Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Sînemi çak itse ger hançerle cânânum benüm
Raks ura tâ haşre dek şevk ile bu cânum benüm
Câna geçdi ol kaşı yânun hadeng-i gamzesi
Ol sebebden hûn-feşândur çeşm-i giryânum benüm
Çenge döndi kâmetüm zârîlig eyler her kalem
Râstî hoş perdeler seyr eyler efgânum benüm
‘Asker-i gam yine vîrân kıldı gönlüm şehrini
‘Adl idersen vaktidür devletlü sultânum benüm
Gel tabîbâ ko müdâvâyı bana şerbetle kim
Vasl-ı dil-berdür şifâda asl-ı dermânum benüm
Leylî-i zülfün gamıyla dostum Mecnûn-sıfat
Göklere çıksa ‘aceb mi âh u efgûnum benüm
Şâhiyâ endûh-ı gam hıştıyla mi’mâr-ı ezel
Derd-i ‘ışk ilinde bünyâd itmiş eyvânum benüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilim göğsümü hançerle yarsa, bu canım şevkle mahşere dek raks eder.
2. O yay kaşlının kirpik oku cana işledi; bu yüzden ağlayan gözüm kan saçar.
3. Boyum çenge döndü, her kalem inliyor; doğrusu, feryadım güzel perdelerde dolaşıyor (râst makamında güzel perdeler seyrediyor).
4. Gam askeri yine gönlümün şehrini harap etti; ey benim devletli sultanım, adalet edeceksen vaktidir.
5. Gel ey hekim, beni şerbetle tedavi etmeyi bırak; şifada asıl dermanım sevgiliye kavuşmaktır.
6. Dostum, zülfünün Leylâ'sının gamıyla Mecnun gibi olmuşum; ahım ve feryadım göklere çıksa şaşılır mı?
7. Ey Şâhî, ezelin mimarı, aşk derdi ülkesinde benim sarayımı gam ve keder tuğlasıyla kurmuş.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "benüm", kafiye "cânân, cân, giryân, efgân, sultân, dermân, eyvân" kelimelerindeki "-ân" sesi ve onu izleyen "-um" ekidir. Altıncı beyitteki "efgûnum" kafiyeye uymaz; "âh u efgân" ikilemesi göz önüne alınınca burada "efgânum" beklenir ve neşirde bir dizgi hatası olabilir. Bu, metne dokunmadan yaptığımız bir tespittir. Kılıç gazeli "benüm" redifli on gazel arasında sayar; dipnot 73'te "100" numarasıyla geçer, çünkü bu bölgede girişteki numaralar metindekinin bir eksiğidir. Gazel neşirde 95-96. sayfalardadır ve kendi varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, aşkın ölümü bir kavuşma sevinci gibi gösteren söyleyişini sürdürür: sevgilinin hançeri göğsü yarsa can mahşere dek raks edecektir. Benzer bir düşünce neşirde 96. gazelin matlaında da vardır. Üçüncü beyit bir musiki tablosudur. Âşığın iki büklüm boyu çenge, yani kavisli bir telli çalgıya benzetilir. "Râst" kelimesi hem "doğrusu" anlamına gelir hem de bir makamın adıdır; "perde" çalgıdaki ses yeri, "seyr" ise bir makamın ezgide izlediği yoldur. Böylece mısra, feryadın bir makam gibi perde perde dolaştığını söyler. Bu tevriyeli bir tenasüptür. Aynı beyitteki "her kalem" söyleyişi kapalıdır; kalemin kamıştan yapılması dolayısıyla bir nefesli çalgı gibi inlemesi düşünülmüş olabilir, ya da "her elem" okunması gerekebilir. İki öneri de bizimdir.
Dördüncü beyitte gam askeri gönül şehrini yıkar ve şair "devletlü sultân"dan adalet ister. Neşirde hemen sonra gelen 102. gazelin dördüncü beytinde aynı mısra küçük bir farkla tekrarlanır: "Dâd idersen vaktidür devletlü sultânum benüm". İkinci beytin ikinci mısraındaki kan saçan "çeşm-i giryân" (ağlayan göz) da 102. gazelin beşinci beytinde benzer bir mısrada geçer. Beşinci beyitte hekim ve şerbet, altıncı beyitte Leylâ ile Mecnun anılır; Leylâ burada sevgilinin zülfüne verilmiş bir addır, çünkü ikisi de karadır ve âşığı çılgına çevirir. Makta beyti bir mimari istiaresiyle kapanır: ezelin mimarı, âşığın sarayını gam tuğlalarıyla, aşk derdinin ülkesinde kurmuştur. Buradaki "ezel" sözü, âşığın kaderinin daha yaratılıştan yazıldığını anlatır.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 95-96, gazel no. 101 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (dipnot 73: "benüm" redifli gazeller) ve s. 96 (102. gazel), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






