Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Sînemi delmek diler gamzen be-hey zâlim benüm
Hâlüme rahm itmez isen ne olur hâlüm benüm
Sen gül-i ra’nâlar içre her nice mümtâz isen
Bülbül-i şeydâlar içre yokdur emsâlüm benüm
Tîg-i hecrün katlüme geldükçe ihmâl itmesün
Râh-ı ‘ışk içre ölümden yokdur ehvâlüm benüm
Yâ firâkunla ölem yâ hasretünle cân virem
Bu tarîk-i ‘ışkdur yâ n’olısar hâlüm benüm
Gönlüm içre mihnet ü derd ü belâdan gayrı yok
Ol sebebdendür mükedder böyle ahvalüm benüm
Niçe yıldur bendesiyem ol güzeller şâhınun
Hizmetümde yok durur ey Şâhî ihmâlüm benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Behey zalim, kirpik bakışın göğsümü delmek istiyor; hâlime acımazsan benim hâlim ne olur?

2. Sen alımlı güller arasında ne kadar seçkinsen, çılgın bülbüller arasında da benim bir benzerim yoktur.

3. Ayrılığının kılıcı beni öldürmeye geldikçe gecikmesin; aşk yolunda benim ölümden hiçbir korkum yoktur.

4. Ya ayrılığınla öleyim ya hasretinle can vereyim; aşk yolu budur, yoksa benim hâlim ne olacak?

5. Gönlümün içinde mihnetten, dertten ve beladan başka bir şey yok; hâllerim bu yüzden böyle kederlidir.

6. Ey Şâhî, kaç yıldır o güzeller şahının kuluyum; hizmetimde hiçbir ihmalim yoktur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "benüm", kafiye "hâl, emsâl, ehvâl, hâl, ahval, ihmâl" kelimelerindeki "-âl" sesi ve onu izleyen "-üm" ekidir. "Hâlüm" kafiyesi matlada ve dördüncü beyitte iki kez kullanılmıştır; beşinci beyitteki "ahvâl" de aynı kelimenin çoğuludur. Kafiye kelimelerinin üçünün aynı kökten gelmesi, gazelin "hâl" kelimesi etrafında döndüğünü gösterir. Kılıç gazeli "benüm" redifli on gazel arasında sayar; dipnot 73'te "105" numarasıyla geçer, çünkü bu bölgede girişteki numaralar metindekinin bir eksiğidir. Neşirde 40a varak imi beşinci beytin sonundadır. Kime yazıldığı belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla "be-hey zâlim" (behey zalim) gibi konuşma dilinden gelen sert bir hitapla açılır. Sevgilinin kirpik bakışı (gamze) göğsü delmek isteyen bir silahtır; âşığın sorusu ise basittir: acımazsan hâlim ne olur. İkinci beyit iki mısraı karşılıklı kurar. Sevgili "gül-i ra'nâ"lar (alımlı güller) arasında seçkindir, âşık da "bülbül-i şeydâ"lar (çılgın bülbüller) arasında benzersizdir. Gül ile bülbül mazmunu burada bir eşitlik iddiasına döner: güzellikte sevgili ne ise, âşıklıkta şair odur. Bu, kendi aşkıyla övünen bir tefahürdür.

Üçüncü beyitte âşık, ayrılık kılıcının gecikmemesini ister. "Ehvâl", korku anlamındaki "hevl" kelimesinin çoğuludur: aşk yolunda ölümün hiçbir korkusu yoktur. Dördüncü beyit iki ölüm arasında bir seçimle başlar: ya ayrılıkla ölmek ya hasretle can vermek. "Yâ" kelimesi mısralarda üç kez tekrar edilir ve beyit, bu seçeneklerin aşk yolunun ta kendisi olduğu sonucuna varır. Beşinci beyitte gönül, mihnet, dert ve beladan oluşan bir eve benzer; hâllerin kederi buradan gelir.

Makta beytinde şair, yıllardır "güzeller şahı"nın kulu olduğunu ve hizmetinde kusur etmediğini söyler. Kul ile şah arasındaki hizmet dili divan şiirinde sevgiliye bağlılığın ortak ifadesidir. Kılıç'ın girişte babaya hitap eden şiirler arasında aktardığı 3. murabbada da "hizmet" kelimesi nakaratın merkezindedir ("Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur"). Bu gazelde muhatap açıkça "güzeller şahı" diye anıldığından, iki şiir arasındaki yakınlık yalnız ortak bir söz dağarcığına işaret eder; bu bizim tespitimizdir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 98, gazel no. 106 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 40a); ayrıca s. 29 (dipnot 73: "benüm" redifli gazeller) ve s. 34 (3. murabba), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar