Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Gül gibi gül sen ben ey rûh-ı revân aglayayın
Bülbül-âsâ ey şeh-i gonce-dehân aglayayın
Çün müyesser olmadı vaslunla gülmek muttasıl
Varayın fürkat diyârında hemân aglayayın
Devlet ü ikbâl ile sen şâdmân u hurrem ol
Derd-i hecrünle ben ey rûh-ı revân aglayayın
Çün nasîbümmiş ezelden fürkatünle aglamak
Varayın hecrünle ey şâh-ı cihân aglayayın
Fürkate saldı felek Şâhî ne çâre âh idüp
Çeşm-i hûn-efşân u giryânumla kan aglayayın

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey akıp giden canım, sen gül gibi gül, ben ağlayayım; ey gonca ağızlı şah, ben bülbül gibi ağlayayım.

2. Madem vuslatınla sürekli gülmek nasip olmadı, ayrılık diyarına gidip orada ağlayayım.

3. Sen devlet ve ikbal içinde sevinçli ve mutlu ol; ey akıp giden canım, ben ayrılığının derdiyle ağlayayım.

4. Madem ezelden nasibim ayrılığınla ağlamakmış, ey cihanın şahı, gideyim de ayrılığınla ağlayayım.

5. Ey Şâhî, felek beni ayrılığa düşürdü, ne çare; ah ederek kan saçan ve yaşlı gözlerimle kan ağlayayım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "aglayayın", kafiye "revân, dehân, hemân, revân, cihân, kan" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Matlanın ilk mısraındaki "ey rûh-ı revân" hitabı üçüncü beytin ikinci mısraında aynen tekrarlanır; böylece "revân" kafiyesi iki kez kullanılmış olur. Kılıç "aglayayın" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde ilk beyitten sonra [46b] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk mısraı bir cinasla açılır: "Gül gibi gül" söyleyişinde birinci "gül" çiçeği, ikinci "gül" gülme fiilini anlatır. Gülen gül ile ağlayan bülbül arasındaki karşıtlık, divan şiirinin en bilinen mazmunlarından biridir; sevgili gül gibi açılıp güler, âşık ise bülbül gibi inler. Bütün gazel bu tezadın üzerine kurulur: bir yanda sevinç, devlet ve ikbal içindeki sevgili, öbür yanda ayrılık diyarında ağlayan âşık. Redif "aglayayın" bir istek kipidir; âşık ağlamayı bir yazgı olarak kabullenir ve hatta kendine bir görev gibi seçer.

Dördüncü beyitte bu kabulleniş "ezel" kavramıyla açıklanır: ayrılıkla ağlamak, âşığa yaratılıştan önce verilmiş bir paydır. Son beyitte sorumluluk feleğe yüklenir; "çeşm-i hûn-efşân" (kan saçan göz) ve "kan aglamak" ifadeleri, divan şiirinde acının en ileri derecesini anlatan kanlı gözyaşı imgesini taşır.

Gazelin muhatabına verilen sıfatlar dikkat çekicidir. Sevgili "şeh-i gonce-dehân" (gonca ağızlı şah) ve "şâh-ı cihân" (cihanın şahı) diye çağrılır; ona "devlet ü ikbâl ile" mutlu olması dilenir. Âşık ise "fürkat diyârı"na (ayrılık ülkesine) gidecektir. Kılıç, Kanuni'ye seslenildiğini düşündüğü bir başka gazelde "Kalmışam fürkat diyârında" mısraını örnek verir ve Bayezid'in babasından uzak düşmüşlüğünü bu tür şiirlerde görür. Bu gazeli de bir babadan ayrılan oğulun sesi olarak okumak mümkündür; ancak Kılıç bu gazeli anmaz ve metinde açık bir işaret yoktur. Bu okuma bizimdir. "Şâh-ı cihân" ve "devlet ü ikbâl" sözleri divan şiirinde sevgili için de sık kullanıldığından, gazelin bütünüyle bir aşk şiiri olarak okunması da aynı ölçüde mümkündür.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 106, gazel no. 124 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 46b); ayrıca s. 29 (redifler), s. 33 ("fürkat diyârı" ve babaya hitap eden gazeller), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar