Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Niçe bir gözlerümi hecr ile giryân ideyin
Yâ niçe bir dili ‘ışk odına biryân ideyin
Varayın işügüne ko beni ey kaşı kemân
Gussadan kurtulayın kendümi kurbân ideyin
Ey tabîbüm dimedün gitdi bu ben haste-dilün
Şerbet-i vaslun ile derdine dermân ideyin
Aglaram bunca zemândur gam-ı hecrünle gör a
Dir misin irgüreyin vasluma handân ideyin
Âh ol kanlu vü cellâd gözün hod dir imiş
Alayın Şâhî dilin habs-i zenahdân ideyin
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne zamana dek gözlerimi ayrılıkla ağlatayım; ya ne zamana dek gönlümü aşk ateşinde kebap edeyim?
2. Ey yay kaşlı, bırak eşiğine varayım; kederden kurtulayım, kendimi sana kurban edeyim.
3. Ey hekimim, "bu hasta gönüllü elden gitti, vuslatımın şerbetiyle derdine derman edeyim" demedin.
4. Ayrılığının gamıyla bunca zamandır ağlıyorum, gör hele; "onu vuslatıma erdirip güldüreyim" der misin?
5. Ah, o kanlı ve cellat gözün zaten şöyle dermiş: "Şâhî'nin gönlünü alayım, çene çukurunun zindanına hapsedeyim."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ideyin", kafiye "giryân, biryân, kurbân, dermân, handân, zenahdân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Kılıç "ideyin" kelimesini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde 40b varak imi matlaın sonundadır. Gazel, neşirde kendisinden önce gelen 107. gazelle aynı vezni ve aynı istek kipini paylaşır: orada "-eyin" ekinin kendisi, burada "ideyin" fiili rediftir. Kime yazıldığı belirtilmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla "niçe bir" (ne zamana dek) sorusunun iki mısrada tekrarıyla kurulur: gözler ayrılıkla ağlamakta, gönül aşk ateşinde kebap olmaktadır. Kafiye kelimeleri "giryân" (ağlayan) ile "biryân" (kebap olmuş) yalnız ilk harfte ayrılır; bu ses yakınlığı, ağlayan göz ile yanan gönlü aynı acının iki yüzü olarak birbirine bağlar. İkinci beyitte âşık sevgilinin eşiğine varıp kendini kurban etmeyi diler; kurban ile eşik ve yay kaş, sevgilinin karşısında can vermeye hazır âşık tablosunu tamamlar.
Gazelin asıl özelliği, sevgilinin söylemediği ya da söylediği sözleri tırnak içine alır gibi aktarmasıdır. Üçüncü beyitte hekim olan sevgili, "vuslatımın şerbetiyle derdine derman edeyim" dememiştir. Dördüncü beyitte âşık sorar: "onu vuslatıma erdirip güldüreyim" der misin? Son beyitte sözü sevgilinin kendisi söylemez; aktarılan, onun kanlı ve cellat gözünün sözüdür: Şâhî'nin gönlünü alıp çene çukurunun zindanına hapsedecektir. Çene çukuru divan şiirinde çoğunlukla bir kuyuya (çâh-ı zenahdân) benzetilir ve Hz. Yusuf'un kuyusunu ve zindanını hatırlatır. Burada "habs" (hapis) kelimesiyle doğrudan bir zindana dönüşmüştür.
Sevgilinin söylemediği sözü aktarma tarzı, neşirde bir önceki 107. gazelin maktaında da vardır: "Dimedün anı murâdına yazık irgüreyin". "Dimedün" ve "irgüreyin" kelimelerinin iki gazelde de geçmesi, aynı vezinde art arda yazılmış bu iki şiirin birbirine yakın bir dönemde kaleme alınmış olabileceğini düşündürür. Bu tespit bizimdir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 99, gazel no. 108 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 40b); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 98-99 (107. gazel), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






