Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Dergehinde vazgel her dem dilâ feryâddan
Bu meseldür kim vefâ gelmez şeh-i bî-dâddan
Dâne-i zülfin görüp dil murgı dâm-ı zülfine
Düşdi cân kurtarmadı ol gamze-i sayyâddan
Dem mi vardur kim yolunda günde bin kez ölmeyem
Ey lebi şîrîn nem eksükdür benüm Ferhâddan
Gerçi râh-ı ‘ışkda Mecnûn durur pîrüm benüm
Kâbil-i şâkird olan üstâd olur üstâddan
Şâhiyâ endîşe-i hatt-ı lebiyle dil-berün
Rûz u şeb eksük degül gussa dil-i nâ-şâddan
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, onun dergâhında her an feryat etmekten vazgeç; şu bir meseldir ki zalim şahtan vefa gelmez.
2. Gönül kuşu zülfündeki yem tanesini (beni) görüp zülfünün tuzağına düştü; canını o avcı kirpik bakışından kurtaramadı.
3. Senin yolunda günde bin kez ölmediğim bir an var mı; ey dudağı tatlı (Şîrîn) sevgili, Ferhad'dan neyim eksik?
4. Gerçi aşk yolunda benim pirim Mecnun'dur; ama öğrenmeye yatkın çırak, üstadından öğrenip üstat olur.
5. Ey Şâhî, sevgilinin dudağı çevresindeki ayva tüylerinin düşüncesiyle, gece gündüz bu mutsuz gönülden keder eksik olmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif ayrılma hâli eki "-dan/-den", kafiye "feryâd, bî-dâd, sayyâd, Ferhâd, üstâd, nâ-şâd" kelimelerindeki "-âd" sesidir. Gazel neşirde 101-102. sayfalardadır ve kendi varak imi yoktur. Kime yazıldığı belirtilmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir atasözüyle biter: "vefâ gelmez şeh-i bî-dâddan" (zalim şahtan vefa gelmez). Şiirde bir sözü mesel olarak anarak delil getirmek irsâl-i mesel sanatıdır. Gönle verilen öğüt, zalim bir şahın kapısında feryadın boşuna olduğudur. Mısradaki "vazgel" fiili "vazgeç" anlamındadır; "dilâ" ise sona eklenen seslenme ekiyle "ey gönül" demektir ve şair öğüdü kendi gönlüne yöneltir. İkinci beyit tuzak mazmununu kurar: zülüf bir ağ (dâm), zülfün yanındaki ben ise yem tanesidir (dâne); gönül kuşu taneyi görüp ağa düşer, avcı (sayyâd) ise sevgilinin kirpik bakışıdır. Dâne, dâm, murg ve sayyâd kelimeleri av alanından bir tenasüp oluşturur.
Üçüncü ve dördüncü beyitlerde şair kendini aşkın büyük örnekleriyle ölçer. "Lebi şîrîn" (dudağı tatlı) sözü, Ferhad'ın sevgilisi Şîrîn'in adını hatırlatır; böylece sevgili Şîrîn, âşık da Ferhad'dan geri kalmayan biri olur. Dördüncü beyitte Mecnun, aşk yolunun piridir; ama yatkın bir çırak ustasından öğrenip kendisi de usta olur. Beyit, âşığın Mecnun'un yolunu izleyip onun derecesine ulaşabileceğini söyler. Bu beyit de bir mesel gibi kurulmuştur.
Gazelin iki yeri divanın 84. gazelini hatırlatır. Kılıç'ın, şairin affedilmeyi beklediği bir ruh hâliyle yazıldığını söylediği o gazelin redifi "eksük degül"dür ve son beyti "Bu meseldür her zemân kuldan hatâ eksük degül" mısraıyla biter. Bu gazelde de matla "Bu meseldür" diye bir mesel getirir, makta da "eksük degül" sözüyle kapanır. Benzerliği biz tespit ettik; bu gazeldeki "zalim şah"ın kim olduğuna dair şiirde bir işaret yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 101-102, gazel no. 113 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 35 (84. gazel, "eksük degül" redifli), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






