Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Hançer almış âh eline gamze-i dil-dâr mest
Kan itmezse ‘acebdür ol gözi hûn-hâr mest
Nev-cevândur kanda bilür dahı âdem kadrini
Hûn-ı ‘uşşâk ile oynarsa n’ola ol yâr mest
Kalmadı bir kimse kim gönlin urup götürmedi
Baş açup meydâna girdi turre-i tarrâr mest
Gulgul ile dest-i sâkîde surâhî nagmede
Câm-ı ehl-i bezm elinde devr idüp oynar mest
Mest-i ‘ışkam la’lün andukça gözüm giryân olur
Dil-berin yâd idicek meşhûrdur aglar mest
Gerçi rüsvâlık durur kârı harâbât ehlinün
Görmedüm çeşmün gibi şûrîde vü ayyâr mest
Dostum Ferhâd u Mecnûnun cihânda adı var
Gelmedi Şâhî gibi bir ‘âşık-ı dîdâr mest
Günümüz Türkçesiyle
1. Ah, sevgilinin gamzesi sarhoşken eline hançer almış; o kan dökücü göz sarhoşken kan dökmezse şaşılacak şeydir.
2. O tazecik bir gençtir, insanın kadrini nereden bilsin; o sevgili sarhoşken âşıkların kanıyla oynarsa ne olur.
3. Gönlünü vurup götürmediği kimse kalmadı; o yankesici kâkül sarhoş halde başı açık meydana girdi.
4. Sâkînin elinde sürahi "gulgul" sesiyle şarkı söylemekte; meclis ehlinin elindeki kadeh dönüp dolaşarak sarhoşça oynar.
5. Aşkın sarhoşuyum; dudağını andıkça gözüm ağlar; meşhurdur, sarhoş sevdiğini anınca ağlar.
6. Gerçi meyhane ehlinin işi rezil rüsva olmaktır; ama senin gözün gibi aklı karışık ve hilekâr bir sarhoş görmedim.
7. Dostum, Ferhad'ın da Mecnun'un da dünyada adı var; ama Şâhî gibi sevgilinin yüzüne âşık bir sarhoş gelmedi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 7a varağındadır. Redif "mest" (sarhoş) kelimesidir; Kılıç bu kelimeyi divandaki redifler arasında sayar. Kafiye "dil-dâr, hûn-hâr, yâr, tarrâr, 'ayyâr, dîdâr" kelimelerindeki "-âr" sesiyle kurulur; dördüncü ve beşinci beyitlerde ise "oynar" ve "aglar" fiilleri kısa "-ar" ile bu sese uydurulmuştur. Mahlas son beyitte geçer.
Kılıç, divanda güzellerden ve aşktan söz eden az sayıdaki gazele örnek olarak bu gazeli girişte bütünüyle aktarır. Girişteki aktarımla metin arasında birkaç küçük fark vardır: girişte altıncı beytin ilk mısraı "Gerçi rüsvâluk durur kan harâbât ehlinün" biçimindedir, metinde ise "rüsvâlık durur kârı" okunur. Girişte ayrıca "'ayyâr" ve "didâr" yazılır. Metindeki "kârı" (işi) okuyuşu anlama daha uygundur; bu değerlendirme bizimdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Redifteki "mest" kelimesi her beyitte başka bir şeye bağlanır: gamze, sevgili, kâkül, kadeh, âşık, sevgilinin gözü ve sonunda şair sarhoştur. Böylece bütün gazel bir işret meclisinin havasına bürünür. Matlada sevgilinin gamzesi eline hançer almış bir sarhoşa benzetilir; gamzenin hançer, gözün kan dökücü (hûn-hâr) olması divan şiirinin bilinen mazmunlarıdır. Üçüncü beyitte kâkül "tarrâr" (yankesici) sıfatıyla anılır; gönülleri kapıp götüren saç, başı açık meydana çıkmış pervasız bir sarhoş gibidir. Baş açmak sözü saçın açıkta oluşunu da çağrıştırır; bu çift anlam bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyit meclisin kendisini tasvir eder. Sürahiden şarap dökülürken çıkan ses "gulgul" kelimesiyle verilir ve sürahinin şarkı söylediği söylenir; elden ele dolaşan kadehin "devr" etmesi ise oyun oynayan bir sarhoşun dönüşüne benzetilir. Beşinci beytin ikinci mısraı, sarhoşun sevdiğini anınca ağladığını "meşhûrdur" diyerek bir atasözü gibi sunar; bu, irsal-i mesel sanatına yakın bir söyleyiştir. Altıncı beyitte meyhane ehlinin rüsvalığı kabul edilir, fakat sevgilinin gözü bütün sarhoşlardan daha "şûrîde" ve "'ayyâr" bulunur. Son beyitte aşk hikâyelerinin iki ünlü kahramanı Ferhad ile Mecnun'a telmih yapılır; şair, onların şöhretine rağmen sevgilinin yüzüne kendisi gibi âşık birinin gelmediğini söyleyerek övünür.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 52, gazel no. 11 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 7a); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 40 (gazelin girişteki aktarımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






