Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Senden ayru gözlerüm açup cihânı görmedüm
Hak bilür kim dostum cismümde cânı görmedüm
Niçe gice niçe gündüz fürkatünle âh kim
İnlerüm bülbül gibi sen gülsitânı görmedüm
Dün gice yandum yakıldum ol mehün ‘ışkında ben
İnledüm tâ subha dek sıhhat nişânı görmedüm
‘Işka hem-dem olalı sabr u karârum kalmadı
Senden ayru olalı ben bir dem anı görmedüm
Giceler ta subha dek kan aglar isem tan mıdur
Niçe gündür Şâhiyâ ol nev-cevânı görmedüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Senden ayrı, gözlerimi açıp dünyayı görmedim; dostum, Allah bilir ki bedenimde can görmedim.
2. Ah, nice gece nice gündüz ayrılığınla bülbül gibi inliyorum; seni, o gül bahçesini görmedim.
3. Dün gece o ay yüzlünün aşkıyla yandım yakıldım; sabaha dek inledim, bir iyileşme belirtisi görmedim.
4. Aşka yoldaş olalı sabrım ve kararım kalmadı; senden ayrı düşeli onları bir an bile görmedim.
5. Ey Şâhî, geceleri sabaha dek kan ağlasam şaşılır mı; kaç gündür o genç sevgiliyi görmedim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "görmedüm", kafiye "cihânı, cânı, gülsitânı, nişânı, anı, nev-cevânı" kelimelerindeki "-ânı" sesidir. Kılıç "görmedüm" kelimesini divandaki redifler arasında sayar. Dördüncü beyitteki "anı" (onu) bir zamirdir; ötekiler gibi uzun "â" taşıyan bir isim olmadığından kafiye yalnız ses bakımından tutar. Neşirde 39a varak imi son mısraın sonundadır. Kime yazıldığı belirtilmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün yükünü redif taşır. "Görmedüm" fiili her beyitte başka bir nesneye bağlanır: dünya, bedendeki can, sevgilinin gül bahçesi, iyileşme belirtisi, sabır ve karar, sonunda da genç sevgilinin kendisi. Böylece redif, ayrılıkla birlikte yitirilen şeylerin bir listesini kurar. Matlada iki uç bir araya gelir: göz açık olduğu halde dünya görülmez, beden yaşadığı halde içinde can görülmez. Bu, ayrılığı bir tür ölüm gibi anlatan, divan şiirinde sık görülen bir abartıdır. Matlaın kafiye kelimeleri olan "cihân" ile "cân" arasında bir ses yakınlığı da vardır; dışarıdaki âlem ile içteki hayat aynı yokluk içinde buluşur. "Hak bilür" yemini ise bu abartıya bir içtenlik havası katar.
İkinci beyitte gül ile bülbül mazmunu kurulur. Mısrada "sen gülsitânı" denir, yani sevgili doğrudan gül bahçesinin kendisidir; âşık ise ondan uzakta inleyen bülbüldür. Üçüncü beyit, divan gazelinde pek görülmeyen somut bir zamanla açılır: "dün gice". "Yandum yakıldum" ikilemesi ve "tâ subha dek" sözü, uykusuz bir gecenin gündelik dile yakın anlatımıdır. Dördüncü beyitte "sabr u karâr" (sabır ve kalıcılık) birlikte anılır; aşka yoldaş olan kişi her ikisini de yitirir. Makta beytindeki "kan aglamak", kanlı gözyaşı mazmununun bilinen söyleyişidir. Son mısrada sevgili "nev-cevân" (taze genç) diye nitelenir; bu sıfat gazeli klasik genç sevgili tasvirine bağlar.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 96-97, gazel no. 103 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 39a); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






