Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Vuslat elden gideyor dil nice handân olsun
Dem-i fürkat geliyor ney gibi nâlân olsun
Merdüm-i dîdelerüm vasluna irince yine
Gülüp oynamadan el yusun u giryân olsun
Eglesün tende revânum elem-i fürkat ile
Âteş-i hecr ile dil sînede sûzân olsun
Bârî mektûbla her lahzada yâd eyle beni
Süreyin gözlerüme derdüme dermân olsun
Derd ü hasretle bu Şâhî yine bir niçe zemân
Kûh u deşte düşüben vâlih ü hayrân olsun
Günümüz Türkçesiyle
1. Vuslat elden gidiyor, gönül nasıl güler yüzlü olsun; ayrılık zamanı geliyor, ney gibi inlesin.
2. Gözbebeklerim vuslatına yine kavuşunca gülüp oynamadan elini yıkasın, vazgeçip ağlasın.
3. Ruhum bedende ayrılık acısıyla oyalansın; gönül göğüste ayrılık ateşiyle yansın.
4. Bari her an bir mektupla beni an; onu gözlerime süreyim, derdime derman olsun.
5. Bu Şâhî yine bir süre dert ve hasretle dağlara, çöllere düşüp şaşkın ve hayran olsun.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olsun", kafiye "handân, nâlân, giryân, sûzân, dermân, hayrân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Kılıç "olsun" redifini divanda iki gazelde kullanılan redifler arasında sayar. Neşirde ikinci beyitten sonra [48a] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir veda anını anlatır. Matlada vuslat "elden gider", ayrılık zamanı "gelir"; gidiş ile geliş arasındaki bu karşıtlık bütün şiirin çerçevesini kurar. Gönül artık "handân" (güler yüzlü) olamaz, ney gibi inlemelidir. Neyin inleyişi, divan şiirinde ayrılık acısının bilinen imgesidir. Redif "olsun", bu gazelde bir dilekten çok bir kabullenişi anlatır: âşık başına gelecekleri sıralar ve her birine razı olur.
İkinci beyitte "merdüm-i dîde" (gözbebeği) terkibi kullanılır. "Merdüm" Farsçada insan anlamına da gelir; göz bebeğinde görünen küçük insan görüntüsü bu adlandırmanın kaynağıdır. Şair bu "küçük insanı" gülüp oynayan bir kişi gibi canlandırır, sonra ondan "el yumasını" ister. "El yumak", bir şeyden vazgeçmek demektir; gözün yaşla yıkanması da bu deyimle birleşir. Üçüncü beyitte can bedende ayrılık acısıyla oyalanır, gönül göğüste yanar. Son beyit, Mecnun gibi dağlara ve çöllere düşmeyi âşığın kaçınılmaz yolu olarak gösterir.
Tarihî Bağlam
Dördüncü beyit gazelin en somut isteğini taşır: âşık, sevgiliden her an bir mektupla kendisini anmasını ister ve bu mektubu gözüne süreceğini söyler. Mektubun göze sürülmesi, ona duyulan saygıyı ve hasreti birlikte anlatır. Kılıç, Bayezid'in babasına hitap eden şiirlerinde "babasından mektup bekleyen bir oğul" bulunduğunu belirtir; Bayezid'in Kütahya'dan Amasya'ya gitmemek için ve İran'da iken babasına pek çok mektup yazdığını, bunların çoğunun cevapsız kaldığını anlatır. Kılıç bu gazeli o şiirler arasında saymaz. Veda havası ve mektup isteği, gazelin aynı duyguyla yazılmış olabileceğini düşündürür; bu okuma bizimdir ve gazelin yazılış zamanı neşirde belirtilmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 107-108, gazel no. 128 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 48a); ayrıca s. 29 (redifler), s. 32 (babasından mektup bekleyen oğul), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
- Kubbealtı Lugatı, "merdüm" maddesi (göz bebeği anlamı). https://eski.lugatim.com/s/merdüm
Çevrimiçi kaynaklar






