Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Himmet eyle varayın yine cemâlün göreyin
Fürkat öldürmeden ayaguna yüzüm süreyin
El gögüsde vü etek belde idüp subh u mesâ
Hizmetünde ko beni bendelerünle turayın
İrişüp vuslatuna nâme-i hecr ü elemi
Himmet it vaktidür ey şâh-ı cihânum düreyin
Ölmeden vuslat-ı cân-bahşuna ger irer isem
Derdüme ‘Îsâ lebünden niye emsem sorayın
Hâl-i Şâhîye terahhum idüp ey kân-ı cefâ
Dimedün anı murâdına yazık irgüreyin
Günümüz Türkçesiyle
1. Lütfet de yine varayım, yüzünün güzelliğini göreyim; ayrılık beni öldürmeden ayağına yüzümü süreyim.
2. Bırak beni, sabah akşam el göğüste, etek belde, öteki kullarınla birlikte hizmetinde durayım.
3. Vuslatına erişip ayrılık ve elem mektubunu dürüp kapatayım; lütfet, vaktidir, ey dünya şahım.
4. Ölmeden önce can bağışlayan vuslatına erersem, derdim için İsa nefesli dudağından neden emmeyeyim diye sorayım.
5. Ey cefa madeni, Şâhî'nin hâline acıyıp "yazık, onu muradına erdireyim" demedin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif istek kipinin birinci tekil şahıs eki "-eyin/-ayın", kafiye ise "gör, sür, tur, dür, sor, irgür" fiillerinin sonundaki "r" sesidir. Fiil kök ve gövdeleriyle kurulan bu kafiye, gazelin her beytini bir dileğe çevirir: göreyim, süreyim, durayım, düreyim, sorayım. Gazel neşirde 98-99. sayfalardadır ve kendi varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel baştan sona bir dilekçe gibidir. Matlada şair, ölmeden önce gidip sevgilinin yüzünü görmek ve ayağına yüz sürmek ister. İkinci beyit bir saray sahnesi çizer: "el gögüsde vü etek belde" (el göğüste, etek bele sokulmuş), hizmete hazır duran kulun duruşudur. Âşık, sevgilinin öteki kullarıyla birlikte onun huzurunda durmayı dilemektedir. Üçüncü beyitte ayrılık bir mektuptur ve vuslatla birlikte dürülüp kapatılacaktır; "dürmek" (sarıp katlamak) fiili, okunup bitirilen bir mektuba uygun düşen bir söyleyiştir.
Dördüncü beyit kapalıdır. Sevgilinin dudağı, ölüleri dirilten Hz. İsa'nın nefesine benzetilir ve "'Îsâ leb" (İsa dudaklı) diye anılır. "Niye emsem sorayın" sözü "neden emmeyeyim diye sorayım" ya da "ne emeyim diye sorayım" biçiminde iki türlü okunabilir; iki okumada da âşık derdine sevgilinin dudağında şifa arar. Makta beytinde sevgiliye "kân-ı cefâ" (cefa madeni) diye seslenilir ve ondan, Şâhî'yi muradına erdirmesi beklenir.
Tarihî Bağlam
Kılıç bu gazeli anmaz. Ancak gazeldeki dileklerin hemen hepsi, Kılıç'ın Bayezid'in babasına hitaben yazdığını düşündüğü şiirlerde de vardır. Kılıç'a göre bu şiirlerde babayı görme arzusu ve ona hizmet etme isteği öne çıkar. Aktardığı 2. murabbadaki "Koyup el sînede karşunda hizmet bana 'izzetdür" mısraı, bu gazelin ikinci beytindeki el göğüste hizmet sahnesiyle hemen aynıdır. 3. murabbanın nakaratı ("Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur") ile son bendindeki "Bu Şâhî nâ-murâdı pâdişâhum ber-murâd eyle" mısraı da bu gazelin matlaındaki ayağa yüz sürme ve maktaındaki muradına erdirme dileğine karşılık gelir. Kılıç'ın aktardığı bir mektupta Bayezid, Kütahya sancağı kendisine verilince babasına "Ben kulunuzu murâdıma irgürdünüz" diye teşekkür eder; gazelin maktaındaki "murâdına irgüreyin" sözü bu mektup diliyle aynıdır. Üçüncü beyitteki "şâh-ı cihân" hitabı da bir hükümdara uygundur. Bu benzerlikler gazelin babaya yönelmiş olabileceğini düşündürür; bu bizim okumamızdır, şiirde ad ya da tarih yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 98-99, gazel no. 107 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 8 (Bayezid'in Kütahya mektubu), s. 32 (2. murabbaın 4. bendi) ve s. 33-34 (babasını görme arzusu, 3. murabba), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






