Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün

Ölince eger âteş-i hicrâna yanam ben
Hâşâ ki begüm dünyede senden usanam ben
Şol râh-ı mahabbetde çeküp bâr-ı belânı
Sabr eyleyen ey yâr-ı cefâkâr benem ben
Sevdâ vü gam-ı Leylî-i zülfüne düşelden
Mecnûn gibi âşüfte dil-âvâre benem ben
Bu hüsn-i dil-âvîz ile gülzâr-ı hasende
Dirsen yaraşur serv-kad ü gül-dehenem ben
Vasf itmede Şâhî leb-i cânânı cihânda
Tûtî gibi nâzük ü şîrîn-sühânem ben

Günümüz Türkçesiyle

1. Ölünceye dek ayrılık ateşinde yansam bile, beyim, haşa, dünyada senden usanacak değilim.

2. Ey cefakâr sevgili, o sevgi yolunda bela yükünü çekip sabreden benim, ben.

3. Leylâ gibi kara zülfünün sevdasına ve gamına düştüğümden beri Mecnun gibi perişan, gönlü serseri olan benim, ben.

4. Bu gönül çeken güzellikle güzeller gül bahçesinde "servi boylu, gül ağızlı benim" desem bana yakışır.

5. Ey Şâhî, dünyada sevgilinin dudağını övmekte papağan gibi nazik ve tatlı sözlü olan benim, ben.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ben"dir. Kafiye düzeni sıkı değildir: matlada "yanam" ile "usanam" kafiyelenir, ikinci ve üçüncü beyitlerde ise aynı söz "benem" iki kez kafiye yerinde durur, sonra "gül-dehenem" ve "şîrîn-sühânem" gelir. Ortak ses yalnız "-nem/-nam" hecesidir. Kılıç "ben" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde ilk mısradan sonra [45b] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, âşığın kendini tanıttığı bir "benlik" gazelidir. "Benem ben" (benim ben) söyleyişi her beyitte âşığa yeni bir sıfat yükler: ayrılık ateşinde yanmaya razı olan, bela yükünü çekip sabreden, Mecnun gibi perişan olan, papağan gibi tatlı söyleyen. Üçüncü beyitte "Leylî-i zülf" terkibi zülfü Leylâ'ya benzetir. Leylâ adının Arapçada geceyle ilgili olması, kara saçla Leylâ arasında bir ses ve anlam ilgisi kurar; âşık da bu zülfün sevdasına düşen Mecnun olur. Bu, divan şiirinde bilinen bir eşleştirmedir.

Dördüncü beyit şaşırtıcıdır. Burada âşık, sevgiliye ait sıfatları kendine alır: güzeller bahçesinde "servi boylu, gül ağızlı benim" dese yakışacağını söyler. Beyit iki türlü anlaşılabilir. Birinci okumada âşık, sevgilinin güzelliğiyle öyle bütünleşmiştir ki onun sıfatlarını kendi adına söyleyebilir. İkinci okumada beyit, divan şiirinin sevgili ile âşık rollerini şakacı bir biçimde yer değiştirir. Hangisinin kastedildiğini metin kesin olarak göstermez.

Makta beytinde "tûtî" (papağan) benzetmesi kullanılır. Divan şiirinde papağan konuşan ve şeker yiyen kuştur; tatlı söz ile şeker arasındaki bu ilgi, sevgilinin dudağını öven şairin sözünü de tatlandırır. Kılıç bu beyti, Şâhî'nin kendi şiirinden söz ettiği az sayıdaki beyit arasında aktarır ve bu övgülerin sıradan, abartısız olduğunu belirtir. Girişte beyit "G120/5" künyesiyle anılır; metindeki numarası 121'dir. Girişteki alıntıda kelime "şîrîn-sühanem", metinde "şîrîn-sühânem" biçimindedir. Vezin bu hecede kısa ünlü ister; metindeki uzatma işareti bir dizgi farkı olabilir. Bu gözlem bizimdir ve metne dokunulmamıştır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 105, gazel no. 121 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 45b); ayrıca s. 29 (redifler), s. 42 (beşinci beytin "G120/5" künyesiyle şairin kendi şiirini övdüğü beyitler arasında aktarımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar