Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Kâse kâse zehr-i dehri içeli dil toldı hûn
Sâkiyâ kanı bize şol câm-ı sıhhat-bahşi sun
Sîneme bir şerha çekmişdün yâ dâg urmak neden
Ey cefâ-hû n’eyledün derdüm bir iken itdün on
Meclisünden dûr cânâ def gibi sînem dögüp
Bezm-i gamda inlerüm mânend-i nây u erganûn
Ey gönül itme ta’alluk bî-vefâ gaddârdur
Kime yâr oldı ki sana yâr ola bu çarh-ı dûn
Kâse-i çarhun bakup nakşına Şâhî sunma el
Âb-ı ‘işretden tehîdür işbu câm-ı ser-nigûn

Günümüz Türkçesiyle

1. Zamanın zehrini kâse kâse içtiğimden beri gönül kanla doldu; ey sâki, hani bize o sağlık veren kadehi sun.

2. Göğsüme bir yarık açmıştın, şimdi de üstüne dağ basmak neden? Ey cefa huylu, ne yaptın, derdim bir iken onu on ettin.

3. Ey sevgili, meclisinden uzakta def gibi göğsümü döverek gam meclisinde ney ve erganun gibi inliyorum.

4. Ey gönül, bu alçak feleğe bağlanma; o vefasız ve hainlik edendir. Kime dost oldu ki sana dost olsun?

5. Ey Şâhî, feleğin kâsesinin nakşına bakıp el uzatma; bu baş aşağı çevrilmiş kadeh, işret suyundan boştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "hûn, sun, on, erganûn, dûn, ser-nigûn" kelimelerindeki "-un/-ûn" sesidir. "Sun" ve "on" gibi kısa heceli Türkçe kelimelerin uzun ünlülü Farsça kelimelerle kafiyelendirilmesi, kafiyeyi gevşek bırakır. Neşirde son beyitten sonra [45a] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel kadeh ile açılır ve kadehle kapanır. İlk beyitte şair, zamanın zehrini kâse kâse içtiğini söyler ve sâkiden şifa veren bir kadeh ister. Son beyitte aynı kâse bu kez göğün kendisidir: gök kubbe, ters çevrilmiş bir kadehe benzetilir ve içinde hiçbir neşe suyu kalmadığı söylenir. Başa ve sona yerleştirilen bu iki kâse, bütün şiiri çevreleyen bir çerçeve kurar. Arada kalan beyitler bu çerçevenin içini acıyla doldurur.

İkinci beyitte "şerha" (yarık) ile "dâg" (yakı, dağlama izi) bir arada kullanılır. Divan şiirinde âşık, sevgilinin açtığı yaraları göğsünde taşır ve bu yaraları dağlayarak kapatmaya çalışır; burada ise dağlama yeni bir acı olarak görülür. "Derdüm bir iken itdün on" söyleyişi, sayılarla yapılan sade bir oyundur ve şikâyeti konuşma diline yaklaştırır. Üçüncü beyitte def, ney ve erganun (org benzeri bir çalgı) bir musiki tenasübü kurar: göğsünü def gibi döven âşık, inleyişiyle neye ve erganuna benzer. Böylece ayrılık, meclisin çalgılarıyla anlatılan bir "gam meclisi" hâline gelir.

Dördüncü beyit doğrudan feleğe yönelir ve feleğin kimseye vefa göstermediğini söyler. "Kime yâr oldı ki sana yâr ola" mısraı, divan şiirinde sık rastlanan bir dünya şikâyetini sade bir soru kalıbıyla dile getirir. Son beyitteki "nakş" kelimesi hem kadehin üstündeki süslemeyi hem de göğün yıldızlı görünüşünü düşündürür: dışı süslü olan kadeh boştur. Gazelde sevgiliye seslenilen tek yer ikinci beyittir; geri kalan beyitlerde muhatap sâki, gönül ve şairin kendisidir. Kılıç, Şâhî'nin şiirlerinin ana temasını ayrılık ve elem kelimelerinde toplar; bu gazel, o elemin sevgiliden çok feleğe ve zamana yüklendiği örneklerdendir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 104, gazel no. 119 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 45a); ayrıca s. 31 (şiirlerin ana teması), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar