Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Âteş-i hicrân ile bagrum kebâb oldı kebâb
Mihnet ü derd ile dil mülki harâb oldı harâb
Şerbet-i vaslunla cânâ derde dermân eylegil
Yohsa hasretle gözüm yaşı şarâb oldı şarâb
Şem’-veş odlar yakar başuma her dem ol nigâr
Yolına pervâne-veş yanmak savab oldı savab
İtlerümle hem-ser ol sen gitme dir bana habîb
Hamdü-li’llâh seg rakîbe hoş azâb oldı azâb
Gerd-i râhun kuhl idinmek hasretinden ey nigâr
Şâhî-i bî-çâre bu yolda türâb oldı türâb
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayrılık ateşiyle bağrım kebap oldu, kebap; mihnet ve dertle gönül ülkesi harap oldu, harap.
2. Ey sevgili, vuslatının şerbetiyle derdime derman eyle; yoksa hasretten gözümün yaşı şarap oldu, şarap.
3. O güzel, mum gibi her an başımda ateşler yakar; onun yolunda pervane gibi yanmak sevap oldu, sevap.
4. Sevgili bana "itlerimle baş başa ol, sen gitme" der; hamdolsun, köpek rakibe bu hoş bir azap oldu, azap.
5. Ey güzel, yolunun tozunu göze sürme yapma hasretiyle çaresiz Şâhî bu yolda toprak oldu, toprak.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 4a varağındadır. Kafiye "kebâb, harâb, şarâb, savab, azâb, türâb" kelimelerindeki "-âb" sesidir; redif "oldı" fiilidir. Gazelin asıl özelliği, her mısraın sonunda kafiye kelimesinin redifin ardından bir kez daha tekrarlanmasıdır: "kebâb oldı kebâb", "harâb oldı harâb". Tekrir sanatına dayanan bu düzen, ilk beyitte iki mısrada, sonraki beyitlerde ikinci mısralarda sürer ve gazele bir nakarat ahengi verir. Mahlas son beyitte geçer. Neşirde "sevap" kelimesi bu gazelde düzeltme işaretsiz "savab" yazılmıştır; G.8'de aynı kelime "savâb" biçimindedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, önceki gazelle aynı imgeyle açılır: ayrılık ateşi bağrı kebap eder. İkinci beyitte şerbet ile şarap karşı karşıya gelir. Vuslatın şerbeti derde ilaçtır; ona ulaşılamazsa gözyaşı şaraba, yani kana döner. Üçüncü beyitte mum ve pervane mazmunu işlenir. Sevgili mum gibi âşığın başında ateşler yakar; mumun başında yanan alev ile birinin başına dert açmak anlamındaki "başına ateş yakmak" arasındaki çift anlam bizim tespitimizdir. Âşık için ise pervane gibi bu ateşte yanmak bir sevaptır.
Dördüncü beyit divan şiirinde sevgilinin köpeği mazmununa dayanır. Sevgili âşığa "itlerimle baş başa ol, gitme" der. Âşık için kapıdaki köpeklerle aynı yere konmak bir iltifattır; ona bu yakınlığı kıskanan "köpek rakip" ise azap çeker. "Hamdü-li'llâh" sözü, şairin rakibin azabından duyduğu sevinci ironik bir şükürle dile getirir. Son beyitte yolun tozunu göze sürme (kuhl) yapmak isteyen şairin bu arzuyla kendisinin toprak olduğu söylenir. Toz ile toprak arasındaki tenasüp ve toprak olmanın ölümü de çağrıştırması beyte ağırlık verir.
Gazelin kafiye kelimelerinden "kebâb, şarâb, harâb, türâb" sonraki iki gazelde de (G.8, G.9) aynı anlam çevresinde kullanılır. Bu yakınlık, şairin aynı zemin üzerinde birkaç kez çalıştığını düşündürür; G.8'in Ahmedî'nin bir gazeline nazire olduğu Kılıç'ın dipnotunda kayıtlıdır, bu gazel için böyle bir kayıt yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 50, gazel no. 7 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 4a); ayrıca s. 51 (G.8 dipnot 87), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






