Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Gerçi irdi göklere feryâdum ey cânum benüm
Lîk te’sîr itmedi sana bu efgânum benüm
Şem’-i ‘ışka yanmağa pervâne-veş şâm u seher
Bezm-i hüsne gelmişem şem’-i şebistânum benüm
Aglayup gözyaşların döksem ‘aceb görmen beni
Oldı çün dünyâ gibi bir bî-vefâ cânum benüm
Zulmuni hadden geçürdün kalmadı hîç tâkatüm
Dâd idersen vaktidür devletlü sultânum benüm
Ayrılaldan sen güneş yüzlü kamer ruhsârdan
Yaş yirine kan akıdur çeşm-i giryânum benüm
Tîr-i cevrüni uraldan bu dil-i mecrûhuma
Gitdi sabr u tâkatüm kalmadı fermânum benüm
Kıssa-i Ferhâd u Mecnûn bir kurı efsânedür
Söylenen dillerde şimdi oldı destânum benüm
Gülşen-i hüsnine karşu Şâhiyâ âh itme kim
Âha döymez key sakın ol verd-i handânum benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey canım, gerçi feryadım göklere erişti; ama bu inleyişim sana tesir etmedi.

2. Ey gece meclisimin mumu, aşk mumunda pervane gibi akşam sabah yanmak için güzellik meclisine geldim.

3. Ağlayıp gözyaşlarımı döksem beni ayıplamayın; çünkü canım (sevgilim) dünya gibi vefasız biri oldu.

4. Zulmünü haddinden aşırdın, hiç takatim kalmadı; ey benim devletli sultanım, adalet edeceksen vaktidir.

5. Sen güneş yüzlü, ay yanaklıdan ayrıldığımdan beri ağlayan gözüm yaş yerine kan akıtır.

6. Cefa okunu bu yaralı gönlüme vurduğundan beri sabrım ve takatim gitti; artık sözüm de geçmez oldu.

7. Ferhad ile Mecnun'un hikâyesi kuru bir masaldır; şimdi dillerde söylenen destan benim destanımdır.

8. Ey Şâhî, onun güzellik gül bahçesine karşı ah etme; sakın, o gülen gülüm aha hiç dayanmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Sekiz beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "benüm", kafiye "cân, efgân, şebistân, cân, sultân, giryân, fermân, destân, handân" kelimelerindeki "-ân" sesi ve onu izleyen "-um" ekidir. "Cânum" kafiyesi matlada ve üçüncü beyitte iki kez kullanılmıştır. Kılıç gazeli "benüm" redifli on gazel arasında sayar; dipnot 73'te "101" numarasıyla geçer, çünkü bu bölgede girişteki numaralar metindekinin bir eksiğidir. Neşirde 38b varak imi altıncı beytin sonundadır. 37b iminden sonra 38a imi neşirde yer almaz; bu varak işaretinin dizgide atlanmış olması muhtemeldir. Bu, PDF görüntüsüyle karşılaştırılarak yapılmış bir tespitimizdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, göklere ulaşan ama sevgiliye ulaşmayan bir feryatla açılır. Feryadın göğe erişmesi, Kılıç'ın girişte aktardığı 17. murabbaın "Âh kim irdi göge feryâd ile âhum benüm" mısraında da vardır. İkinci beyit mum ile pervane mazmununu kurar: âşık, aşk mumunda yanmak için güzellik meclisine gelen pervanedir; sevgili de onun gece meclisini aydınlatan mumdur. Üçüncü beyitte sevgili ("cân") dünya gibi vefasız diye nitelenir; divan şiirinde dünyanın vefasızlığı, sevgilinin vefasızlığı için hazır bir benzetmedir.

Dördüncü beyit, neşirde hemen önce gelen 101. gazelin dördüncü beytiyle neredeyse aynı biçimde biter: orada "'Adl idersen", burada "Dâd idersen" (adalet edeceksen) denir. Zulmün haddi aşması ve sultandan adalet beklenmesi, sevgili ile hükümdar arasındaki bilinen benzerliği kullanır. Altıncı beyitteki "kalmadı fermânum" sözü, âşığın kendi iradesine bile söz geçiremediğini anlatır; "fermân" kelimesinin padişah emri anlamı da akla gelir. Yedinci beyitte şair, Ferhad ile Mecnun'un hikâyelerini "kuru bir efsane" sayar ve dillerde artık kendi destanının dolaştığını söyler. Bu, büyük âşıklarla kendini kıyaslayan bir tefahürdür. Makta beytinde ahın sıcaklığından gülün solacağı düşünülür; âşık, sevgiliyi incitmemek için ahını bile tutmalıdır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 96, gazel no. 102 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 38b); ayrıca s. 29 (dipnot 73: "benüm" redifli gazeller), s. 36 (17. murabbaın 5. bendi) ve s. 95-96 (101. gazel), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar