Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Bu gün bir meh-likâ gördüm bu şehr-i ‘âlem-ârâda
Ararsan misli bulınmaz Semerkand u Buhârâda
Düşüp meyhâne küncine begüm mest ü harâb olduk
Görelden leblerün aksin mey-i câm-ı musaffâda
Didüm ey derde dermânum seni pehlûya çeksem bir
Gülüp didi o ‘Îsâ-dem ol olmaz iki dünyâda
Gönül murgını sayd itdi çeküp dâm-ı cefâsına
‘Acâyib sihr var ancak bu zülf-i ‘anber-âsâda
Gözi hançer çeküp bir yanadan kaşı kemân çekmiş
Nic’itsün n’eylesün bî-çâre Şâhî kaldı arada

Günümüz Türkçesiyle

1. Bugün dünyayı süsleyen bu şehirde ay yüzlü birini gördüm; arasan benzeri ne Semerkand'da bulunur ne Buhara'da.

2. Beyim, dudaklarının aksini arı duru kadehin şarabında gördüğümüzden beri meyhanenin köşesine düşüp sarhoş ve harap olduk.

3. "Ey derdime derman olan, seni bir kez yanıma çeksem" dedim; o İsa nefesli gülüp "Bu iki dünyada da olmaz" dedi.

4. Gönül kuşunu cefa tuzağına çekip avladı; bu amber kokulu zülüfte tuhaf bir büyü var.

5. Gözü bir yandan hançer çekmiş, kaşı yay germiş; çaresiz Şâhî ne etsin, ne yapsın, arada kaldı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelin sonunda her beyitte "-da" bulunma eki yer alır; kafiye bu ekten önceki "-â" sesindedir: "'âlem-ârâda, Buhârâda, musaffâda, dünyâda, 'anber-âsâda, arada". Son beyitteki "arada" kelimesinin kısa ünlüsü kafiyeyi biraz gevşetir. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir karşılaşma anlatısıyla açılır: şair "bu gün" ve "bu şehirde" ay yüzlü birini görmüştür. "Bu şehr-i 'âlem-ârâ" (dünyayı süsleyen bu şehir) ifadesinin hangi şehri kastettiği metinden anlaşılmaz; neşirde de bu konuda bir bilgi yoktur. Semerkand ve Buhara, divan şiirinde zenginlik ve güzellikle anılan uzak doğu şehirleridir; sevgilinin benzerinin oralarda bile bulunmaması, güzelliğinin benzersizliğini anlatan bir mübalağadır.

İkinci beyitte sevgilinin dudağının aksi, saf şarabın içinde görünür. Kırmızı dudak ile kırmızı şarap arasındaki renk benzerliği, âşığı meyhane köşesine düşürür. Mısrada "olduk" çoğul kipiyle söylenir; âşık kendini bir meclis topluluğunun içinde anlatır.

Üçüncü beyit kısa bir konuşmadır. Âşık sevgiliye "derdime derman" diye seslenir ve onu bir kez yanına çekmek istediğini söyler. Sevgili ise "'Îsâ-dem" (İsa nefesli) diye anılır. Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine inanılır; divan şiirinde sevgilinin dudağı ve sözü bu yüzden İsa nefesine benzetilir. Beytin inceliği, ölüleri dirilten nefes sahibinin âşığın derdine derman olmayı gülerek reddetmesindedir: "iki dünyada da olmaz".

Dördüncü beyitte zülüf bir tuzak, gönül de o tuzağa düşen bir kuştur; "'anber-âsâ" (amber gibi) sıfatı zülfün hem kokusunu hem koyu rengini anlatır. Makta beyti bir savaş sahnesiyle kapanır. Göz hançer çekmiş, kaş yay germiştir; şair iki silahın arasında kalmıştır. "Arada kalmak" deyimi, çaresizliği gündelik dilin sade bir sözüyle anlatır ve kafiyeyi de bu deyim taşır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 114, gazel no. 140 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar