Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Düşüp cânâ hevâ-yı vasluna terk-i diyâr itdüm
Yolunda başuma her ne gelürse ihtiyâr itdüm
Hümâ-yı vaslun ey meh-rû ‘acebdür gökde uçarken
Salup şehbâz-ı şi’rüm dest-i tab’umdan şikâr itdüm
Nazîrün görmedüm dünyâda ey şems-i cihân-tâbum
Cihânı bir niçe kez ser-te-ser geşt ü güzâr itdüm
Dehân u kâmet ü zülfün hayâliyle gönül gencin
Ser-â-ser toldurup mâl ile kendüm mâldâr itdüm
Düşürüp gönlümi mihr-i ruhı sevdâsına Şâhî
Dirîgâ göz göre yirüm semender gibi nâr itdüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, vuslatının sevdasına düşüp yurdumu terk ettim; senin yolunda başıma ne gelirse gelsin, hepsini kendim seçtim.

2. Ey ay yüzlü, vuslatının hüması gökte uçarken, şaşılacak şey, şiirimin şahinini yaratılışımın elinden salıp onu avladım.

3. Ey dünyayı aydınlatan güneşim, dünyada bir benzerini görmedim; oysa dünyayı birkaç kez baştan başa dolaşıp gezdim.

4. Ağzının, boyunun ve zülfünün hayaliyle gönül hazinesini baştan başa doldurup kendimi mal sahibi ettim.

5. Şâhî, gönlümü onun yanağının güneşinin sevdasına düşürüp, yazık ki göz göre göre yerimi semender gibi ateş ettim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "itdüm", kafiye "diyâr, ihtiyâr, şikâr, güzâr, mâldâr, nâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç "itdüm" kelimesini divandaki redifler arasında sayar. Gazel neşirde 97. sayfadadır ve kendi varak imi yoktur. Kime yazıldığı belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, sevgili uğruna yurdunu bırakan âşığın sözüdür. "Terk-i diyâr" aynı divanda 53. gazelde de sabrın tükenmesinin kaçınılmaz sonucu olarak geçer. Şiirde bu sözü şairin hayatındaki belirli bir yurt değişikliğine bağlayacak bir ipucu yoktur. İkinci mısradaki "ihtiyâr itmek" (seçmek, razı olmak), âşığın başına gelecek her şeyi bile bile üstlendiğini anlatır.

Gazelin en dikkat çekici beyti ikincisidir ve bir av sahnesi gibi kurulmuştur. Vuslat, gökte uçan hümâdır. Hümâ, Türk ve İran inanışlarında devlet kuşu sayılan efsanevi bir kuştur; gölgesinin düştüğü kişinin hükümdar olacağına, hayattayken ele geçmediğine inanılır ve divan şiirinde çoğunlukla erişilmez vuslatı anlatır. Şair ise şiirini bir şahine (şehbâz), yaratılışını da şahini taşıyan ele benzetir ve bu ele geçmez kuşu şiiriyle avladığını söyler. Kuşların en asili ile şahinin bir araya getirildiği bu istiare, şiirin gücüyle övünen bir tefahürdür. Şâhî'nin kendi şiirini andığı beyitlerin divanda az olduğunu Kılıç belirtir; bu beyit o az sayıdaki örneklere eklenebilir.

Üçüncü beyitte "cihân" kelimesi iki mısrada tekrarlanır: dünyayı aydınlatan güneşin bir benzeri dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Dördüncü beyitte gönül bir hazineye (genc) döner; içine konan mallar ağzın, boyun ve zülfün hayalleridir. "Mâl" ile "mâldâr" arasında aynı kökten gelen kelimelerin bir arada kullanılmasıyla bir iştikak sanatı vardır. Son beyitte "mihr" kelimesi hem güneş hem sevgi anlamına gelir; yanağın güneşi aynı zamanda yanağa duyulan sevgidir. Âşık, ateşte yaşadığına inanılan semender gibi yerini ateş yapmıştır. "Göz göre" sözü ise bu yanışın bile bile seçildiğini gösterir ve matladaki "ihtiyâr itdüm" ile gazeli başa bağlar.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 97, gazel no. 104 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 42 (şairin kendi şiirini andığı beyitler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
  • Cemal Kurnaz, "Hümâ", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, İstanbul 1998, s. 478. https://islamansiklopedisi.org.tr/huma

Çevrimiçi kaynaklar