Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Bulurdum gülsitân zevkin şitâda
O gül yüzlüm lebinden sunsa bâde
Seher cânân ile câm içmeyince
Benüm gönlüm gözüm olmaz güşâde
Bezimde var iken mahbûb u bâde
Ne çalar ney-zen ü çengî arada
Kapar keh gibi gönli kehrübâ-veş
‘Acâyib hâssa vardur dil-rübâda
Tolu sun dest-gîr ol câma sâkî
Ayaklansun bu Şâhî-i fütâde
Günümüz Türkçesiyle
1. O gül yüzlüm dudağından bana şarap sunsa kışın bile gül bahçesinin zevkini bulurdum.
2. Seher vakti sevgiliyle kadeh içmedikçe benim ne gönlüm açılır ne gözüm.
3. Meclisimde sevgili ve şarap varken neyzenle çengiye arada ne iş düşer?
4. Gönlü, kehribarın saman çöpünü kaptığı gibi kapar; bu dilberde şaşılacak bir özellik var.
5. Ey sâki, kadehi dolu sun, el tut da bu düşkün Şâhî ayağa kalksın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "şitâda, bâde, güşâde, arada, dil-rübâda, fütâde" kelimelerindeki "-âde/-âda" sesidir. Üçüncü beyitteki "arada" kelimesinin ilk hecesi kısa olduğundan kafiyeyi biraz gevşetir. "Bâde" kelimesi matlanın ikinci mısraında kafiye, üçüncü beytin ilk mısraında ise mısra içinde kullanılır. Neşirde ikinci beyitten sonra [51a] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel kısa bir meclis şiiridir. Matla mevsimlerin karşıtlığıyla açılır: sevgili dudağından şarap sunarsa âşık kış ortasında bile gül bahçesinin zevkini bulur. "Şitâ" (kış) ile "gülsitân" (gül bahçesi) arasındaki tezat, sevgilinin yanında mevsimin önemini yitirdiğini anlatır. İkinci beyitte "güşâde" (açık) sıfatı hem gönle hem göze bağlanır; seher içkisi olmadan ikisi de açılmaz.
Üçüncü beyit bir soru cümlesiyle meclisin çalgıcılarını gereksiz sayar. Sevgili ve şarap oradayken neyzen ile çengiye iş kalmaz; mısranın sonundaki "arada" kelimesi "araya girmek, arada fazlalık olmak" anlamını sezdirir.
Dördüncü beyit gazelin en ince söz oyununu taşır. "Kehrübâ" (kehribar) kelimesi Farsçada "keh" (saman) ile "rübâ" (kapan, çeken) kelimelerinden yapılmıştır; kehribar sürtüldüğünde hafif maddeleri kendine çeker. Şair dilberin gönlü kapışını kehribarın saman çöpünü kapmasına benzetir ve mısraın başına "keh" kelimesini koyarak kelimenin kökünü açığa vurur. "Hâssa" (özellik) kelimesi de eski tıp ve tabiat bilgisinde taşlara ve maddelere atfedilen gizli özellikleri hatırlatır; bu son çağrışım bizim okumamızdır.
Makta beytinde sâkiden kadehi dolu sunması ve "dest-gîr" olması, yani el tutması istenir. "Dest-gîr" (el tutan) ile "ayaklanmak" (ayağa kalkmak) arasında el ve ayak kelimeleri üzerinden bir tenasüp kurulur; "fütâde" (düşmüş, düşkün) sıfatı da düşen birinin elinden tutulup kaldırılması görüntüsünü tamamlar. Gazelde muhatabın kimliğine ya da tarihe dair bir işaret yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 113, gazel no. 138 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 51a), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
- Kubbealtı Lugatı, "kehribar - kehrübar" maddesi. https://eski.lugatim.com/s/kehribar
Çevrimiçi kaynaklar






