Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Çâre-ger ister isen avlayıgör yâr etegin
Bakma nâmûsa sakın alma ele ‘âr etegin
Ger dilersen ki gönül zülfine ber-dâr olasın
Koma Mansûr-sıfat zülf-i siyeh-kâr etegin
Yâr agyâr ile yâr oldı diyü gam yeme dil
Her zemân hâr tutageldi çü gülzâr etegin
Vasluna çâre olursa vireyin cânı didüm
Ol perî hışma gelüp tut dedi nâ-çâr etegin
Şâhî cânânı ki uyur bulasın bûseye çek
Uyanup hışma gelürse koma inkâr etegin
Günümüz Türkçesiyle
1. Çare arıyorsan sevgilinin eteğini yakalamaya bak; namusa, utanca aldırma, sakın ayıbın eteğini eline alma.
2. Ey gönül, sevgilinin zülfünde asılmak istiyorsan, Mansûr gibi o kara işli zülfün eteğini bırakma.
3. Ey gönül, sevgili ellerle dost oldu diye gam yeme; diken her zaman gül bahçesinin eteğini tutagelmiştir.
4. Vuslatına bir çare olursa canımı vereyim, dedim; o peri öfkelenip "O hâlde çaresizliğin eteğini tut" dedi.
5. Ey Şâhî, sevgiliyi uyurken bulursan öpücük için kendine çek; uyanıp öfkelenirse inkârın eteğini bırakma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "etegin", kafiye "yâr, 'âr, siyeh-kâr, gülzâr, nâ-çâr, inkâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç "etegin" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde ikinci beyitten sonra [44b] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin bütün oyunu "etek" kelimesi üzerine kurulmuştur. "Birinin eteğine yapışmak" ona sığınmak, ondan bir şey dilemek demektir; şair bu deyimi her beyitte başka bir şeye bağlar: sevgilinin eteği, ayıbın eteği, zülfün eteği, gül bahçesinin eteği, çaresizliğin eteği ve inkârın eteği. Böylece tek bir redif, beyitten beyite değişen bir mecazlar dizisine dönüşür.
İkinci beyitte Hallâc-ı Mansûr'a telmih vardır. Mansûr darağacına asılmıştır; divan şiirinde sevgilinin uzun, kıvrımlı zülfü de âşığın asıldığı ip ya da dar olarak düşünülür. "Ber-dâr olmak" (asılmak) ile "zülf-i siyeh-kâr" (kara işler gören zülüf) bu tasavvurla birleşir: gönül, Mansûr gibi asılmayı göze alıyorsa zülfün eteğini bırakmamalıdır. Üçüncü beyit gül ile diken mazmununu kullanır. Rakiplerin sevgilinin yanında bulunması, dikenin her zaman gülün dibinde durmasına benzetilir; bu, âşığa gam yememesi için verilen bir tesellidir.
Son iki beyit daha şakacı bir tona geçer. Dördüncü beyitte âşık canını vermeye hazır olduğunu söyler, sevgili ise öfkeyle "çaresizliğin eteğini tut" diye karşılık verir; yani âşığın elinde çaresizlikten başka bir şey kalmayacaktır. Makta beytinde şair kendine, sevgiliyi uyurken bulursa öpmesini, uyanıp kızarsa da inkârdan vazgeçmemesini öğütler. Gazelin konuşma diline yakın bu kapanışı, "etek" redifinin en hafif ve en günlük kullanımıdır.
Kılıç, Bayezid'in 1559'da Selim'le savaşmak için Karaman yöresine gelişini anlatan beyitleri sıralarken "Yâr agyâr ile yâr oldı diyü gam yime dil" mısraını aktarır. Bu mısra bu gazelin üçüncü beytinin ilk mısraıdır; girişte ise "Niceye dek geziser bu haste Yunan illerin" mısraıyla birleştirilerek "G119/3" künyesiyle verilmiştir. İkinci mısra Gazel 120'ye aittir. Alıntıda iki ayrı gazelin mısraları birbirine karışmış görünmektedir; bu tespit bizimdir ve metne dokunulmamıştır.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 103-104, gazel no. 118 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 44b); ayrıca s. 29 (redifler), s. 41 (üçüncü beytin ilk mısraının "G119/3" künyesiyle aktarımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
- Süleyman Uludağ, "Hallâc-ı Mansûr", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 15, İstanbul 1997, s. 377-381. https://islamansiklopedisi.org.tr/hallac-i-mansur
Çevrimiçi kaynaklar






