Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Hasret-i rûyunla cânâ ger kılursam âh (u) vâh
Çarh urup pervâne-veş odlara yana mihr ü mâh
Senden ayru olmaga cânâ rıza virmez gönül
Ger olursa sensüzin mülk-i cihâna pâdişâh
Pâyuna başın komak ‘ayn-ı sa’âdetdür begüm
Bu sa’âdet konmamış gibi benüm başumda âh
Kimse bilmezdi cihânda derdini bu gönülün
Rûy-ı zerdüm eşk-i çeşmüm olmasa ana güvâh
Hasret-i zülfi hevâsında ölürsem Şâhiyâ
Lâyık oldur kim diyesin “tayyeba’llâhü şerâh”
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sevgili, yüzünün hasretiyle ah vah etsem güneş ile ay dönüp pervane gibi ateşlere yanar.
2. Ey sevgili, sensiz cihan ülkesine padişah olsam bile gönül senden ayrı kalmaya razı olmaz.
3. Beyim, ayağına baş koymak mutluluğun ta kendisidir; ah, bu mutluluk sanki benim başıma hiç konmamış.
4. Sararmış yüzüm ve gözyaşım ona tanıklık etmeseydi cihanda kimse bu gönlün derdini bilmezdi.
5. Ey Şâhî, onun zülfünün hasreti sevdasıyla ölürsem yakışan, ardımdan "Allah toprağını bol eylesin" denmesidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "vâh, mâh, pâdişâh, âh, güvâh, şerâh" kelimelerindeki "-âh" sesidir. Matladaki "âh (u) vâh" söyleyişinde parantez içindeki "u" bağlacı, Kılıç'ın anlam gereği metne eklediği bir tamamlamadır. Neşirde gazelin başında [50b] varak imi bulunur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla büyük bir mübalağa ile açılır: âşık ah ederse güneş ile ay, ateşin çevresinde dönüp yanan pervaneler gibi yanacaktır. Pervane ile mum, divan şiirinde kendini aşk ateşine atan âşığın bilinen imgesidir; burada gök cisimleri pervanenin yerine konur. "Çarh urmak" (dönmek) deyimi de göğün dönüşünü hatırlatır.
Üçüncü beyitte baş, ayak ve "'ayn" kelimeleri bir arada kullanılır. "'Ayn-ı sa'âdet", mutluluğun tâ kendisi demektir; "'ayn" ise aynı zamanda göz anlamına gelir. Ayağa baş koymak ile başa mutluluğun konması arasında da bir oyun vardır: âşık sevgilinin ayağına başını koymayı saadet sayar, ama saadet onun başına bir türlü konmamıştır. "Konmak" fiili, başa konan devlet kuşu tasavvurunu da düşündürür. Dördüncü beyit bir mahkeme dili kurar. Âşığın sararmış yüzü ve gözyaşı, gönlün derdine "güvâh" (tanık) olarak gösterilir.
Makta beyti bir dua ile kapanır. Kılıç, son mısradaki Arapça "tayyeba'llâhü şerâh" ifadesini dipnotta "Allah toprağını bol eylesin" diye açıklar. Ölenin ardından söylenen bu dua, âşığın kendi ölümünü önceden tasarladığını gösterir; şair, sevgilinin zülfünün hasretiyle ölmeyi kabul eder ve kendisine yakışacak duayı da bildirir.
İkinci beyit gazelin içinde ayrı bir ağırlık taşır. "Sensiz cihan ülkesine padişah olsam bile gönül senden ayrılmaya razı olmaz" sözü, divan şiirinde sevgili uğruna dünya saltanatını hiçe saymanın bilinen bir söyleyişidir. Kılıç'ın anlattığı gibi Bayezid, ömrünü taht mücadelesi içinde geçirmiş bir şehzadedir. Bu beytin onun ağzında taşıdığı anlam, okur için ayrıca dikkat çekicidir; ancak beytin belirli bir olaya bağlanmasını sağlayan bir dayanak yoktur ve bu yorum bizimdir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 112-113, gazel no. 137 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 50b); dipnot 112; ayrıca s. 10-12 (taht mücadelesi), s. 43 (parantez içindeki tamamlamalar), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






