Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Âteş-i hasret nigârâ eyledi bagrum kebâb
Dûd-ı hecrün eyledi şâhâ gözüm yaşın şarâb
Ayrılalı gün yüzünden bilmez oldum özümi
Ne hayâlün başa varur ne gelür gözüme hâb
Ârif olan zevk-i dünyâya gönül virmez kim ol
Evvelin ma’mûr iderse âhirin eyler harâb
Kişi ger bin yıl sürerse ‘ıyş u işret dünyede
İtmesün ana heves çün âhiri olur türâb
Derd ü mihnetden şikâyet ne idersin Şâhiyâ
Âhirün ne olacakdur anı gör oldur savâb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey güzel, hasret ateşi bağrımı kebap etti; ey şah, ayrılığının dumanı gözümün yaşını şaraba çevirdi.

2. Güneş yüzünden ayrılalı kendimi bilmez oldum; ne hayalin aklımdan çıkıp gider ne gözüme uyku gelir.

3. Arif olan dünya zevkine gönül vermez; çünkü dünya önünü mamur ederse sonunu harap eder.

4. Kişi dünyada bin yıl yeme içme ve eğlence içinde yaşasa bile ona heves etmesin, çünkü sonu toprak olmaktır.

5. Ey Şâhî, dertten ve mihnetten ne şikâyet edersin; sonunun ne olacağına bak, doğru olan budur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "kebâb, şarâb, hâb, harâb, türâb, savâb" kelimelerindeki "-âb" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın dipnotuna göre bu gazel, Ahmedî'nin "Oldı hüsnünün hayâsından eriyüp gül âb / Nergisünün hasretinden gözlerüm toldı gülâb" matlalı gazeline naziredir; Kılıç bu bilgiyi Pervâne Bey Mecmuası'nın Kâmil Ali Gıynaş neşrine (2017, s. 271) dayandırır. Gazel ayrıca nazireleri toplayan Mecmû'atü'n-nezâ'ir'de de bulunur ve Kılıç dipnotlarda bu mecmuadaki farklı okuyuşları verir.

Bu farklar küçük değildir. Matlada "eyledi bagrum" yerine "bagrumı itdi", ikinci beyitte "özümi" yerine "kendümi" okunur. Üçüncü beytin ilk mısraı mecmuada bütünüyle başkadır: "Ârif isen pîre-zen dehre gönül virme sakın" (arifsen yaşlı kocakarı dünyaya sakın gönül verme). Dördüncü beyitte "'ıyş u işret dünyede" yerine "'ıyş u işretle safâ", beşinci beyitte "ne idersin" yerine "itme hergiz" ve "oldur" yerine "bil" yazılmıştır. Dünyayı yaşlı bir kocakarıya benzeten mecmua okuyuşu, aynı benzetmenin bu partideki G.28'in son beytinde ("Vefâsuz pîre-zendür çarh-ı gaddâr") da geçmesi bakımından dikkat çekicidir; bu karşılaştırma bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti aşk acısını, son üç beyti dünyanın geçiciliğini anlatır. Bu bölünme, şiiri bir aşk gazelinden öğüt veren bir hikemî gazele doğru taşır. Matlada hasret ateşi ile ayrılık dumanı (dûd) bir arada kullanılır; ateşin dumanı göze dokunur ve gözyaşı şaraba, yani kana döner. İkinci beyitte "başa varmak" deyimi sona ermek anlamındadır: sevgilinin hayali bitmez, uykusuzluk da dinmez.

Üçüncü beyit, dünyanın insanın önünü (evvel) mamur, sonunu (âhir) harap ettiğini söyler; "evvel" ile "âhir", "ma'mûr" ile "harâb" kelimeleri iki ayrı tezat çifti kurar. Dördüncü beyitte bin yıllık bir zevk hayatının bile sonunun toprak olduğu hatırlatılır. Son beyitte şair kendine seslenerek dertten şikâyeti bırakmasını, akıbeti düşünmesini öğütler. Kılıç'ın girişte örnek verdiği G.9'un son iki beyti bu beyitlerle aynı öğüdü daha kısa bir kalıpla tekrarlar.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 50-51, gazel no. 8 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); dipnot 87-96 (Ahmedî'ye nazire; Mecmû'atü'n-nezâ'ir farkları); ayrıca s. 41 (öğüt beyitleri, G.9/4-5), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar