu gazelin matlaını ve maktaını, Bayezid'in şiirlerinde hecr ve fürkat kelimelerinin sıklığına örnek olarak gösterir (girişte matlada "yaşım" okunur, metinde "yaşını"). Matlada hasret ateşinin dumanı göze dokunup yaş akıtır, aynı ateş yüreğin yağını eritir. Duman ile göz yaşı, ateş ile yağın erimesi arasındaki ilişki, mum imgesini de hatırlatan bir tenasüp kurar; bu tespit bizimdir. Mısraın sonundaki "ne müşkil derd imiş fürkat" sözü, aynı ifadenin Kılıç'ın girişte aktardığı Murabba 2'nin bir bendinde ("Helâk itdi beni hecrün ne müşkil derd imiş fürkat") de geçmesi bakımından dikkat çekicidir.
İkinci beyitte sevgili "şâhâ" diye anılır; eşiğe yaslanmak için can vermek, ayak tozunu taç saymak, padişaha karşı kulluk dilinin aşka uyarlanmış biçimidir. Üçüncü beyit Leyla ile Mecnun hikâyesine telmihtir. Leyla'nın ayrılığıyla çöllere ve dağlara düşen Mecnun'un vahşi hayvanlarla dostluk kurması hikâyenin bilinen sahnelerindendir; şair kendini aynı durumda düşünür.
Dördüncü beyit kapalıdır ve iki türlü okunabilir. Bizim okumamıza göre şair, sevgilinin sevgisinin derdiyle dünyanın acılarını birlikte çekebileceğini, fakat bunların üstüne ayrılık gamının da eklenmesinin dayanılmaz olduğunu söylemektedir. Son beyitte kader düşüncesi işlenir: "evvel kalemde" sözü, ezelde kader kaleminin yazdıklarına işaret eder. Kavuşma için harcanan çabanın boşa çıkması, alın yazısının ilk satırında ayrılığın bulunmasına bağlanır. Kılıç'ın girişte vurguladığı arzusuna erişemeyen şehzade sesi bu beyitte belirgin biçimde duyulur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 52-53, gazel no. 12 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 7b); ayrıca s. 30-31 (ana tema; G.12/1 ve 5 örnekleri) ve s. 32 (Murabba 2/4), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






