Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Firâkun cânuma kâr itdi gâyet
Gamundan olmadum ‘âlemde râhat
Kapuna hecr elinden dâda geldüm
‘İnâyet eyle ey şâhum ‘inâyet
Gam-ı ‘ışkunla ‘uşşâkun cihânda
Melâmetdür benüm şâhum melâmet
Irakdan kûşe-i çeşm ile geh gâh
Nazar ‘ayn-ı ‘inâyetdür ‘inâyet
Gözüm yaşı ciğerde derd-i ‘ışka
‘Alâmetdür ‘alâmetdür ‘alâmet
Tavâf-ı Ka’be-i kûyun habîbüm
‘İbâdetdür ‘ibâdetdür ‘ibâdet
Saçundan çekdügin Şâhî yazarsa
Dırâz olur dükenmez bu hikâyet
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayrılığın canıma son derece işledi; gamından dünyada rahat yüzü görmedim.
2. Ayrılığın elinden şikâyet etmek için kapına geldim; ey şahım, inayet eyle, inayet.
3. Senin aşkının gamıyla dünyada âşıkların payı kınanmaktır, benim şahım, kınanmak.
4. Uzaktan ara sıra göz ucuyla bir bakış, lütfun ta kendisidir, lütuf.
5. Gözümün yaşı, ciğerdeki aşk derdinin alametidir, alametidir, alameti.
6. Sevgilim, mahallenin Kâbe'sini tavaf etmek ibadettir, ibadettir, ibadet.
7. Şâhî saçından çektiklerini yazarsa söz uzar; bu hikâye bitmez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel, hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "gâyet, râhat, 'inâyet, melâmet, 'alâmet, 'ibâdet, hikâyet" kelimelerindeki "-et / -at" sesiyle kurulur. "'İnâyet" kelimesi ikinci ve dördüncü beyitte iki kez kafiye olmuştur. Mahlas son beyitte geçer.
Gazel, neşrin birleştirilmiş metinlerindendir. Kılıç'ın dipnotuna göre ilk üç beyit yazmanın 7b, diğer dört beyit 11a varağındadır. 11a'daki dört beytin matla beyti bulunmaması, iki parçanın vezninin aynı olması ve söyleyişteki benzerlik dikkate alınarak Kılıç bunları tek gazel olarak değerlendirmiştir. Dördüncü beytin ilk mısraındaki "çeşm" kelimesi nüshada "hışm" biçimindedir; Kılıç anlama uygun olarak "çeşm" okumuştur. Göz ucu (kûşe-i çeşm) ile ikinci mısradaki "'ayn" (göz) arasındaki uyum bu düzeltmeyi destekler; bu değerlendirme bizimdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en belirgin özelliği tekrirdir. İkinci, üçüncü ve dördüncü beyitlerde kafiye kelimesi ikinci mısraın başında ya da ortasında bir kez daha söylenir ("'inâyet eyle ey şâhum 'inâyet", "melâmetdür benüm şâhum melâmet"); beşinci ve altıncı beyitlerde ise aynı kelime mısrada üç kez art arda gelir ("'alâmetdür 'alâmetdür 'alâmet", "'ibâdetdür 'ibâdetdür 'ibâdet"). Bu tekrarlar, iki ayrı parçanın birleştirildiğini düşündürse de gazelin bütününe bir dua ve zikir ahengi verir. Birleştirmeyi destekleyen benzerliklerden biri de budur; ikinci beytin ilk parçada, beşinci ve altıncı beyitlerin ikinci parçada bulunması iki parçada aynı tekrir alışkanlığının görüldüğünü gösterir.
İkinci beyitte şair ayrılığa karşı adalet aramak (dâd) için sevgilinin kapısına gelir; sevgiliye "şâhum" diye seslenilmesi bu beyti bir divan başvurusu gibi okutur. Üçüncü beyitte aşkın dünyadaki karşılığının melamet, yani kınanmak olduğu söylenir. Dördüncü beyitte "'ayn-ı 'inâyet" tamlaması hem "inayetin ta kendisi" hem "inayet gözü" anlamına gelir; göz ucuyla atılan bakışla birlikte okununca tevriye belirginleşir. Altıncı beyitte sevgilinin mahallesi Kâbe'ye, oraya gidip gelmek tavafa benzetilir; dinî terimlerin aşka uyarlanması divan şiirinde yaygındır. Son beyitte saçın uzunluğu ile hikâyenin uzunluğu "dırâz" kelimesinde birleşir: saçtan çekilenler yazılsa söz saç gibi uzar.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 53, gazel no. 13 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 7b ve 11a); dipnot 97-98, https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






