Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Bana bir kez cevâb ol gonce-femden
Cihânda yig durur bin câm-ı Cemden
Gönülde mihrüni bile getürdüm
Vücûd iline iklîm-i ‘ademden
Habîbüm gülsitân-ı âsitânun
Ne şübhe yig durur bâg-ı İremden
Egerçi ten revân oldı kapundan
Irılmadı velî dil ol haremden
Recâ itsem yine n’ola visâlün
Keremdür umulan ehl-i keremden
Müsâ’id olamazlar vasf-ı hâle
Şikâyet var kâgıd ile kalemden
Kad ü zülf ü dehânun hasretiyle
Helâk olup gider Şâhî elemden

Günümüz Türkçesiyle

1. O gonca ağızlıdan bana bir kez cevap gelmesi, dünyada bin Cem kadehinden daha iyidir.

2. Senin sevgini, yokluk ikliminden varlık ülkesine gelirken gönlümde birlikte getirdim.

3. Sevgilim, senin eşiğinin gül bahçesi şüphesiz İrem bağından daha iyidir.

4. Gerçi beden senin kapından ayrılıp gitti, ama gönül o haremden ayrılmadı.

5. Yine vuslatını umsam ne olur; cömertlerden umulan cömertliktir.

6. Kâğıt da kalem de hâlimi anlatmaya yetmiyor; ikisinden de şikâyetim var.

7. Boyunun, zülfünün ve ağzının hasretiyle Şâhî elemden helak olup gidiyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif ayrılma hâli eki "-den", kafiye "fem, Cem, 'adem, İrem, harem, kerem, kalem, elem" kelimelerinin sonundaki "m" sesi ve ondan önceki ünlüdür. Neşirde 41b varak imi üçüncü beytin sonundadır. Kime yazıldığı belirtilmez.

Gazel, neşirde hemen önce gelen 109. gazelin ikizi gibidir: vezin, redif ve kafiye aynıdır; "gonce-femden, Cemden, İremden, haremden, keremden, elemden" kafiyeleri iki şiirde de kullanılır. Bu gazelin beşinci beytinin ikinci mısraı ("Keremdür umulan ehl-i keremden"), 109. gazelin son mısraıyla harfi harfine aynıdır. Makta beytindeki "kad ü zülf ü dehân" üçlüsü de 109. gazelin üçüncü beytinde "kâmet ü zülf ü dehân" biçiminde geçer. İki gazelin aynı zeminde art arda yazılmış denemeler olması muhtemeldir; bu tespit bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada sevgiliden gelecek tek bir cevap, efsanevi hükümdar Cem'in bin kadehine bedel tutulur. Cevap beklemek, Şâhî'nin divanında sık görülen bir temadır; Kılıç da şairin mektup bekleyen sesine ayrıca dikkat çeker. İkinci beyit aşkın kaynağını varoluşun öncesine götürür: âşık, sevgilinin sevgisini "iklîm-i 'adem"den (yokluk ülkesinden) "vücûd ili"ne (varlık ülkesine) gelirken yanında getirmiştir. Yokluk ve varlık kelimelerinin karşı karşıya getirilmesi bir tezattır ve aşkın yaratılıştan önce verildiği düşüncesini anlatır.

Dördüncü beyit gazelin en içli yeridir. Beden sevgilinin kapısından ayrılmış, ama gönül o "harem"de, yani dokunulmaz kutsal mekânda kalmıştır. Beşinci beyitteki "Keremdür umulan ehl-i keremden" mısraı, Bayezid'in babasına yazdığı ve Kılıç'ın aktardığı bir mektuptaki "kerîm işi dâim lutf u keremdir" sözüne de yakındır; bu bizim tespitimizdir. Beden ile gönlün ayrı yerlere düşmesi, divan şiirinde ayrılığın en sık anlatılış biçimlerinden biridir. Bu beyit gerçek bir ayrılışı anlatıyor gibi dursa da şiirde yer ya da zaman belirtilmez. Altıncı beyitte âşık, kâğıt ile kalemden şikâyet eder; ikisi de hâlini anlatmaya yetmez. Kâğıt, kalem ve vasf (anlatma) kelimeleri yazı alanından bir tenasüp oluşturur. Makta beyti, sevgilinin boyu, zülfü ve ağzı için duyulan hasretle Şâhî'nin elemden tükenip gittiğini söyler.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 100, gazel no. 110 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 41b); ayrıca s. 8 (Bayezid'in babasına mektubu), s. 32 (mektup bekleyen oğul) ve s. 99-100 (109. gazel), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar