Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Kabûl itdüm ben ol yâri vefâsı olsun olmasun
Çevürmem yüz cenâbından cefâsı olsun olmasun
Dimişler ‘ışk deryâdur düşen andan halâs olmaz
Ana dil zevrakın saldum hatâsı olsun olmasun
Yüri pendi ko ey vâ’iz eger bâl u belâ yilse
Ben ol şîrîn-lebi sevdüm belâsı olsun olmasun
Etıbbâ dir imiş Kânûn içinde ‘ışka dermân yok
Ben anı ihtiyâr itdüm devâsı olsun olmasun
Bahâr eyyâmı gül devri el ur câm-ı meye Şâhî
Gerekse sûfî-i şehrün safâsı olsun olmasun

Günümüz Türkçesiyle

1. Ben o sevgiliyi kabul ettim, vefası olsun olmasın; cefası olsun olmasın, onun katından yüz çevirmem.

2. Aşk bir denizdir, ona düşen kurtulmaz demişler; tehlikesi olsun olmasın, gönül kayığımı ona saldım.

3. Ey vaiz, yürü, öğüdü bırak; üstüme bal da yağsa bela da yağsa, ben o tatlı dudaklıyı sevdim, belası olsun olmasın.

4. Hekimler Kânûn'da aşka derman yok derlermiş; ben onu seçtim, devası olsun olmasın.

5. Ey Şâhî, bahar günleri, gül mevsimidir; şehrin sofusunun gönlü hoş olsun olmasın, şarap kadehine el uzat.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olsun olmasun", kafiye "vefâsı, cefâsı, hatâsı, belâsı, devâsı, safâsı" kelimelerindeki "-âsı" sesidir. Kılıç "olmasun" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde gazelin başında [47b] varak imi bulunur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, âşığın aşkı bütün sonuçlarıyla birlikte kabul ettiğini söyleyen bir kararlılık şiiridir. "Olsun olmasun" redifi her beyitte bir ihtimali reddeder: sevgilinin vefası, aşk denizinin tehlikesi, sevgilinin belası, aşkın devası ve sofunun hoşnutluğu, âşığın kararını değiştirmez. Böylece redif, bir kayıtsızlık ve meydan okuma ifadesine dönüşür.

İkinci beyitte aşk bir denize, gönül ise o denize salınan bir kayığa ("zevrak") benzetilir. "Hatâ" kelimesi burada hem yanlış hem tehlike anlamını taşır. Üçüncü beyitte vaiz, âşığa öğüt veren ve onun yolundan döndürmeye çalışan tiptir; âşık onu dinlemez. Bu beytin ilk mısraındaki "bâl u belâ yilse" söyleyişi kapalıdır; "bal da bela da yağsa" biçiminde anlaşılabilir, ancak "yilmek" fiilinin buradaki anlamı kesin değildir. Bu okuma bizimdir.

Dördüncü beyitte "Kânûn" kelimesi büyük harfle dizilmiştir ve İbn Sînâ'nın ünlü tıp kitabı el-Kānûn fi't-tıb'ı anlatır. Bu eser İslâm tıbbının en büyük ansiklopedik çalışması sayılmış, Doğu'da ve Batı'da yüzyıllarca okutulmuştur. Şair, hekimlerin bu kitapta bile aşka bir ilaç bulunmadığını söylediklerini aktarır ve yine de aşkı seçtiğini söyler. Tıp kitabının adı ile "kanun" (yasa) kelimesinin ortaklığı, beyte ikinci bir yankı verir. Bayezid'in babası "Kanuni" diye anıldığından burada bir ad oyunu bulunup bulunmadığı sorulabilir; ancak metinde bunu destekleyen başka bir işaret yoktur ve bu ihtimal yalnızca bizim bir tahminimizdir.

Makta beyti divan şiirinin bilinen rind ile sofu karşıtlığını kullanır. Bahar ve gül mevsimi işret zamanıdır; şehrin sofusunun hoşnut olup olmaması, şaire kadehe el uzatmaktan alıkoyacak bir sebep değildir. Bu kapanış, redifin taşıdığı kayıtsızlığı en açık biçimde ortaya koyar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar