Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Tahammül n’eydi cânâ hecr-i rence
Mukarrermişse irmek vasl-ı gence
Çıkardı perdeden kaçmazdı rızvân
Melâhatde eger varmışsa sence
Tahammülde belâ-yı hecre Ferhâd
Ne cânı var ki ola bile bence
Senün ey âfitâb-ı ‘âlem-ârâ
Sa’âdetdür yüzün görmek toyınca
Kaçan koçam diyü Şâhî miyânın
Derûnum içre cânum kaldı kılca
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sevgili, vuslat hazinesine ermek takdir edilmişse ayrılık zahmetine katlanmak da ne ki?
2. Güzellikte senin gibisi olsaydı Rıdvan onu perdeden çıkarır, saklamazdı.
3. Ayrılık belasına katlanmakta Ferhad'ın ne canı var ki benimle bir olsun?
4. Ey dünyayı süsleyen güneş, senin yüzünü doya doya görmek mutluluktur.
5. Şâhî "Belini ne zaman kucaklayacağım" diye beklerken canım içimde kıl kadar kaldı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kılıç'ın dökümüne göre bu kalıp divanda yirmi Türkçe gazelde kullanılmıştır. Gazel redifsizdir. Kafiye düzeni gevşektir: "rence, gence, sence, bence" kelimeleri "-ence" sesinde buluşur, "toyınca" ve "kılca" ise bu sese ancak son heceleriyle yaklaşır. Neşirde üçüncü beyitten sonra [49b] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, divan şiirinde sık birlikte anılan "renc" (zahmet, eziyet) ile "genc" (hazine) kelimelerini kafiyede karşı karşıya getirir. İki kelime arasındaki ses benzerliği, anlamdaki karşıtlığı da öne çıkarır: hazineye ermek için zahmete katlanmak gerekir. Şair bunu bir soru biçiminde söyler; vuslat mukadder ise ayrılığa katlanmak önemsizdir.
İkinci beyit kapalıdır. Rıdvan, cennetin bekçisi olarak bilinir. Beyit, "güzellikte senin gibisi bulunsaydı Rıdvan onu perdeden çıkarır, gizlemezdi" biçiminde anlaşılabilir; yani cennette bile sevgilinin benzeri yoktur. Bu okuma bizimdir. Üçüncü beyitte Ferhad telmihi kullanılır. Ferhad, dağı delen sabrıyla aşk yolunun en dayanıklı kahramanıdır; şair, ayrılığa katlanmakta Ferhad'ın bile kendisiyle boy ölçüşemeyeceğini söyler. Bu, divan şiirinde âşığın kendi derdini büyük âşıkların derdinden üstün tutmasının bilinen bir örneğidir.
Dördüncü beyit sade bir övgüdür; sevgili dünyayı süsleyen güneştir ve yüzünü doya doya görmek saadettir. Güneşe doya doya bakılamayacağı düşünülürse, beyitteki dilek kendi içinde küçük bir imkânsızlık da taşır; bu gözlem bizimdir. "Toyınca" (doyunca) kelimesi eski Anadolu Türkçesinin söyleyişini taşır. Makta beytinde ince bel ile kıl arasındaki benzetme kullanılır. Divan şiirinde sevgilinin beli kıl kadar ince, hatta yok denecek kadar ince düşünülür. Şair bu benzetmeyi tersine çevirir: beli kucaklamayı beklerken incelen, kıl kadar kalan kendi canıdır. "Koçmak" (kucaklamak) fiiliyle "kılca" kelimesi arasında bir ses yakınlığı da sezilir. Gazelde muhatabın kimliğine dair bir işaret bulunmaz.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 111, gazel no. 134 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 49b); ayrıca s. 29 (vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






