Özgün Metin
Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün
Olmaya key reh-zen saçunı yüzden ırasın
Yâ gâyet ile yüz vire başdan çıkarasın
Rahm eyleyüben hâlüne yüz virmeye dil-ber
Vây ana ki yüzün aluna ala viresin
Sa’y eyle dil-i dil-bere gir vasl dilersen
Erlük o turur rızkunı taşdan çıkarasın
Eşkümle bu çeşmüm döneli bahr-i muhîte
Kimse ne kenârın görebildi ne karasın
Yâ Rab göreli gamzesin el çekdi lebinden
Şâhî görebilmez mi saçın yüzi karasın
Her şâh-ı cihân bendesinün çoklugın ister
Sen kulunı gamzenle niçün böyle kırasın
Günümüz Türkçesiyle
1. Yol kesici saçını yüzünden ayırmayasın; ya da ona fazlasıyla yüz verip onu baştan çıkarasın.
2. Dilber haline acıyıp yüz vermez; vay o kimseye ki yüzünün kırmızılığına karşılık al bir şey vermeye kalkasın.
3. Vuslat istiyorsan çalış, dilberin gönlüne gir; yiğitlik, rızkını taştan çıkarmandır.
4. Bu gözüm gözyaşımla okyanusa döndüğünden beri kimse ne kıyısını görebildi ne karasını.
5. Ya Rab, onun kirpik bakışını gördüğümden beri dudağından el çekti; Şâhî onun saçının yüzündeki karasını göremez mi?
6. Cihanın her şahı kullarının çok olmasını ister; sen ise kulunu kirpik bakışınla niçin böyle kırasın?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelin sonunda her beyitte "-asın/-esin" eki bulunur; kafiye ise bu ekten önceki hecelerde aranır: "ırasın, çıkarasın, viresin, çıkarasın, karasın, karasın, kırasın". "Çıkarasın" birinci ve üçüncü beyitte, "karasın" dördüncü ve beşinci beyitte tekrar edilir. İkinci beyitteki "viresin" bu "-ra-" düzenine uymaz ve kafiyeyi bozar. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en dikkate değer yeri dördüncü ve beşinci beyitlerdeki "kara" kelimesidir. Dördüncü beyitte gözyaşından okyanusa dönen gözün ne kıyısı ne "karası" (karası, kara parçası) görünür. Beşinci beyitte ise "saçın yüzi karası" sevgilinin yüzüne düşen kara saçtır. Aynı kelimenin bir beyitte "kara toprak", ötekinde "siyah" anlamında kafiye yerinde durması bir tam cinastır. Dördüncü beyitteki "kenâr" kelimesi de hem kıyı hem kucak anlamıyla bu oyuna katılır.
Matla beyti "yüz" ve "baş" kelimeleriyle oynar. Saç bir "reh-zen" (yol kesici) olarak düşünülür; şair ya onun yüzden ayrılmamasını ya da ona "yüz verilip" "baştan çıkarılmasını" söyler. "Yüz vermek" ve "baştan çıkarmak" deyimleri, saçın yüzden başa doğru uzanışını da düşündüren bir çift anlam taşır. İkinci beytin ikinci mısraı kapalıdır. "Yüzün aluna ala viresin" söyleyişinde "al" (kırmızı) ile "almak" fiili arasında bir oyun sezilir; mısra, sevgilinin kırmızı yanağına karşılık bir şey vermeye kalkan kişiye acınması biçiminde anlaşılabilir. Bu okuma bizimdir ve kesin değildir.
Üçüncü beyit bir atasözü havası taşır: "rızkını taştan çıkarmak", emekle ve yiğitlikle geçimini sağlamak demektir. Şair bu deyimi vuslat için harcanacak çabaya uygular. Son beyit hükümdar ile kul arasındaki ilişkiden bir benzetme kurar: her şah kullarının çok olmasını isterken sevgili, gamzesiyle kendi kulunu kırmaktadır. "Kırmak" burada hem öldürmek hem gönül kırmak anlamını taşır. Şah ve kul ilişkisinin divan şiirinde sevgili için sık kullanıldığı düşünülürse, beytin belirli bir hükümdara yöneldiğini gösteren bir işaret yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 107, gazel no. 126 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






