Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Ehl-i ‘ışka eydünüz gelsün tazallüm eylesün
Ol şehün dîvânı var hâlin tekellüm eylesün
Çünki dil-dâra gönül virdün mutî’ ol emrine
Şâh-ı hûbândur murâdınca tahakküm eylesün
Bu durur mezheb namâz-ı ‘ışka niyyet eyleyen
Çeşm-i cândan geh vuzû’ u geh teyemmüm eylesün
Gel gel ey serv-i revân nâz ile geşt it gülşeni
Açılup etfâl-i gül bülbül terennüm eylesün
Nâz u şîve fenninün üstâdısın sen hûblar
‘Âşıka cevr itmegi senden ta’allüm eylesün
Kanlar yut hâr-ı gamda sen gönül bülbül gibi
Yâdlarla yâr gülşende tena’’um eylesün
Zahm-ı tîg-i hecr ile Şâhî helâk olup gider
Merhem-i vasl ile dil-ber din terahhum eylesün
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk ehline söyleyin, gelsin, uğradığı zulümden şikâyet etsin; o şahın divanı var, hâlini orada anlatsın.
2. Gönlünü sevgiliye verdiğine göre onun emrine boyun eğ; o güzellerin şahıdır, dilediği gibi hükmetsin.
3. Aşk namazına niyet edenin mezhebi şudur: kâh can gözünün yaşıyla abdest alsın, kâh teyemmüm etsin.
4. Gel gel, ey salınan servi, nazla gül bahçesini dolaş; gül çocukları açılsın, bülbül şakısın.
5. Sen naz ve cilve sanatının üstadısın; güzeller âşığa eziyet etmeyi senden öğrensin.
6. Ey gönül, sen bülbül gibi gam dikeninde kanlar yut; sevgili gül bahçesinde yabancılarla nimet içinde safa sürsün.
7. Ayrılık kılıcının yarasıyla Şâhî helak olup gidiyor; söyleyin, sevgili vuslat merhemiyle ona acısın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "eylesün", kafiye "tazallüm, tekellüm, tahakküm, teyemmüm, terennüm, ta'allüm, tena''um, terahhum" kelimeleridir. Kafiye kelimelerinin hepsi Arapçada aynı kalıptan (tefa''ul) türemiş mastarlardır ve hepsi "-üm/-um" ile biter. Sekiz kafiyenin tek bir kalıptan seçilmesi, gazele düzenli ve tok bir ses verir. Kılıç "eylesün" kelimesini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde 43b varak imi dördüncü beytin sonundadır. Kime yazıldığı belirtilmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir mahkeme sahnesiyle açılır. "Tazallüm", haksızlığa uğrayanın şikâyetini dile getirmesi demektir; "dîvân" ise şahın şikâyetleri dinlediği meclistir. Âşıklar, güzellerin şahının divanına gelip hâllerini anlatmaya çağrılır. İkinci beyit bu sahneyi tamamlar: gönlünü veren, artık hükmü kabul etmek zorundadır. Matlaın başındaki "eydünüz" (söyleyiniz) ile maktadaki "din" (deyin) aynı fiilin emir biçimleridir; gazel, bir topluluğa seslenen bu iki söz arasında çerçevelenmiştir. Bu tespit bizimdir.
Üçüncü beyit dinî bir kelime kadrosuyla kurulur: mezhep, namaz, niyet, abdest (vuzû') ve teyemmüm. Aşk bir ibadet gibi düşünülür; âşık kâh can gözünün yaşıyla abdest alır, kâh teyemmüm eder. Teyemmüm su bulunmadığında toprakla alınan abdesttir; beyitte gözyaşı tükendiğinde başvurulan bir çare gibi anlatıldığı düşünülebilir, bu okuma bizimdir. Dördüncü beyitte gonca çiçekleri "etfâl-i gül" (gül çocukları) diye anılır; sevgili bahçede dolaşınca bu çocuklar açılır, bülbül şakır. Bu bir teşhistir.
Beşinci beyitte sevgili naz ve cilve sanatının üstadıdır; öteki güzeller âşığa eziyet etmeyi ondan öğrenecektir. Altıncı beyitteki "yâd" (yabancı) ile "yâr" (sevgili) kelimeleri yalnız son harfte ayrılır ve aynı mısrada yan yana gelerek bir cinas kurar: âşık dikende kan yutarken sevgili yabancılarla gül bahçesinde safa sürmektedir. Makta beyti, ayrılık kılıcının açtığı yaraya vuslat merhemini çare olarak gösterir; kılıç, yara ve merhem arasında bir tenasüp vardır.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 102, gazel no. 115 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 43b); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






