Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün

Şol hâl-i siyâhun ki yatur la’l-i ter üzre
Gûyâ ki megesdür ki konupdur şeker üzre
Cân virür iken yâr lebin agzuma sundı
Hızr irdi bana hîn-i hazerde sefer üzre
Ey kaşı kemân n’eydi eger geçmese câna
Gamzen okı geldükçe bu hûnîn ciger üzre
Kûyuna yüzüm basa gelüp gideyor agyâr
Yatur yüzi kim basa diyen kanı yir üzre
Şâhî ser-i teslîmi koyupdur işigünde
Şâhâ ne murâd eyler isen çeşm ü ser üzre

Günümüz Türkçesiyle

1. Taze yakut dudağın üzerinde yatan o kara benin sanki şekerin üzerine konmuş bir sinektir.

2. Can verirken sevgili dudağını ağzıma uzattı; tehlike anında, yolculuk üzereyken bana Hızır yetişti.

3. Ey kaşı yay, gamzenin oku bu kanlı ciğerin üzerine geldikçe cana geçmese ne olurdu?

4. Ağyar senin mahallene gelip gidip yüzüme basıyor; yer üzerinde "Yüzü yerde yatıyor, basılsın" diyen kimdir?

5. Şâhî teslimiyet başını eşiğine koymuştur; ey şah, ne dilersen baş üstüne, göz üstüne.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "üzre", kafiye "ter, şeker, sefer, ciger, yir, ser" kelimelerindeki "-er" sesidir; dördüncü beyitteki "yir" bu sese ancak yaklaşır. Kılıç "üzre" redifinin divanda iki gazelde kullanıldığını belirtir; öteki Gazel 135'tir. Neşirde son beyitten sonra [51b] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla divan şiirinin bilinen bir benzetmesini kullanır: yakut dudağın üstündeki kara ben, şekerin üstüne konmuş bir sinektir. Dudağın tatlılığı şekerle, benin siyahlığı ve küçüklüğü sinekle anlatılır. "Ter" sıfatı dudağı hem taze hem nemli gösterir.

İkinci beyitte Hızır telmihi vardır. Hızır, divan şiirinde ab-ı hayatı bulan ve darda kalan yolculara yetişen kişi olarak anılır. Âşık can verirken sevgilinin dudağını ağzına uzatması, hayat suyunun ölmek üzere olana ulaştırılmasına benzetilir. "Hîn-i hazer" (tehlike anı) ve "sefer üzre" (yolculuk hâlinde) ifadeleri, Hızır'ın yolda ve tehlikede yetişen yardımcı oluşunu beyte taşır; dudak ile hayat suyu arasındaki ilgi de bu telmihi tamamlar.

Üçüncü beyit sade bir yakınmadır: gamze oku kanlı ciğere değdikçe cana da geçmektedir. Dördüncü beyit kapalıdır. İlk mısrada ağyarın sevgilinin mahallesinde gelip giderken âşığın yüzüne bastığı söylenir; âşık eşikte yüzü yerde yatmaktadır. İkinci mısra "yer üzerinde 'yüzü yerde yatıyor, basılsın' diyen kim" biçiminde anlaşılabilir; yani âşığın bu hâle düşmesini kimse istememiştir, ağyar kendiliğinden onu çiğnemektedir. Bu okuma bizimdir ve kesin değildir.

Makta beytinde şair "ser-i teslîm" (teslimiyet başı) terkibiyle başını sevgilinin eşiğine koyduğunu söyler. "Çeşm ü ser üzre" (göz ve baş üstüne), bugün de "başım gözüm üstüne" diye yaşayan bir itaat deyimidir; böylece redif "üzre", son beyitte günlük dilin deyimiyle birleşir. Muhatap "Şâhâ" diye çağrılır; bu hitap divan şiirinde sevgili için de yaygın olduğundan, gazelin belirli bir hükümdara yöneldiğini gösteren bir işaret sayılamaz.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 113-114, gazel no. 139 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 51b); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar