Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Gark-ı hûn dâglarum sîne-i mahzûn üzre
Lâlelerdür sanasın meşhed-i Mecnûn üzre
Nâr-ı hasretle yanan bülbül-i dil ‘aks durur
Hâl sanman görinen ol ruh-ı gül-gûn üzre
Kaşun altında gözün fi’l-mesel ey âfet-i cân
Şol siyeh nokta durur kim yazılur nûn üzre
Seng-dillük nic’olur kim işidüp nâlemi yâr
Merhamet kılmadı ben hâli diger-gûn üzre
İki göz köpridür ey Şâhî gözüm üzre kaşum
Birisi rûd-ı Aras birisi Ceyhûn üzre
Günümüz Türkçesiyle
1. Mahzun göğsümün üzerindeki kana batmış yaralarım, sanki Mecnun'un mezarı üzerinde açmış lâlelerdir.
2. Gül renkli yanağının üzerinde görünene ben sanmayın; o, hasret ateşiyle yanan gönül bülbülünün aksidir.
3. Ey canın belası, kaşının altındaki gözün, örneğin, nûn harfinin üzerine konan o kara noktadır.
4. Ne katı yüreklilik ki sevgili, hâlim perişanken, inleyişimi işittiği hâlde merhamet etmedi.
5. Ey Şâhî, gözlerimin üzerindeki kaşlarım iki gözlü köprüdür; biri Aras ırmağı, öteki Ceyhun üzerinde.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "üzre", kafiye "mahzûn, Mecnûn, gül-gûn, nûn, diger-gûn, Ceyhûn" kelimelerindeki "-ûn" sesidir. Kılıç "üzre" redifinin divanda iki gazelde kullanıldığını belirtir; öteki, Gazel 139'dur. Neşirde son beyitten sonra [50a] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
"Üzre" redifi, gazeli bir şeyin başka bir şeyin üstünde durduğu görüntülerden oluşan bir diziye çevirir. Matlada göğüsteki kanlı yaralar, Mecnun'un mezarı üstünde açan lâlelere benzetilir. Lâlenin kırmızı yaprakları ve kara bağrı, divan şiirinde yanık bir gönlün bilinen benzeridir. İkinci beyitte yanaktaki ben, hüsn-i talil yoluyla açıklanır: o bir ben değildir, hasret ateşinde yanan gönül bülbülünün yanağa düşen yansımasıdır.
Üçüncü beyit bir harf benzetmesidir. Arap harflerinden "nûn" (ن) yay biçiminde bir çanak ve üstünde bir noktadan oluşur. Şair kaşı nûnun yayına, altındaki gözü de bu harfin noktasına benzetir. Harflerin biçiminden yapılan bu tür benzetmeler, yazı kültürüyle yetişmiş divan okurunun hemen tanıdığı imgelerdir. Dördüncü beyit, sevgilinin katı yürekliliğine yöneltilmiş sade bir sitemdir; "diger-gûn" (değişmiş, perişan) kelimesi âşığın hâlinin bozulduğunu anlatır.
Makta beyti gazelin en özgün imgesini taşır. Şair kendi kaşlarını, gözlerinin üstünde duran iki köprüye benzetir. "İki göz köprü" sözü iki kemerli bir köprüyü anlatır; köprünün kemerine "göz" denmesi, kelimeye ikinci bir anlam kazandırır. Gözler ise gözyaşıyla akan iki ırmaktır: biri Aras, öteki Ceyhun. Kılıç'ın aktardığı, Bayezid'in İran'dan babasına yazdığı son mektupta da gözyaşı aynı ırmakla anılır: "gözlerüm pür-hûn ve yaşum Nîl ü Ceyhûn olmışdur". Bu benzerlik, ırmak imgesinin şairin dilinde yaşadığını gösterir. Aras ve Ceyhun adlarının seçilmesinde doğuya yapılan yolculuğun bir izi bulunup bulunmadığı ise metinden anlaşılmaz; bu bağlantı yalnız bizim bir tahminimizdir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 111-112, gazel no. 135 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 50a); ayrıca s. 14 (son mektuptaki "yaşum Nîl ü Ceyhûn" ifadesi), s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






