Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Nâle kılsam kûhlar dem-sâz olur cânân içün
Ol gözi âhû-yı Çîn ol gamzesi fettân içün
Sür hayâl-i dostdan gayrısın ey dil dîdeden
Gayrıdan hâlî gerek lâbüd serâ sultân içün
Gamzene bir kez işâret eyle kurtarsın beni
Çeşm-i cellâdun yeter işkence eyler cân içün
İstesem vaslun tabîbâ n’ola yüz bin cân ile
Kim ola kim derdine sa’y itmeye dermân içün
Dürr-i nazmun sakla Şâhî pâyına bezl itmege
Şark u garbun serveri Sultân Süleymân Hân içün
Günümüz Türkçesiyle
1. O gözü Çin ceylanı, o kirpik bakışı fitneci sevgili için inlesem dağlar bana ses verip yoldaş olur.
2. Ey gönül, dostun hayalinden başka her şeyi gözünden sür; sarayın sultan için başkalarından boşaltılması gerekir.
3. Kirpik bakışına bir kez işaret et de beni kurtarsın; cellat gözünün cana ettiği işkence yeter.
4. Ey hekim, vuslatını yüz bin canla istesem buna şaşılır mı? Derdine derman bulmak için çabalamayan kim olabilir?
5. Ey Şâhî, şiirinin incilerini doğunun ve batının başı Sultan Süleyman Han için, onun ayağına saçmak üzere sakla.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "içün", kafiye "cânân, fettân, sultân, cân, dermân, Hân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Kılıç "içün" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde dördüncü beyitten sonra [47a] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk dört beyit sevgiliye yazılmış bir aşk gazelidir. Matlada âşığın iniltisine dağların ses vermesi, divan şiirinde Ferhad'ın dağlarla dertleşmesini hatırlatan bir mübalağadır. "Âhû-yı Çîn" (Çin ceylanı) sevgilinin iri, kara gözünü anlatır. İkinci beyitte gönül bir saraya, sevgili ise o saraya gelecek sultana benzetilir; sultanın gireceği yerin başkalarından boşaltılması gerektiği gibi, gönlün de dostun hayali dışındaki her şeyden arınması istenir. Üçüncü beyitte göz cellat, kirpik bakışı ise cellada işaret bekleyen bir görevli gibidir; âşık, işkencenin uzamasındansa tek bir işaretle ölmeyi ister. Dördüncü beyitte sevgili hekimdir ve vuslat dermandır.
Makta beyti gazelin bütün yönünü değiştirir. Şair, şiirinin incilerini "Şark u garbun serveri Sultân Süleymân Hân" için saklamasını kendine öğütler. "Dürr-i nazm" (şiir incisi), "bezl" (saçmak, cömertçe vermek) ve "pây" (ayak) kelimeleri bir tenasüp kurar: incilerin padişahın ayağına saçılması, değerli bir armağanın sunuluşunu anlatır. Redif "içün" de bu beyitte asıl anlamını bulur; sevgili için başlayan gazel, sultan için biter.
Tarihî Bağlam
Kılıç bu makta beytini iki yerde aktarır. Birinde Şâhî'nin bazı beyitlerinde padişahını öven bir şair konumunda olduğunu söyler ve beyti bu durumun örneği olarak verir. Öbüründe Şâhî'nin kendi şiirini övdüğü az sayıdaki beyti sıralar ve bu beyitte şairin kendi şiiriyle birlikte babasının sultanlığını da övdüğünü, inci saçan şiirlerini sultanının ayağına saçmak istediğini belirtir. Girişte beyit "G124/5" künyesiyle anılır; metindeki numarası 125'tir. Kılıç'ın alıntılarından birinde "bezl" kelimesi "bezi" diye dizilmiştir; metinde doğru biçimiyle "bezl" yer alır. Gazelin hangi yıl yazıldığı neşirde belirtilmez. Kanuni'nin adının bir aşk gazelinin son beytinde, babaya sunulacak bir armağan gibi anılması, şiirin bir sunuş ya da ithaf amacıyla kaleme alınmış olabileceğini düşündürür; bu çıkarım bizimdir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 106-107, gazel no. 125 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 47a); ayrıca s. 29 (redifler), s. 36 (padişahı öven beyitler), s. 42 (beşinci beytin "G124/5" künyesiyle şairin kendi şiirini övdüğü beyitler arasında aktarımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






