Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün

Yaşumla gönül mülkini vîrân ideyorsın
Garka virüben ‘âlemi tûfân ideyorsın
Mestâne el urup yine gamzen kılıcına
Göz göre benüm iki gözüm kan ideyorsın
Hûn-ı cigerüm yire döküp tîr-i müjenle
Ey kaşı kemânum beni bî-cân ideyorsın
Eşküm gibi nâ-gâh sürüp pîş-i nazardan
Hecrünle yine çeşmümi giryân ideyorsın
Cem’ eyleyüp ebyâtunı dergâh-ı nazımdan
Şâhî yine tertîb ile dîvân ideyorsın

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözyaşımla gönül ülkesini yıkıp viran ediyorsun; dünyayı suya boğup tufana çeviriyorsun.

2. Sarhoşça yine kirpik bakışının kılıcına el atıp gözümün önünde iki gözümü kana boyuyorsun.

3. Kirpiğinin okuyla ciğerimin kanını yere döküp, ey kaşı yay sevgilim, beni cansız bırakıyorsun.

4. Gözyaşım gibi beni de ansızın gözünün önünden sürüp ayrılığınla yine gözümü ağlatıyorsun.

5. Ey Şâhî, beyitlerini şiir dergâhından toplayıp yine sıraya koyarak bir divan meydana getiriyorsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ideyorsın", kafiye "vîrân, tûfân, kan, bî-cân, giryân, dîvân" kelimelerindeki "-ân" sesidir; ikinci beyitteki "kan" kısa ünlüsüyle kafiyeyi biraz gevşetir. Kılıç "ideyorsın" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk dört beyit, sevgilinin âşığa verdiği zararı sıralayan ve her mısraı "ideyorsın" fiiline bağlayan bir şikâyettir. Gözyaşının gönül ülkesini yıkması ve dünyayı tufana boğması, divan şiirinin bilinen mübalağasıdır. Ardından sevgilinin yüzü bir silah takımı gibi anlatılır: gamze kılıç, kirpik ok, kaş yaydır. Bu tenasüp, şiire tek bir savaş sahnesi havası verir; matladaki yıkılan ülke ve tufan da bu sahnenin geniş çerçevesini çizer. İkinci beyitteki "göz göre" deyimi ile "iki gözüm" söyleyişi, aynı kelimeyi hem "açıkça, herkesin gözü önünde" hem de gerçek göz anlamında kullanır. Dördüncü beyitte âşık, gözden süzülüp düşen gözyaşına benzetilir; sevgili onu bakışından uzaklaştırdıkça göz yine ağlar.

Makta beyti konuyu birden değiştirir. Şair kendine seslenir ve beyitlerini "nazım dergâhından" toplayıp "tertîb ile" bir divan kurduğunu söyler. "Dîvân" kelimesi burada hem şiir kitabını hem de hükümdarın meclisini çağrıştırır; bir şehzadenin ağzında bu ikinci anlam da uzak değildir. Kılıç'ın tespitine göre elimizdeki tek nüsha mürettep değildir, kafiye ve redif sırası birçok yerde bozuktur ve gazelleri alfabetik düzene neşir sırasında hazırlayıcı koymuştur. Şairin "tertîb ile" divan kurmaktan söz ettiği beytin düzensiz bir yazmada kalmış olması küçük bir ironi taşır; bu gözlem bizimdir. Kılıç, Şâhî'nin kendi şiirinden söz ettiği beyitlerin az ve ölçülü olduğunu belirtir. Bu beyit de övünmekten çok bir kayıt düşer: şair, şiirlerini bir araya getirmekle meşguldür.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 103, gazel no. 117 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 27 (divanın mürettep olmayışı), s. 29 (redifler ve alfabetik tertip), s. 42 (şairin kendi şiirinden söz etmesi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar