Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Ölürsem ben n’ola hecrünle ‘ömrün pâydâr olsun
Hemân kabrümde mihrün tek benümle gam-güsâr olsun
Hemân dil gamze-i kattâle döymez yohsa gayrıdan
Dil-âverdür çevirmez yüz gerekse Zü’l-fekâr olsun
Ser-i zülfün gibi la’l-i lebünden bûse almaga
Burup boynın dil-i miskîn niçe bir intizâr olsun
Ser-i kûyunda seng-i ta’ne tutdı dün beni haylî
Göreyin ol rakîb-i rû-siyâhı seng-sâr olsun
Kadem-rencîde kıl öldükde ey rûh-ı revânum gel
Mezârı Şâhînün aks-i ruhunla lâlezâr olsun
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayrılığınla ben ölürsem ne olur, yeter ki senin ömrün kalıcı olsun; yalnız kabrimde senin sevgin güneş gibi bana dert ortağı olsun.
2. Gönül yalnız öldürücü kirpik bakışına doyamaz, yoksa başka bir şeyden korkmaz; yiğittir, karşısına Zülfikâr çıksa bile yüz çevirmez.
3. Yakut dudağından bir öpücük almak için zavallı gönül, zülfünün ucu gibi boynunu bükerek daha ne kadar beklesin?
4. Dün senin mahallende beni ta'n taşlarına tuttular; o yüzü kara rakibin taşlandığını göreyim.
5. Ey akıp giden canım, öldüğümde zahmet edip gel; Şâhî'nin mezarı yanağının aksiyle lâle bahçesine dönsün.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olsun", kafiye "pâydâr, gam-güsâr, Zü'l-fekâr, intizâr, seng-sâr, lâlezâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç "olsun" redifini divanda iki gazelde kullanılan redifler arasında sayar. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel ölümle açılır ve mezarla kapanır. Matlada âşık, ayrılık yüzünden ölse bile sevgilinin ömrünün uzun olmasını diler; bu, divan şiirinde sevgiliye ve büyüklere edilen bilinen bir duadır. Aynı beyitte "mihr" kelimesi hem sevgi hem güneş anlamına gelir. Kabrin karanlığında sevgilinin sevgisinin güneş gibi âşığa yoldaşlık etmesi, kelimenin iki anlamını birlikte çalıştıran bir tevriyedir. Son beyitte ise sevgili mezara çağrılır ve yanağının aksiyle mezarın lâle bahçesine dönmesi istenir. Kırmızı yanak ile lâle arasındaki renk ilgisi, ölümü bir bahar görüntüsüne çevirir.
İkinci beyit gönlün yiğitliğini anlatır. Zülfikâr, Hz. Ali'nin kılıcı olarak bilinir ve divan şiirinde yenilmez kılıcın simgesidir. Gönül, karşısına Zülfikâr çıksa bile yüz çevirmeyecek kadar cesurdur; onu yenen tek silah sevgilinin "kattâl" (öldürücü) gamzesidir. Üçüncü beyitte zülfün kıvrık ucu ile âşığın bükük boynu arasında bir benzetme kurulur; boynunu bükerek beklemek, çaresiz bir bekleyişin deyimidir.
Dördüncü beyit bir karşılık beytidir. "Seng-i ta'ne" (kınama taşları) ile "seng-sâr" (taşlanmış) aynı "seng" (taş) kelimesinden kurulur. Sevgilinin mahallesinde âşığı söz taşlarıyla taşlayan rakibin kendisinin taşlanması istenir; "rû-siyâh" (yüzü kara) sıfatı da utancı ve suçu birlikte anlatır. Bu beyitteki öfke, gazelin geri kalanındaki teslimiyet havasından ayrılır ve şiire bir hareket katar.
Gazelde muhatabın kimliğine dair bir işaret yoktur. Ölümü bekleyen bir sesin sevgilinin uzun ömrünü dilemesi, Kılıç'ın Şâhî'nin şiirlerinde öne çıkardığı ayrılık ve hasret temalarıyla örtüşür; ancak gazelin belirli bir olaya bağlanmasına imkân veren bir dayanak neşirde bulunmaz.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 105-106, gazel no. 123 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler), s. 31 (ayrılık ve hasret temaları), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






