Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Kıldı hasret gözlerüm yaşın şarâb
İtdi fürkat bagrumun başın kebâb
Gün yüzünden dûr olalı âh kim
Gözlerüme gelmedi bir lahza hâb
Çâre yok hecrün elinden kurtulam
Ol idiserdür beni âhir türâb
‘Âkıl isen bu cihâna virme dil
Gönli bir ma’mûre vir k’olmaz harâb
Şâhiyâ itme şikâyet dünyeden
Âhiret fikr it ki ol ‘ayn-ı savâb
Günümüz Türkçesiyle
1. Hasret gözlerimin yaşını şaraba çevirdi; ayrılık bağrımın başını kebap etti.
2. Güneş yüzünden uzak düşeli, ah, gözlerime bir an olsun uyku gelmedi.
3. Ayrılığın elinden kurtulmaya çare yok; o sonunda beni toprak edecektir.
4. Akıllıysan bu dünyaya gönül verme; gönlünü harap olmayacak mamur bir yere ver.
5. Ey Şâhî, dünyadan şikâyet etme; ahireti düşün ki doğruluğun ta kendisi odur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, remel bahrinin kısa kalıbı "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır ve nüshada 4b varağındadır. Redif yoktur; kafiye "şarâb, kebâb, hâb, türâb, harâb, savâb" kelimelerindeki "-âb" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. Kafiye kelimeleri bir önceki gazelinkilerle (G.8) hemen hemen aynıdır: orada "kebâb, şarâb, hâb, harâb, türâb, savâb", burada "şarâb, kebâb, hâb, türâb, harâb, savâb" sıralanır. İki gazelin konusu da aynıdır; ilk iki beyit ayrılık acısını, son beyitler dünyanın geçiciliğini anlatır. Bu yakınlık bizim tespitimizdir ve G.9'un, şairin G.8'deki zemini kısa bir vezinle yeniden işlediği bir gazel olduğunu düşündürür.
Anlam ve Söz Sanatları
Kılıç bu gazelin matlaını, Bayezid'in şiirlerinde "hecr ve fürkat" kelimelerinin kullanım sıklığına örnek olarak gösterir. Matlada iki mısra birbirine paralel kurulmuştur: "hasret" gözyaşını şarap, "fürkat" bağrın başını kebap eder. Özne, nesne ve yüklemin iki mısrada aynı sırayla dizilmesi, G.6 ve G.8'in matlalarına göre daha yalın bir söyleyiş ortaya çıkarır. İkinci beyitte güneş yüz ile uykusuz göz karşı karşıya gelir. Üçüncü beyitteki "idiserdür" fiili eski Anadolu Türkçesinin "-iser" gelecek zaman ekini taşır ve "edecektir" anlamındadır; ayrılık, kurtuluşu olmayan bir son olarak gösterilir.
Son iki beyit Kılıç'ın girişte dünyanın faniliğine dair öğüt verici beyitlere örnek gösterdiği beyitlerdir. Dördüncü beyitte "cihân" ile "ma'mûre" karşılaştırılır: bu dünya harap olacak bir yerdir, gönül ise harap olmayacak mamur bir yere verilmelidir. Bu mamur yerin ahiret olduğu son beyitte açıkça söylenir. "'Ayn-ı savâb" (doğruluğun ta kendisi) sözündeki "'ayn" kelimesi hem öz hem göz anlamına gelir ve gazelde baştan beri sözü edilen göz imgesine ince bir dönüşle bağlanır; bu bağlantı bizim okumamızdır. Gazel, aşk acısı ile zühd öğüdünü beş beyitte birleştiren kısa ve sade bir örnektir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 51, gazel no. 9 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 4b); ayrıca s. 31 (G.9/1, hecr ve fürkat) ve s. 41 (G.9/4-5, öğüt beyitleri), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






