Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Tâ ezel hilkatde mihrün dilde cânumdur benüm
Nâm-ı pâkün rûz u şeb vird-i zebânumdur benüm
Vasf-ı hâlüm nâmede surh ile yazdum sanma kim
Gözden akan hasret-i la’lünle kanumdur benüm
Gülsitân-ı hüsn içinde ol benüm çok sevdügüm
Bir semen-ber lâle-had serv-i revânumdur benüm
Yâ gibi tîr-i firâkıyla kadüm dal eyleyen
Ol cefâ vü cevri çok kaşı kemânumdur benüm
Öldüren Şâhî beni derd-i firâk-ı hecr ile
Ol sitem-ger bî-vefâ şâh-ı cihânumdur benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Ezelden, yaratılıştan beri senin sevgin gönlümde canım yerindedir; senin temiz adın gece gündüz dilimden düşmeyen virdimdir.

2. Mektupta hâlimin anlatısını kırmızı mürekkeple yazdım sanma; o, senin dudağının hasretiyle gözden akan kanımdır.

3. Güzellik gül bahçesinde o çok sevdiğim, yasemen göğüslü, lale yanaklı, salınarak yürüyen servimdir.

4. Ayrılık okuyla boyumu yay gibi büküp dal (dâl harfi) eden, o cefası ve eziyeti çok, yay kaşlı sevgilimdir.

5. Şâhî, beni ayrılık derdiyle öldüren, o zalim ve vefasız dünya şahımdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-umdur benüm", kafiye "cân, zebân, kan, revân, kemân, cihân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. İkinci beyitteki Türkçe "kan" kelimesi uzun ünlü taşımadığından kafiye burada yalnız ses bakımından tutar. Kılıç gazeli "benüm" redifli on gazel arasında sayar; dipnot 73'te "104" numarasıyla geçer, çünkü bu bölgede girişteki numaralar metindekinin bir eksiğidir. Neşirde 39b varak imi ikinci beytin sonundadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, aşkın ezelden, yaratılış anından beri gönülde bulunduğunu söyler. Sevgilinin adının gece gündüz "vird-i zebân" olması, dinî bir zikir gibi durmadan tekrarlanması demektir. Aşkın kaynağını ezele bağlayan bu söyleyiş, divan şiirinde aşkın insanın yaratılışından gelen bir kader sayılmasının yaygın ifadesidir.

İkinci beyit bir hüsn-i ta'lîl örneğidir. Mektuptaki kırmızı yazı mürekkepten gelmez; sevgilinin dudağının hasretiyle gözden akan kandır. Mısradaki "surh" kırmızı demektir; şair yazının rengini gözyaşının kana dönüşmesi mazmunuyla açıklar. Kanlı gözyaşıyla boyanmış mektup imgesi neşirde 93. gazelin ikinci beytinde de vardır. Üçüncü beyitte sevgili yasemen, lale ve servi ile bir bahçeye dönüşür.

Dördüncü beyit yay, ok ve kaş arasında bir tenasüp kurar. Ayrılık oku âşığın boyunu bükmüştür; "dal eyleyen" sözü hem eğik bir dal gibi kılmak, hem de eğri yazılan dâl harfine benzetmek olarak okunabilir. Divan şiirinde iki büklüm boy sık sık bu harfe benzetilir. Sevgilinin kaşı da yay (kemân) olduğundan, oku atan ile yay aynı kişidir. Son beyitte sevgili "şâh-ı cihân" (dünya şahı) diye anılır ve zalim, vefasız diye suçlanır. Bu hitap divan şiirinde sevgili için de kullanılır. Gazelde bir mektuptan söz edilmesi ve muhatabın dünya şahı diye anılması, babaya yönelik bir okumayı akla getirebilir, ama şiirde bunu destekleyecek açık bir ipucu yoktur; bu ihtimal bizim okumamızdır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 97-98, gazel no. 105 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 39b); ayrıca s. 29 (dipnot 73: "benüm" redifli gazeller) ve s. 91-92 (93. gazel), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar